PSİKOPAT ASKERBen görmedim ama uzun uzun anlattılar. Askere gittiğim sıra, onun birkaç ay önce terhis olduğunu söylediler. Yaşanan olay bütün bölüğün huzurunda gerçekleşmiş. Denilen o ki bütün bir tugay elinden illallah etmişti. Kontrol edilemeyen bir gençmiş. Kavgalardan çekinmez; ölümüne saldırırmış. Bela herifin tekiymiş. Diğer askerler belaya bulaşmamak için bu adama sataşmazlarmış. Hani derler ya "ite dalaşma çalıyı dolaş" diye, aynen onun misali. Uyumsuzluk ve kuralsızlıkları nedeniyle sıklıkla RDM'ye (Rehberlik ve Danışma Merkezi) sevk edilirmiş. Psikologlar, bu ayarsız askere genellikle istirahat (dinlenme) verip gönderirmiş. İstirahatta olduğu zaman da rahat durmaz askerlere bulaşırmış. Deyim yerindeyse ali kıran baş kesen olmuş. ("Ali kıran baş kesen" ifadesi, zorbalık eden, kaba kuvvet kullanan acımasız ve baskıcı kimseler için kullanılır.) Psikologlar askerde, bu gibi psikolojik bozukluğu olan kişilerle uğraşmayı çok sevmezler. Bu nedenle psikolog arkadaşlar, onlara "nöbet tutamaz, eğitim yapamaz, spor yapamaz" gibi raporlar verirler. Aslında bu raporlar, kötücül ruhlu bu şahıslara ödül gibidir. Onları iyileştirmek yerine; onları kötülük yapmada daha çok kamçılar. Askerin ifadesiyle, bu çocuk psikopatmış. Bu asker de psikopatlığından gurur duyarmış. Bir gün kendisi gibi psikopat bir komutan, onun bölüğüne atanmış. "Deli deliyi gözünden tanırmış." derler ya o hesap. Komutan öncelikle bu sıkıntılı askerle adam gibi konuşmuş. Ona gerekli uyarıları vermiş. Ama kime söyleyeceksin, askerin bir kulağından girip diğer kulağından çıkıyormuş. Bizim oğlan aynı şekilde mafyacılık oynamaya devam ediyormuş. Günlerden bir gün bizim arıza asker, yine olaylar çıkarmış. Elindeki tıraş bıçağı ile kendini parçalıyormuş. Genellikle göğüs ve kollarını ince çiziklerle kesiyormuş. Asker durumu yeni gelen komutana haber etmiş. Komutan bölüğe geliyor bakıyor ki her taraf kan revan içinde. Normalde bu gibi durumlarda ambulans çağrılır hastane gönderilir. Komutan "bırakın kendini parçalasın." demiş. Bizim RDM'lik askerimiz "Ben psikopatım ulan!" diye naralar atıyormuş. Birazdan komutan askerlere "Bu şerefsizi yakalayın." demiş. Üç babayiğit asker bu psikopatı yakalamış. Komutan "mutfaktan bolca tuz getirin" demiş. Bunu yatırmışlar, kestiği yerlerine kollarına ve göğsüne tuzu basmışlar. "Komutan botu ile tuzu yaralara bastırıyordu" dediler. Kabadayı askerimiz acı içinde kıvranıyormuş. Komutana "Ne olur komutan bırak beni!" diye yalvarıyormuş. Komutan "Demek psikopatsın ha! Bundan sonra akıllı olacak mısın ulan?" diye bağırıyormuş. Yarım mafya askerimiz bir ara, acılara dayanamamış ve bayılmış. Komutan tuzlu su hazırlatıp üstüne döktürmüş. Tekrar uyanan bu eşkıya bozuntusuna kaldığı yerden ceza uygulamaya devam etmiş. Yüzlerce kez "tövbe! tövbe! tövbe!" dedikten sonra komutan onu bırakmış. Askerin demesine göre "Tugayı haraca bağlayan ve millete sürekli ıstırap olan o psikopat, süt dökmüş kedi gibi oldu. Askerliğini bitirinceye kadar tugayın en sakin askeri oydu. Daha da kimseye elleşmedi" Atalar çok doğru demiş: "Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir." Şiddet tavsiye edilmez ama bazen gerekli oluyor.DR. OSMAN UTKAN![]()
Konularým


Alıntı