019_Sağlık Konuları

Ramazan Uyarilari

fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#91840
Oruç tutulurken sahura kalkılması öneriliyor. Sahura kalkmadan oruç tutmak halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk ve dikkatte azalmaya neden oluyor. Diyetisyen Cemal Aytaç Ak, "Ramazan ayında azalan öğün sayısını az ve sık yiyerek sahur ve iftar dahil 1-2 ara öğünle en az 4'e çıkarmak gereklidir. Sahura kalkılmadan oruç tutulursa aç kalma süresi artacağından metabolik hız düşer, halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk ve dikkatte azalmalar görülür" dedi. Gün içinde kan şekerinin düşmesini ve uzun süreli açlık sonrası iftarda aşırı besin tüketimini engellemek için sahurda yavaş sindirilen ve besin değeri yüksek gıdaların tüketilmesi öneriliyor. Protein içeriği yüksek gıdalar sahurda Çok yağlı ve çok tuzlu yemeklerden ve aşırı tatlı besinlerden kaçınmak gerektiğine değinen Ak, bunların yerine hazmı kolay, mide ve bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve selüloz içeren sebze, meyve ve kepekli ekmek tercih edilmesi gerektiğine dikkat çekti: "Protein içeriği yüksek olan besinler midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktirdikleri için sahurda tüketilmeleri daha uygundur. Yumurta, süt, yoğurt, peynir, kuru baklagiller tercih edilebilir." 2 litre su tüketin! Sahurda zeytin, peynir, esmer ekmek, çiğ sebzeler, süt veya yoğurt, meyve veya taze sıkılmış meyve suları, reçel ve komposto türü gıdalar veya kuru baklagil çorbaları, etli veya etsiz sebze yemeği, yoğurt, esmer ekmek ve meyveden oluşan posa içeriği yüksek bir öğün tüketilebileceğini belirten Ak, gün içinde su kaybının önlenmesi için özellikle sahurda sıvı alımına önem verilmesi gerektiğini söyledi. Ak, sahurdan iftara kadar uzun süreli açlık ve özellikle sıvı tüketiminin olmamasının önemli sağlık sorunlarına neden olabileceğini kaydederek, iftar ile sahur arasında 2 litre (10 su bardağı) su içmenin doğru bir davranış olacağını belirtti. Küçük porsiyon ve yavaş yemek Yavaş sindirilen, mide ve bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve kana geçiş hızı düşük olan esmer tahıl ürünleri, sebzeler, kuru baklagiller, salata gibi gıdaların tercih edilmesinin iftar sonrası yaşanabilecek rahatsızlıkları engelleyeceğini anlatan Ak, "İftar yemeği yavaş yavaş ve küçük porsiyonlar halinde yenmelidir. Azar azar, iyi çiğneyerek ve sık aralıklarla besin tüketilmelidir" dedi. Ak, çorba ve kahvaltılık ürünler ve salata ile oruç açıldıktan 1-2 saat sonra ana öğün tüketmenin hem metabolizmayı çalıştırmak, hem de boş mideye birden yemek yemenin yol açabileceği sağlık sorunlarını engellemek adına önemli olduğunu vurguladı. İftar sofralarının genellikle oldukça zengin olduğunu ve yüksek kalorili yemekler ve tatlıların bu öğünde tüketildiğini kaydeden Ak, iftarın ardından çikolata, cips, kuruyemiş yenilmesi, sahur yemeklerinde de hamur işleri, börekler ve gözlemelerin tercih edilmesi halinde ise ciddi kilolar alınmasının muhtemel olduğunu vurguladı: "Bu nedenle özellikle erken iftar yemeği yenilen Ramazan aylarında iftarı bölüp akşamın ilerleyen saatlerine bir öğün daha eklemek doğru olacaktır. Özellikle Ramazan ayında tüketimi artan tatlılar şişmanlığa neden olan önemli yiyeceklerdir. Ramazan ayında şişmanlamak istemeyenler tatlılardan kaçınmalı, tatlı tüketilecekse az olmak şartıyla sütlü tatlılar tercih edilmelidir."
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#91841
Ağrı uzmanından Ramazan uyarıları Ağrı tedavisi uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel, Ramazan ayında açlık ve susuzluk nedeniyle birtakım ağrıların oluşabileceğini belirterek, çok şiddetli bir ağrıyla karşılaşılmadığı sürece orucu bozmadan bu ağrıların giderilebileceğini söyledi. Ağrı tedavisi uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel, Ramazan ayında oruç tutanların bazılarında aç ve susuz kalmaktan kaynaklanan mide-bağırsak ağrıları, ani kan şekeri düşmesine bağlı olarak çok şiddetli baş ağrısı, migren ağrıları, uyku düzeninin bozulması ve açlığa bağlı ortaya çıkan gerilim baş ağrısı ve kafeinli içecekleri çok tüketen kişilerde kafeinli içeceklerin kesilmesi ile ortaya çıkan ağrılara rastlandığını kaydetti. Geçmişte böyle bir ağrıyla karşılaşmamış kişilerin bu durumu ciddiye alması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ayşen Yücel, ağrıları olan kişilerin bazı durumlarda oruçluyken bu ağrılardan korunabileceğini dile getirerek, şunları ifade etti: “Oruç saatlerinin uzaması ve buna bağlı olarak aç ve susuz kalma süresinin artması insan vücudunda birtakım ağrıların oluşmasına da sebep oluyor. Çok şiddetli bir ağrıyla karşılaşmadığınız sürece orucunuzu bozmadan bu ağrıları gidermek mümkün. Şartları uygun olan, uyku düzeni bozulsa bile yeterli saat uyuyabilecek olan, ilaçlarını düzgün bir şekilde ve oruca uygun bir şekilde kullanabilecek olan kişiler oruçlarını tutabilirler.” Yücel, insanların hafif ve orta şiddette bir ağrıyı, nefes ya da gevşeme egzersizlerini uygulayarak giderebileceğini belirterek, başka bir şeyle uğraşma, müzik dinleme veya kişinin kendisini rahatlattığını önceden bildiği herhangi bir şeyle uğraşması, loş ve sessiz bir ortamda uzanma, temiz havaya çıkma gibi birtakım tedbirlerin ağrının azalmasını sağlayabileceğini söyledi.
isaavci Üye
Üyelik: 2007-06-11 Herkese açık mesaj: 136
#91845
fatih abi eline sağlık.benim de en büyük korkum ağır iftar yemekleri.inşallah meyve sebze ağırlıklı ayarlama yapcam.Zaten havalar sıocak olacağından sudan başka bir şey aklımıza gelmez sanırım.eyvallah.
fevzi çilkız Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.829
#91848
isa hocam bana bi kamyon alında ben seferi sayılsam... su dediniz de nasıl dayanacazzzz susuzluğaaa ???
mehmet gül Üye
Üyelik: 2006-05-26 Herkese açık mesaj: 214
#92201
Ramazan Müjdesi Ramazan'ın ilk günü ile birlikte nur ve feyiz dolu bir mevsimi yaşamaya başlarız. Kâinat şenlenir, dünya Cennetten süzülen nurânî bir hava ile dolup taşar.. Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı... Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.
Resim kaynağı
Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur. Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar. Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar. Ubâde bin Samit anlatıyor: Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu: "İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır."(1) Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur. Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.
Resim kaynağı
Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir. Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor: Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu: "Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır. Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur." Ashâb-ı Kiramdan bazıları, "Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz" dediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir" buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler: "Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur. Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar. Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız. Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir. Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır. Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2) Kaynaklar: (1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99. (2) A.g.e, 2:94.
fevzi çilkız Arşiv üyesi
Herkese açık mesaj: 3.829
#92202
eline sağlık abi bilgilen için...güzel bi konu rabbim hayırlısı ile ramazana ulaşan kullarından eylesinnn
medinedezaman Üye
Üyelik: 2007-09-07 Herkese açık mesaj: 124
#92646
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki: <— Ey Mü'minler; Sizden öncekilere oldugu gibi, size de günahlardan korunasiniz diye, oruç tutmak farz kilinmistir.>> (Bakara - 183) Said Ibni Cübeyr buyurdu: > Bir gurup âlim bu bahisde der ki: Bunun için ileri gelenleri, orucu yaz ile kis arasi bir dönemde tutmak üzere görüs birligine vardilar ve ilkbaharda oruç tutmayi kararlastirdilar. Getirdikleri bu kolayliga karsilik oruca ongun daha ilâve ettiler. Bir süre sonra kirallari hastalandi ve eger iyilesirse oruçlarina bir hafta daha ekleyecegini Allah'a adadi. Iyilesmesi üzerine oruca bir hafta daha ekledi. Bu kiral ölüp yerine baskasi geçince yeni Kiral > diye emir verdi. Daha sonra hayvanlarini toplu halde Öldüren bulasici bir hastalik afati ile karsilasmalari üzerine kiralari > diye emir çikardi. Bunun üzerine on besten ve on gün sondan olmak üzere oruç müddetine yirmi gün daha eklediler.>> Ileri sürüldügüne göre, her ümmete Ramazan Orucu tutmak farz kilindi. Fakat zamanla kendileri bu farzi yerine getirmekten kaçindilar. Bagavi'nin ileri sürdügüne göre. > kelime olarak > kökünden türemis bir isimdir ve kizgin tas mânâsina gelir. Cünki araplar siddetli sicak günlerde orüc tutarlardi. Aylara isim verdikleri zaman, oruç ayi siddetli sicaklara rastladigi için, adi > kondu. Baska bir görüse göre de, yakici mânasina gelen Ramazan bu ayin günâhlari eritmeye vesile olmasi yüzünden oruç ayina isim olarak takildi. Ramazan Orucu, Hicret'in ikinci yilinda farz kilindi. Kesin bir Isîâmî vecibe oldugu apaçik bulundugu için farz oldugunu inkâr eden kâfir olur. Ramazanin faziletini belirten hadisler çoktur. Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki: <— Ramazanin iik gecesi girince, bir ay boyunca bir tanesi bile kapanmamak üzere, bütün cennet kapilari açilir ve Allah'in emri uyarinca söyle seslenilir, Bu davet, tanyeri agarana kadar devam eder. Allah her bayram gecesi bir milyon kisiyi cehennemden âzâd eder.>> Selman-i Fârisî buyurur ki; <— Ey insanlar! Sizi büyük bir ay gölgesi altina almak üzeredir. Içinde bin aydan hayirli olan Kadir Gecesi vardir. Allah, o ay içinde oruç tutmayi farz ve gecelerini ibadetle geçirmeyi nafile kilmistir. Kim bu ayda bir hayir islerse baska zamanda bir farzi yerine getiren gibidir. Bu ayda bir farzi yerine getirirse baska zamanlarda yetmis farz yerine getiren gibidir. Bu ay sabir ayidir. Sabrin mükafati ise cennettir. Bu ay yardim ayidir, içinde mü'minin rizkinin arttigi bir aydir. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse, bîr köle azad etmis gibi sevab kazanir ve günahlari bagislanir.>> Seîmân-i Farisî buyurur ki: <> dedik. Peygamber 'imiz sözlerine söyle devam buyurdu : <— Allah, o sevabi, oruçluyu bir yudum süt, bir içim su ve bir hurma ile iftar ettirene de verir. Kim oruçlunun karnini doyurursa bu onun günahlarinin bagislanmasini saglar, Allâh ona benim Havz'imdan bir kere içirir de artik hiç susamaz olur. Ayrica oruçlunun mükâfatindan hiç bir sey eksilmeksizin onunki kadar sevab kazanir. Bu ayin basi rahmet, ortasi bagis ve sonu cehennemden kurtulustur. Kim bu ayda kölesinin isini hafifletirse Allah onu cehennemden azad eder. Bu ay içinde dört seyi çokça yapin. Ikisi ile Rabb'imizin rizasini kazanirsiniz. Diger ikisi de sizin için kaçinilmaz ve ihmat edilmez ihtiyaçlardir. Rabb'inizin hosnutlugunu kazandiran iki sey, Allâh'dan baska ilâh olmadigina sahadet etmek ve O'na istigfar etmektir. Sizin için kaçinilmaz ve ihmal edilmez olan diger iki sey de, Rabb'inizden cennet istemeniz ve sizi cehennemden korumasini diiemenizdir.>> Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki: "Kim inanarak ve önemini anlayarak Ramazan Orucunu tutarsa, geçmis ve gelecek bütün günâhlari afvedilir." <— Ulu Allah > diye buyuruyor. Ulu Allah'in kendisine izafe ettigi bir ibadet için baska bir sey söylemeye lüzum yoktur.>> <— Ümmetime, Ramazan Ayi'nda, daha önceki ümmetlere verilmeyen bes özellik verilmistir: 1 — Allâh Kati'nda oruçlunun agiz kokusu, miskten daha hostur. 2 — Iftar anina kadar melekler onlar için istigfar eder. 3 — O ayda seytanlarin elebaslari tutuklanir. 4 — Ulu Allah her gün > buyurarak her gün cenneti süsler, 5 — O ayin son gecesinde günâhlari afvedilir.>> Sahâbiler > diye sordular. Peygamber 'imiz onlara su cevabi verdi, >
Allah'a Emanet Olun; Selam ve Dua İle...
mehmet gül Üye
Üyelik: 2006-05-26 Herkese açık mesaj: 214
#92666
sevgili hemşerim elbetteki sahur saglık açısından önemli ama bence daha önemlisi sahura kalkmanın takva açısından faziletleriçogu kardeşimiz yemegini yeyip yatıyor elbette buda olur ama dediğim gibi takva meselesi
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#92705
Evet arkadaşlar Ramazan Uyarılarına dikkat edelim :)))))
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#92712
sahur ve iftar sofralarını çok özledim 4 gözle bekliyoruz ramazanı...
M.KÜÇÜK Üye
Üyelik: 2007-09-04 Herkese açık mesaj: 6.801
#92735
Şimdi Nizip'te olmak vardı akşamları meyan şerbeti teravihten sonra ciğer dürümü offf offffffff.
Cali Üye
Üyelik: 2006-03-31 Herkese açık mesaj: 1.710
#92749
BekLemesen Şaşardım... Uçan teneke:D
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#92754
fatih abi bilgilerin için teşekkürler zaten ben sahura kalkmazsam dayanamıyorum eğer sahura kalkmamışsam o gün kimse yanıma yaklaşmaz çok sinirli olurum:mad::mad:
Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.363
#92845
Sahura düzenli olarak kalkılırsa çok kısa bir süre içinde vücudumuz oruca uyum sağlıyor ve anormallikler yaşanmıyor... Ayrıca sigara içenler..! Eğer bırakmayı düşünüyorsanız en uygun zamanlardan biri de Ramazanda bırakmakmış, İnşaallah ben bu Ramazan bırakacağım.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#93079
Oruç Tutanlar İçin Sağlık Beslenme Önerileri
  • Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.
  • Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile, iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.
  • Oruç tutanların mutlaka sahur yapmaları sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahur yemeğinde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Ancak gün içerisinde aşırı acıkma problemi olanların midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktiren kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi yemekleri tüketmesi; aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.
  • İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.
  • Günde ortalama 2- 2,5 litre su içmeye, bununla birlikte enerji verirken sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları vd. içmeye özen gösterilmelidir.
  • İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.
  • Yemekleri hızlı yemekten kaçınmalı, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek yenilmelidir.
  • Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.
  • İftar yemeğinden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karşısına geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.
  • Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdır.
Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için, yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (kurubaklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmelidir
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#93098
En uzman yeme ve içme şekli Geel vatandaş en iyisi bu İftarı önce hurma veya zeytinle açacağız. Sonra büykçe bir kase mercimek çorbası Sonra sulu yemek büyükçe bir sahan( tabak) Bu arada salata da bolca olsun yada büyükçe bir kase çaçcık Pilav makarna börek bu arada sofrada kahvaltılık ta olsun onlardan da tatmalı Zeytin peynir reçel bal vs. hepsi olsun ha. Ekmek te pide başka yiyemem kepek yapıyor Su ayran unutulmasın Yemekleri yeyince hemen sofradan kalkmayın çayda bir iki bardak sonra namaz namazdan sonra teravihe kadar yine meyve ve börek baklva sütlaç güllaç allah ne verdiyse Sonra teravih ve dönüş önce birkaç bardak çay arada varsa soda falan da içmeyi unutmayalım Sohbet bu yemeden sonra başlasın arada kuruyemiş veya meyve yine Sonra kısa bir uyku ve gelmiştir artık sahur . Sahurdada çorba kahvaltılıklar Pide ve çay tabi. İşte böyle sonra oruç namazla başlasın ve akşamı beklemeye başlama İşte 40 yıllık deneyimli bir oruç tutandan yapılması gerekenler. Hepinize bol bereketli ve hayırlara vesile olan mübarek bir ay olsun
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#93174
osman abi sen bizi öldürecen mi???
felsefefe Üye
Üyelik: 2002-09-09 Herkese açık mesaj: 2.592
#93180
Nasihat verenler de benim dediğim gibi yapıyorlar. Fatih Abi evde neler neler yiyor acaba İşin aslı şu bu diyet miyet diyenler kendilerine yemek kalmaz diye başkalarınına az yemesini tavsiye ediyorlar
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#93200
felsefefe;93180 wrote:Nasihat verenler de benim dediğim gibi yapıyorlar. Fatih Abi evde neler neler yiyor acaba İşin aslı şu bu diyet miyet diyenler kendilerine yemek kalmaz diye başkalarınına az yemesini tavsiye ediyorlar
süper abi gerçeklik payı mutlaka var..:)
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#94509
SEVGİLİ FELSEFE KARDEŞİM İNAN BEN ÇOĞUNLUKTA UYUYORUM.ZİRA SENİN GİBİ BİZDE KENDİ YEMEĞİMİZİ KENDİMİZ HAZIRLIYORUZ.CANIMSIN
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.204
#94649
ORUÇ BEDENİMİZİ YENİLER... Ramazan’da belli zamanlarda aç kalmamız yetmez, iftar ve sahurda da az yemeli ve açlığın tadını çıkarmalıyız. Böylelikle bütün sistemlerimiz istirahate çekilecek, adeta yenilenecektir. Çoğumuz sindirim sürecinin vücuttan çok kuvvet götüren bir faaliyet olduğunu anlamayız. Ağır bir yemek yediğimizde, bunu izleyen bir veya iki saat içinde fiziksel enerjimizin büyük bir kısmı o yemeği sindirmeye kullanılır. Bunun sonucu olarak sindirim sistemine yığılan kan vücudumuzun diğer bölümlerinde kullanılmaz. Bunun sonucu olarak sindirim sistemine yığılan kan vücudumuzun diğer bölümlerinde kullanılamaz. Oruç tutan kişi, hiçbir zaman yapılmayan bir sürü temizlik (vücudumuzu toksin ve zehirli maddelerden arındırma) işi için kanı serbest bırakmış olur. Aslında fazla yemek yemek, fiziksel enerjimizi azaltır. Vücudumuz için lüzumsuz olan, ihtiyacımız bulunmayan yemekleri sindirterek fazladan ve gereksiz iş yaptırmış oluruz. Sonra vücudumuz yapılması gereken diğer faaliyetleri yapamaz olur. Şahsen bin ağır bir yemek yedikten sonra hasta muayene etmenin zorlaştığını, dalgınlaştığımı ve konsantre olmanın güçleştiğini hep fark etmişimdir. Bu yüzden muayene saatlerinde bundan kaçınmışımdır. Aradan bir iki saat geçmelidir ki yemekler sindirilsin. Kan midemizden beynimize geçsin. Kafamızın bulanıklığı gitsin. Diyelim oruçluyken başımız ağrıyor. Bilelim ki kanımız serbest kaldığından önceden yapması gereken bir işi yapmak için oradadır. Yemek zamanı ağrılar çekebiliriz. Aslında o yemeğe gerçekten ihtiyacımız yoktur ama midemiz bunu alışkanlığından dolayı yapmaktadır. Yemek yemediğimiz halde bir saat içinde karnımızın gürültüsünün geçtiğini görürüz. Bu sadece alışkanlıktan ötürüdür. Midemiz o saatte bu tepkiyi vermek üzere kurulmuş bir saat gibidir.
Mustafa KANAL Üye
Üyelik: 2007-04-17 Herkese açık mesaj: 1.204
#94650
İFTARDA AZ YEMELİ.. İftarda aşırı yemekten, midemizi doldurmaktan kaçınmalıyız. İftar vakti, helal yemekten dahi olsa tıkabasa karnımızı şişirmemeliyiz. Allah katında kapların en kötüsü, tıkabasa dolmuş olan midemizdir. Gündüz yemediğimizi, akşam bir oturuşta toplayıp yersek, şehvetimizi yenmek ve nefsimizi mağlup etmek nasıl mümkün olacaktır? Halbuki birçoğumuz bunun aksine olarak, yiyeceklerini Ramazan’a ayırıp çeşitli, mütenevvi ve nefis yemeklerle akşam sofrasına oturup diğer aylarda yemediklerini bu ayda yemeği itiyad haline getirmişlerdir. Bu istenen neticeyi vermez. Çünkü oruçtan maksad takvaya ulaşmak için biraz acıkmak ve şehveti kırmaktır. Mideyi akşama kadar bekletip acıktırdıktan ve akşamüzeri bol ve nefis yemeklerde karşısına çıktıktan sonra kuvvetinin artıp şehvetinin çoğalacağı aşikârdır. Orucun sırrı ve ruhu, nefsin kuvvetlerini zayıflatmak ve yok etmektir. Bu da ancak az yemek ile mümkündür. Bunu için iftarda aşırıya kaçmadan yemelidir. Yiyeceği iki öğünlük yemeği akşamdan bir araya toplar, hepsini birden yerse bu oruçta kâr (sevap) yoktur. Hatta açlığı tutması ve bedenin zayıfladığını hissetmesi için gündüzleri fazla uyumamak da orucun edeplerindendir. İşte o vakit kalbi cilalanır, her gece biraz daha hafifleşir. İbadetini daha istekli, daha zevkle yapar, aman iftarlara dikkat!...

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim