Sorunlarımız Önerilerimiz

Nizip'de Sokak Çocuklari Var. Haberiniz Var mi

Kumral Ada Üye
Üyelik: 2006-01-11 Herkese açık mesaj: 172
#382
Nizip'de Sokak Çocuklari Var. Haberiniz Var mi Çocuklar için sokakta varolmanin yolu tiner kullanmaktan geçiyor çünkü osanki her seyi unutturuyor Günümüz zor kosullarinin aileler üzerinde yaptigi tahribat en çok çocuklarimizi etkiliyor. Bu durumun en aci örnekleri hiç süphe yok ki ailelerini kaybeden veya onlardan kopan sokak çocuklarimizdir. Büyük sehirlerimizde bir otobüsün eksoz gazindan isinan veya duvar dibinde uyuyan çocuk görmek olaganlasti. Böylesi bir olumsuzlugu görmemek elde degil. iiçemizde boy göstermeye baslayan sokak çocuklarini topluma kazandirmak, toplumla baristirmak ve normal yasam standartini yakalatmak hepimizin görevidir. Bu çocuklarimiz için ne gibi çalismalar yapabiliriz? Suç kimdedir? . ONLAR SECMEDi BU KADERi BÖYLE YASAMAYI KiM ISTER
ahmetaksoy Üye
Üyelik: 2004-09-24 Herkese açık mesaj: 1.075
#6784
Sevgili Kumral ajanmısın ne?Benim gireceğim konuydu. Sokak çocukları konusuna duyarsız kalmak olmaz.Bu tehlike tüm toplumu ilgilendirmektedir.Sokak çocuklarıyla ilgili uzun zamandan beri arkadaşlarla çalışıyorduk.Bunlarla ilgili yeni bir dernek kurduk adı "Çocukları Kötü Alışkanlıklardan Koruma Derneği" dir.Kurucuları: Orhan çelik,Mehmet kılıç,Seyitahmet uzun, M. Ali karabacak ve Ahmet Aksoy'dur. Bu konuda sayın Kaymakamımız, Milli eğitim müdürümüz ve emniyet müdürümüz bize çok katkıda bulunmuşlardır... En kısa zamanda faaliyetlerimize başlayacağız......
ahmetaksoy Üye
Üyelik: 2004-09-24 Herkese açık mesaj: 1.075
#6788
Belediye Başkanımız Haci Fevzi Akdoğan en büyük destekçimizdir.İlçemizdeki 22 çocuk bazı firmalar sponsorluğunda topluma kazandırma çalışmaları yapılmaktadır.Bunlara iş imkanı sağladık, tiyatro getirdik..
Mezopotamya Üye
Üyelik: 2006-02-12 Herkese açık mesaj: 5
#6792
Geçen hafta Nizip'te ki bir sokak çocuğu kurşunlanarak öldürülmüştü..
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6793
Öncelikle sokak çocuklarıaslında farkına varılamayan fakat gün geçtikçe büyümekte olan bir problem ve aynı zamanda buna bir çözüm bulunamazsa çok yakın zamanda daha kesin çözümler bile uygulansa bu olayın sonu gelmeyecegine inanıyorum.Sokak çocukları da bizlerden biri ben veya bir başkamızın yarın veya bizden küçüklerimizin gelecekte onlar gibi olmayacagımızın garantisini kim verebilir.Özellikle Türkiye gibi bir ülkede bu imkansız olmaktadır.Onlar için özel eğitim merkezleri kurmalıyız ve nasıl diğer alanlarda çeşitli aktivitelerde projelerde bulunuyorsak sokak çocuklarıyla da ilgili bu şekilde çalışmalarda bulunabiliriz. Ben bu olayı gerçekleştirebilecek güce sahip olduğumuza inanıyorum. Sokak cocukları kesinlikle unutulmuş falan değil. Bu konuda çalışan birçok stk ve zengin iş adamları var. Tabiki bunun yanında egitim merkezleri kurulduktan sonra işimiz bitmiş olmuyor bu demektirki, siz bu çocukları ortamlarından çekip cıkartmayınca bu çocuk uç gün egitim merkezine gelecek dördüncü gün ise yine gidip tinerini koklayacaktır. Asıl yapılması gereken şey, bu cocukları diger yasıtları gibi aynı sartlar altında eğitimlerini saglamaktır. Bu cocuklarda zaten toplumdan dışlanmışlık var siz bu cocukların hepsini toplayıp bir yere koyarsanız (amac ne kadar iyi olursa olsun) bu cocuklara iyilikten cok kötülük yapmış olacagız kanaatindeyim. Bence yapılması gereken özel ve devlet okullarıyla konuşup her okula birkac tane olmak üzere düzenli psikologgözetiminde normal sosyal hayata kazandırmak gibi birseyler yapılmalı. Bu gücün bizde olduğu konusuna gelince: düzensiz kullanılan her güç iyi değil kötü sonuçlar doğurur bu kaçınılmazdır. Toplum olarak birbirimizle degil ortaksorunlarımızla ilgilenmeliyiz bence.... Bilkent Üniversitesi Toplum Gönüllüleribu konuda bir proje hazırlamışlar.. aşağıdaki adresten "Sokak Lambası Projesi"ile ilgili bilgi edinebilirseniz.... https://tog.bilkent.edu.tr/proje-sokak.htm.
ergenekon Üye
Üyelik: 2006-01-15 Herkese açık mesaj: 8
#6797
Eskiden tinerciler sadece kendilerine zarar veren evsizlerdi bu günkü tinerciler ise artık sadece kendisine zarar vermiyor diğer insanları da tehdit ediyor.Tabii ki bunun asıl nedeni cokluklarından dolayı kendilerine güvenmeleri ve bir sonraki hareketinin nereye varacağını bilmeden diğer kişilere saldırması bence bu olay kapkaç olayından daha büyük bir problem çünkü yaralanmalar oluyor ve hatta ölümler gerçekleşiyor. Güvenlik kuvvetleri bunu göz önüne alarak en azından kendinden geçmiş oldukları zaman bu kişileri mezarlıktan uzaklaştırmalı mezarlığı bir yuva şekline getirmemeliler. Peki diğer insan ne yapmalı ki bu kişiler topluma kazandırılsını Devamını siz söyleyin
Huzi Üye
Üyelik: 2005-12-22 Herkese açık mesaj: 1.967
#6798
Öncelikle fazla uzun sürmeyen bir ayrılıktan sonra tekrar sizinle beraber olmaktan mutluyum diyerek söze başlıyorum... Sokak çocukları toplumun büyük bir yarasadır,bu asla inkar edilemez. Ama neticede bunlar bizim çocuklarımızdır,hiçbiri afrikadan gelmemiştir,bunların bize vaya kendilerine zarar vermesi farketmiyor,sonuçta ortada bir zarar var. Zarar eden bir işyerinin nasıl ki kurtarılması mümkün ise,toplumun aleyhine olan bu zararı da,lehimize çevirmek mümkündür.Sayın Ahmet abim mademki bu konuya eğilmişsiniz (BRAVOOOOO) size çok harika bir çözüm önerisi sunacağım; Belediye başkanının bu konuda yardım ettiğini beyan etmşsiniz,buraya kadar güzel.Köklü bir çözüm önerisinide başkan beye sunduğunuz takdirde, eğerki yardım edecekse; 1- Belediye size bir yer temininde bulunacak ve burayı yatılı bir okul-yurt haline dönüştürecek. 2-Yemek vb. giderleri belediye bütçesinden karşılayacak. 3-Gönüllü veya kendi bünyesinde bulunan tecrübeli eğitimciler çalıştırılacak. 4-Bu; dernek,vakıf veya yurt her ne olursa olsun,bir isim adı altında resmiyet kazanacak 5-Belli bir seviye veya yaşa gelindikten sonra bu kişilere,belediyenin mevcut sevgi mağazasından veya kaymakamlık s.y.d.v tarafından iş bulunup , topluma kazandırılacak.
f.deliaslan Üye
Üyelik: 2006-01-02 Herkese açık mesaj: 77
#6802
Elbetteki onlar da bizim çocuklarımız, Sokak çocuğu tabirini kullanmak onları yabancılaştırmak olmuyor mu? Bence burada en büyük görev ailelere düşüyor. Bir çocuk bu tip eğilimlere giriyorsa ilk etapta;kendisine bakacak (Anne,Babasız.Akrabasız) kimsesi olmayan çocuklar da dahil; Ailenin, Devletin yardımıyla çocuklarını psikoloğa götürmeleri ve onları rehabilite ettirmeleri gerekiyor. Daha sonra ki aşamalar ise; Toplumun bu insanları dışlamadan kabullenerek,Onlara iş imkanı sağlamaları, toplumda kendisinin de birey olduğunun bilincine vardırılması gerekiyor. Elinde mesleği olmayanlar çıraklık eğitim merkezlerinde yetiştirilmeli, kalifiyeli eleman konumuna getirilmeli, Hatta ve hatta kendilerine küçük çapta krediler verilereki? yapabilmeleri sağlanmalı, çünkü üretmeyi öğrenmeleri onlarakendine güvenmeyi öğretecektir. Üreten insan kazancın ne kadar zor olduğu bilincine varacak, Gasp,yankesicilik,kap-kaç,hırsızlık, v.s. suçlara kendisinin de maruz kalacağını düşünerekbenzer suçlara yönelmeyecektir. Daha sonraki aşamalarda ise bu şahısların belirli bir süre içerisinde boş bırakılmaması ve denetim altında tutulması gerekiyor. tüm hemşerilerime sevgi ve saygılar.
Kumral Ada Üye
Üyelik: 2006-01-11 Herkese açık mesaj: 172
#6818
Tinerciler rehabilite edilsin Devlet yetkilileri, sivil toplum kuruluşları karar alarak tinerci çocukların sokaklardaki metruk yapılar içinde barınmalarını ve şehir merkezlerinde kontrolsüz bir şekilde dolaşımını engellemek amacıyla, bir kampa yerleştirilerek rehabilite edilebilirler. Nizip’te toplam ne kadar var bilmiyorum ama çocukların sokakta yaşaması ve bu çocukların tiner, yapıştırıcılar gibi bağımlılık yapıcı maddeleri kullanmasına paralel olarak büyük artış gösteren toplum içi şiddet ve gasp olaylarının önüne geçilememesi toplum için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sokaklarda yaşayan ve korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili yasada gerekli değişikliklerin yapılması gerekir. "Tinerci çocukların sokaklardaki metruk yapılar içinde barınmaları ve şehir merkezlerinde kontrolsüz dolaşımını engellemek amacıyla bir Kampa yerleştirilerek rehabilitasyonları suretiyle toplum huzuru ve yaşayan insanların can, mal güvenliği sağlanabilir.
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6836
Sokak çocukları...
Resim kaynağı
Uzun bir aradan sonra, merhaba!! Sizleri gülümseten bir konu ile başlamak isterdim yazılarıma.. Fakat dün gördüğüm manzara beni gülümsetmekten öte, üzüntü içine soktu.. Arabaların tam ortasında, işlek bir caddede, belden aşağısı çıplak, 4-5 yaşlarında bir erkek çocuğu dileniyordu. Karnında, neredeyse baldırlarına değecek büyük bir ur gözüme çarptı. İçim cız etti. Az ilerdeki polisler ilgilenmiyordu bile çocukla.. Sokak çocukları... Evet onlardan bahsetmek istiyorum.. Tiner çeken, dilenen, kalabalık caddelerde kağıt mendil, sakız gibi şeyler satan cocuklardan... Dilenen çocuklarda ilk bakışta göze çarpan bir sakatlık vardır mutlaka.. Ya bacaklarında, ya da kollarında.. Sanki özellikle sakatlanmış gibi.. "Hayata dair el kitabı" ında derki,""Çocuk satıcılardan bir şeyler satın alın..Yüzündeki gülümsemeyi görmek herşeye değer.."" Yıllardır hep, çocuklardan bir şeyler alırdım. Dilenmek yerine, çalışmaya teşvik etmek amacıyla.. Şimdiyse bunu yaptığımda 6 ay hapis cezası ile karşı karşıya kalacağımı biliyorum. Yeni yasa böyle diyor.. Sizce bu sokak çocuklarını korumak mı oluyor? Elbette ki hayır! Onları sokaklardan toplayıp, yatacak yer verebiliyormuyuz? Tinerci cocuklarla nasıl mücadele ediliyor? Istanbulda her yerde bu cocuklara rastlamak mümkün. Ben görebiliyorsam, niye yetkililer göremiyor? Veya gördüklerini ne yapıyorlar, yakalayıp cezalandırmak yerine onlara sıcak yemek, barınacak yuva temin edebiliyorlar mı? Hayır! En basitinden depremde evsiz,annesiz ve babasız kalan çocuklara ne kadar sahip çıkıldı? Depremin hemen sonrasında, Psikolog Jülide Sevim'in tv de yaptigi konusmayi dinlerken çok üzülmüştüm.. Her zaman soğukkanlı oluşu ile tanıdığım Dr. Sevim olaydan o kadar etkilenmiş ki, anlatırken elleri titriyordu. Şöyle diyordu Dr Sevim; ""Orasi ölüm kokuyor! Döndüğümde yıkandım, yıkandım, yıkandım.. hala üzerimdeki kokuyu atamadım gibi.. Sanki bu koku üstüme sindi.. Değil çocuklar, biz büyüklerin bile ruh sağlığı tehlikede. Çocukların felaket bölgesinden derhal uzaklaştırılması gerektirtiğini, maddi yardımın yanı sıra ruh sağlıklarının düzelmesi ve bu felaketin onlara mümkün olduğunca çabuk unutturulması gerektiğini anlatıyordu.. Aradan bir yıl geçti. Ne yapıldı? Bütün çocuklar mutlu mu? Elbette ki Hayır. Onlar hala yiyecek ekmek bulmakta zorlanıyorlar. Kimi evsiz, kimi okulsuz, kimi aç.. Geçen ay Umut adında bir çocuk Reha Muhtar'a yazdığı mektubu ağlaya ağlaya okudu tv de.. İnanın o ağlarken bende ağladım.. Biz geleceğimizi ellerine teslim edeceğimiz bu çocukları şimdi koruyamazsak, mutlu olmalarını sağlayamazsak, onlardan ne bekleyebiliriz ki? Ne yapıyoruz onlar için? Hiç birşey.. Sedece yasalar koyuyoruz onları korumak adına.. Derin dondurucu içine çocuk kapatan insanlara ceza vermek yerine, o küçük ellerin; bir lokma ekmek parası kazanmak amacıyla sattıklarını alanlara "6 ay hapis cezası" koyan yasalar.. Herkese mutlu, sağlıklı bir gelecek diliyorum..
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6837
Çocukları sokağa iten toplumsal nedenlerin en başında göç ve göçün getirdiği çarpık kentleşme yer alıyor. İşsizlik ve düşük ücret gibi etkenler, göçle büyük kentlere gelen aileleri parçalarken, hızlı kentleşme ile oluşan gecekondu alanları ise çocuklar açısından yeni bir yaşam tarzından kaynaklanan uyumsuzluklara neden oldu. Sokak çocukları ile ilgili yapılan çalışmalar, çocukların büyük kısmının aile içi şiddet, cinsel istismar, üvey anne ve baba, sevgisizlik ve ihmal gibi nedenlerle ailelerinden ayrıldığına işaret ediyor. Çocukların evden kaçmasında, şiddete maruz kalma, cinsel açıdan kullanılma gibi etkenler başta geliyor. Cinsel ve fiziksel istismar konusundaki resmi rakamlar ise varolanı yansıtmaktan çok uzak görünüyor. Çocuklar ve aileler, geleneksel yapının katılığı ve afişe olmak korkusu gibi sebeplerle yaşadıkları olayları 'sır' olarak saklamayı tercih ediyorlar. Prof. Dr. Oğuz Polat, Türkiye'deki resmi kayıtlarda geçen yıl sadece iki ensest vakası olduğunu ve bu rakamın gerçek durumu yansıtmadığını söylüyor. ÇOCUK MERKEZLİ BAKIŞ YOK Uzmanlar, çocukları sokağa iten nedenler her ne kadar aynı olsa da, hepsini genel olarak 'sokak çocuğu' başlığı altında toplamanın yanlış olduğunu belirtiyor. Ancak Türkiye'de sokakta yaşayan, çalıştırılan, suça karışan çocuklara ilişkin farklı bir sınıflandırma yok. Hukukçular, bu konuda devletin çocuk merkezli bir bakış açısına sahip olmamasının etkili olduğunu söylüyor. Sınıflandırmanın yanı sıra çocukların sayılarının tespit edilebileceği herhangi bir 'bilgi ağı' da oluşturulamamış. Resmi rakamlarla, sivil toplum kuruluşlarının rakamları farklılıklar gösteriyor. Durum tespiti yapmak ve çözüm önerileri getirmek amacıyla oluşturulan TBMM Sokak Çocukları Araştırma Komisyonu, yılların birikimi olan bu soruna dair atılan ilk resmi adım. Komisyon'un çeşitli illerdeki kurum ve kuruluşlarla yaptığı görüşmelerde de farklı rakamlar ortaya çıkıyor. Çocuk ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit, Türkiye genelinde 40 bin 205 sokak çocuğu bulunduğunu açıklıyor, ancak çalıştırılan ve yaşayan çocukların bu rakamdaki oranlarını belirtemiyor. Komisyon'a gelen bilgilerde 635 bin çocuğun sokağa düşme tehlikesinin olduğu belirtiliyor. Okuma yazma oranının yüksek olduğu Artvin, sokak çocuğu sorunu olmayan birkaç ilden biri. Türkiye'deki sokak çocuğu sayısının yarısını Diyarbakır'daki çocuklar oluşturuyor. Sosyal hizmet uzmanlarının sayıca yüksek olduğu Ankara'da ise ulaşılabilen çocuk sayısı yanlızca 2 bin 282. MECLİS SOKAK ÇOCUKLARINI ARAŞTIRMA KOMİSYONU BAŞKANI AKP MİLLETVEKİLİ ÖNER ERGENÇ:SAĞLIKLI RAKAM VEREMİYORUZ Şu anda bu çocuklarla ilgili sağlıklı bir rakam verme şansımız yok. Aslında bu rakamlar hiç kimsenin elinde yok. Türkiye'de bunu tespit edecek hiçbir kurum yok. Emniyet Müdürlüğü, SHÇEK, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı hepsi ayrı ayrı rakamlara sahip. Maalesef bir veri tabanı ya da çocuk bilgi ağı yok. 40 bin ile 80 bin arasında değişen rakamlar telaffuz ediliyor. Sadece Diyarbakır'da 20 bin, İstanbul'da ise 26 bin çocuktan bahsediliyor. Şu anda biz Türkiye'nin fotoğrafını çekmeye çalışıyoruz. Konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını dinledik. İlleri dolaşarak üniversitelerle bilgi alışverişinde bulunuyoruz. UNICEF ve ILO'yla görüşmeler yapıyoruz. İki ay içinde çalışmalarımızı tamamlayıp, raporumuzu ve proje önerilerimizi TBMM'ye sunacağız. İSTANBUL BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ BAŞKANI AVUKAT AŞKIN YAŞAR TOPUZOĞLU: ÇALIŞTIRILAN ÇOCUK AİLEDEN ALINABİLİR Sokakta çalıştırılmak çocuklar açısından çok büyük tehlike. Bu çocuklar korunmaya muhtaçlar. Bu konudaki tanımı Çocuk Mahkemeleri şöyle yapmış: Bedensel, zihinsel, ahlaki gelişimleri, şahsi güvenlikleri tehlikede olan veya ailelerine karşı itaatsizlikte bulunan, bakımı güç çocuklar. Baktığımızda sokakta çalışan çocukların hepsi bu tanımlamanın içine giriyor. Medeni Kanun'da da şöyle bir madde yeralır: Eğer anne baba velayet ilişkisine dair yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa, mahkeme onlara çeşitli tedbirler uygular. Bunlardan bir tanesi uyarıdır. Bir diğeriyse sokakta çalışan çocuğun ailesi çocuğun getirdiği kazanca muhtaçsa, devlet olarak o çocuğun kazancı kadar o aileye destek olunması gerekir. Böyle bir tedbiri aldıktan sonra dahi çocuk sokakta çalıştırılıyorsa işte o zaman çocuk istismarı, ihmali sözkonusu. Bu durumda artık velayet ilişkisi sonlandırılır ve çocuk devlet tarafından koruma altına alınır. Korunmaya muhtaç çocuk tanımı içinde, her birini o ortama iten nedenler farklı. Çocuğu koruma altına almak için gerekli olan mahkeme kararı verilirken, her çocuğun farklı ihtiyaçları olduğu bilinerek farklı programlar uygulanmalı. KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANI SELAMİ ÖZTÜRK: VELAYETİ BİZE VERİN Kadıköy'de sokakta yaşayan çocukların çoğunluğu 18 yaş altında. İkinci bir grup da aileleri tarafından çalıştırılan veya dilendirilen çocuklar var. Üçüncü bir grup var ki bunlar da aileleri tarafından hırsızlığa yönlendiren 6-11 yaş arası çocuklar. Bu üç grubun da ortak yönleri var. Kadıköy'de sokakta yaşayan çocukları İlkumut İstasyonu'na alıyoruz. SHÇEK'ten pedagoglar var. Onlar çocukları ikna etmeye çalışıyor. Ancak çocuklar birkaç gün sonra elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. Suça itilen çocuklara hiçbir işlem yapılamıyor. Çocuk olduğu için gözaltında tutamıyorsunuz. Siz daha karakola gitmeden avukatı arıyor. Bu sistemi oluşturanlar, yasal kısmı da iyi takip ediyor. Hukuki savunma sistemlerini de oluşturmuşlar. Çocuğunun velayet hakkını kötüye kullananların elinden bu hakları alınmalı ve çocuğu bir kuruma verilmeli. Elimizde varolan kurumlarla birlikte sahip çıkalım bu çocuklara. Çok idialı söylüyorum, önü alınmazsa önümüzdeki 5-6 yıl içinde İstanbul'un birçok bölgesinde sokağa çıkılamayacak. Bu yasayı çıkarmayanlar, hakimler, savcılar ve polisi de dahil olmak üzere kimse çıkamayacak. UMUT ÇOCUKLARI DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI LEYLA KOÇ: BELEDİYELER SUÇ İŞLİYOR Sokakta yaşayan çocuklarda başarı sağlamak için önce onlarda güven duygusu uyandırmanız lazım. Onları nereye koyarsanız koyun, size güvenmiyorsa ilk fırsatta yine sokağa dönecektir. Bizim yıllardır burada karınca kararınca yürütmeye çalıştığımız küçük örnekler var. Bugün onları silah zoruyla bile sokağa gönderemezsiniz, tiner kullandırtamazsınız. Akran çalışmasını aktif olarak uygulayan tek kurumuz. Bu çocuklar açısından güven çok önemli olduğundan, akran ağabeylerin onları ikna etmesi daha kolay oluyor. Büyüyen çocukların bazıları, buradan ayrılamadı ve akran ağabey olarak kalıp çalışmak istedi. Akran ağabeyler, daha rahat iletişim kuruyor. Aynı şeyleri yaşamış olmak o çocuklarla aralarında bir bağ kurulmasını sağlıyor. Belediyeler kesinlikle suç işliyorlar. Belediyeler Kanunu'na göre, belediye, sınırları içerisinde aç, yoksul, evsiz ve sokakta yaşamak zorunda kalan insanlara bakmakla ve onların sorunlarını çözmekle yükümlüdür. Park ve kaldırım yapmakla uğraşıyorlar ama asıl görevleri budur. İtalya'daki belediyeler, kendi sınırları içindeki sokak çocuklarını istihdam etmek için parklarda, bahçelerde ya da hayvan barınaklarında iş veriyorlar. Bizde de böyle bir uygulama olabilir. Rehabilite edilmiş çocukları tekrar kaybetmemek için başarılı sonuçlar verebilecek bir yöntem. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. NECMİ YAŞAR: AİLELERİ MESLEK SAHİBİ YAPACAĞIZ Sokak çocukları denildiği zaman herkesin aklına anasız babasız çocuklar geliyor ama bu doğru değil. Çoğunun ailesi var. Sorunun çözümü için, bu çocukların anne babalarıyla iletişim kurmak, ebeveynleri çocuklarına karşı olumsuz davranışlardan caydırmak önemli bir nokta. Pek çok aile çocuklarını gelir kaynağı olarak görüyor. Bir proje üzerinde çalışıyoruz. Projemiz sadece sokakta yaşayan çocukları değil, onların sokakta yaşamalarına neden olan ailelerini hedefliyor. Üniversite, Valilik ve Belediyenin ortak yürüteceği bir proje. İşsiz ailelerin ekonomik sıkıntılar yüzünden yaşadığı problemleri, onlara iş imkanları sağlayarak çözmeye çalışacağız. Üniversitemizde, onlara yönelik meslek edindirme eğitimleri vererek, SOKAĞIN KUCAĞINDA BÜYÜYENLER-2 :SAYILARINI KİMSE BİLMİYOR ilimizde bulunan işadamlarının da katkılarıyla iş sahibi olmalarını sağlayacağız. Örneğin, yaşı biraz ilerlemiş bir anneyi çocuk bakıcısı olarak eğitip, bu alanda çalışmasına yardımcı olabiliriz
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6838
Gaziantepli sokak çocukları bir gösteri düzenledi. Nizip'de Sokak Çocuklari Var. Haberiniz Var mi Sokak çocukları Avrupa yolunda Gaziantepli sokak çocukları tiyatrosu, Avrupa’nın ilgisini çekti. Hollanda Dünya Çocuk Festivali Direktörü Lucien Ravensberg, Gaziantepli sokak çocukları tiyatro topluluğunu Haziran’da Hollanda’da düzenlenecek olan, Dünya Çocuk Festivali’ne davet etti.
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6839
Sokak çocuğu kimdir ? Sokak çocuklarının tanımı zordur. Tanım her ülkeye göre değişir. Brezilya’nın sokak çocuğuyla Türkiye’nin sokak çocuğunun koşulları aynı değildir. Özellikle çocuğun eviyle olan ilişkisi ve madde kullanıp kullanması, suçla ilişkisi gibi birçok faktörün değişkenliği sokak çocuklarını tanımlamayı da zorlaştırır. Bu yüzden de sokak çocukları kimdir sorusunun cevabını vermek biraz zordur. Genellikle sokak çocukları iki ana gruba ayrılarak ele alınmaktadır. Bunlar; gerçekten bu tanıma uyan sokak çocuğu yani evi olmayan sokakta yaşayan çocuklar ile sokakta çalışıp akşam evine dönen yani bir evi olan, akşamları düzenli olmasa da evine dönen çocuklar olarak gruplandırılmaktadırlar. Sokağın Çocukları: Çocukları yetiştirmekten sorumlu yetişkinler tarafından herhangi bir koruma, denetleme ya da yönlendirmenin olmadığı bir pozisyonda, ailelerinden kopmuş - en geniş anlamıyla sokağı ev edinmiş - şekilde yaşayan çocuklardır. Sokaktaki Çocuklar: Ailelerinin destekleri hızlı bir şekilde zayıflayan, sokaklarda ya da alışveriş merkezlerinde çalışarak ailenin yaşam sorumluluğunu paylaşan çocuklardır. Bu çocuklar için ev; oyun, kültür ve günlük hayat merkezi olmaktan çok uzaktır. Yine de sokak onların günlük aktiviteleri halindeyken, çoğu geceleri evlerine döner. Aile ilişkileri bozuluyor olsa da, çocuklar evdedir ve hayatı ailelerinin bakış açısıyla görmeye devam etmektedirler. Sokağın çocukları, günlük yaşam için aile desteğinden yoksun, yalnız bir şekilde mücadele eden daha küçük bir gruptur. Genellikle “terkedilmiş” olarak bilinmelerine rağmen güvensizlikten, reddedilmeden ve şiddet içinde büyümekten yorulmuş bir şekilde çocukların da ailelerini kendilerinin terk etmiş oldukları gözlenmektedir. Bu çocukların aileleriyle bağlarının tamamen kopmuş olduğu görülmektedir.
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6840
Sokağın gerçekleri Büyükşehirler başta olmak üzere neredeyse hergün duymaya alıştığımız kap kaç olayları, uyuşturucu madde ve buna bağlı gelişen olaylar, sokak çocukları ve onların karşılaştığı sorunlar hemen hemen herkesi rahatsız etmiş olacak ki gerek Hükümeti ve gerekse TBMM’ni harekete geçirmiştir. Basına yansıdığı kadarıyla Sayın Başbakan bu konularla ilgili dört Bakanı görevlendirmiş. TBMM de Sokak Çocuklarının Sorunlarını araştırarak çözüm yollarını da bulabilmek amacıyla Siirt Milletvekili Öner Ergenç Başkanlığında bir Araştırma Komisyonu kurarak yirmi altı ekimde hummalı bir çalışma başlattı. Ben de oldukça geç fark edilen bu konu üzerindeki çalışmaları özellikle meclis odaklı olarak birkaç haftadır ele almaktayım. İLO’ya göre; Dünyada 5-14 yaş arası 250 milyon çalışan çocuk mevcut. 12-17 yaş arası 283 milyon çocuk çalıştığı için okula gidemiyor, Dünyada 2.5 milyon çocuk işçi çalıştırılmaktadır. Türkiye’de ise sokakta çalışan veya yaşayan çocuklar 1950’li yıllardan itibaren köyden kente göç ve kentleşme olgusu ile ortaya çıkmıştır. Göç beraberinde aynı zamanda gecekondulaşma ile beraber değişik sorunların da meydana gelmesinde etkili olmaktadır. DİE verilerine göre gecekondularda yaşayan çocuk sayısı 2.250.000 (iki milyon iki yüz elli bin) civarıdır. Bir başka deyişle, Türkiye’de her 7 çocuktan 1’i sokak çocuğu olma ile karşı karşıyadır. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, G.Antep, Antalya, Mersin, D.bakır ve Ş.Urfa gibi yerler gecekondulaşmanın en çok görüldüğü İllerdir. Göç, ekonomik sorunlar, eğitim eksikliği, aile içi şiddet ve ilişkilerin zayıf olması, sosyal güvenceden yoksun olma gibi nedenler sokağı ve madde kullanımını cazip kılan temel etkenlerdir. Birçok ilde Sokak Çocukları ve Gençlik Merkezlerinin olmaması ve Sosyal Hizmet Uzmanı gibi meslek eleman yetersizliği sorunların çözümlenmesini ya zorlaştırmakta, ya da sorunların çözümlerinin ertelenmesine neden olmaktadır. Sorunların çözümü için de rutin işlemlerin yapılması eğitim, sosyal etkinlikler, SYDV aracılığı ile ekonomik yardımların yapılması gibi hizmetlerin yerine, sorunun köküne inilmesi ve sorunun tamamen çözümlenmesi yöntemi tercih edilmesi gereken en mantıklı yollardan bir tanesidir. Bir diğer sorun da Sokak Çocukları ve Gençlik Merkezlerinin bulunmaması kadar madde kullanımı ve bağımlısı olanlara yönelik hizmet birimlerinin olmamasıdır. SHÇEK Genel Müdürlüğü bünyesinde Sokak Çocukları ve Gençlik Merkezlerinin 40 adet kuruluş ve 190 kapasite ile gündüz bakım hizmetleri dahil 33.247 kişiye hizmet verebilmesi hizmet veren kuruluş sayısının ve ulaşılan kişilerin sayısının az olduğunun en güzel örneğidir. Yapılan Çalışmalardan bir tanesi de Aile Araştırma Kurumunun Sokakta Yaşayan/ Çalışan Çocuklar ile ilgili İnceleme ve Gözlem Raporudur. Kurum tarafından yapılan tespitler neticesinde sorunun yoğun bir şekilde yaşandığı İstanbul ve D.Bakır ayrı bir dikkatle ele alınmıştır. D.Bakır’dan sonra yakın çevre illerden Elazığ ve Malatya da inceleme kapsamına alınmıştır. Yapılan incelemelerde İstanbul ve D.bakır merkezinde odaklandığı, göç hareketleri bakımından D.Bakır’ın bir ara istasyon konumunda olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle çevre illerden Elazığ ve Malatya İlleri de inceleme kapsamına alınması ihtiyacı hissedilmiştir. Araştırma ile sokaktaki çocukların temelde sokağa iniş nedenlerinin ekonomik ve yoksulluğa dayalı olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer önemli bir diğer neden de aile içi şiddet, cinsel/ fiziksel istismar, göçün beraberinde getirdiği sorunlar, ailenin ekonomik yapısı, üvey anne ve baba, ailenin bakabileceğinden fazla çocuğa sahip olması, sevgisizlik ve ihmal gibi nedenler sayılabilir. Yani sorunun kaynağı aileye dayanmaktadır. Özellikle dayak ve cinsel istismar sokağı daha cazip hale getirmektedir. Kısaca göç ve buna bağlı çeşitli uyum sorunları, yoksulluk, işsizlik, ekonomik yoksunluk, arkadaş grupları, aile içi istismar ve şiddet, çarpık kentleşme, sokağın çekiciliği ve özgürlüğü, medyanın olumsuz yayınları, denetimsiz oyun salonlarının çekiciliği gibi nedenler çocuğu sokağa iten nedenler arasındadır. İhmal ve istismara uğrama, çocukların bağımlılığa yol açan maddeleri kullanması(bally, tiner,sigara), zihinsel ve fiziksel gelişimde gerileme, değişik şiddete maruz kalma, suça yönelme ve yöneltme, psikolojik sorunlar, kazalara maruz kalma, eğitim ve sağlık sorunları, cinsel tacize ve tecavüze maruz kalma gibi nedenler sokakta çalışan ve sokakta yaşayan çocukları bekleyen tehlikelerdir. İstanbul’da sokak çocukları üzerinde yapılan araştırmada çoğunluğu 12-15 yaş arası(%50) çocukların oluşturduğu, %30’nun tiner- bally koklayıcısı olduğu görülmüş, alkollü içki, uyuşturucu kullanımı ve kumar oynama gibi kötü alışkınlıkların arttığı görülmüştür. Sokakta yaşayan çocukların anne ve babalarının (yaklaşık %80) hayatta olduğu tespit edilmiştir. Sokakta yaşayan çocukların %30’unun G.Doğu ve 526’sının da Doğu Anadolu Bölgesinden İstanbul’a göç ettiği görülmektedir. Sokakta çalışan çocukların %87’si 13-18 yaş arsında olduğu tespit edilmiştir. Sokakta yaşayan çocukların %48’nin ilkokul terk, %22’sinin ilkokul mezunu ve %20’sinin de hiç okula gitmediği tespit edilmektedir. Sokakta yaşayanların madde kullanım oranı %47’dir. En çok kullanılan uyuşturucu madde türü de %86 ile tiner/ballydir. Elazığ ve Malatya İllerinde de 600 civarında çocuğun sokakta çalıştığı-çalıştırıldığı ve bunların da çevre illerden geldiği tespit edilmiştir. D.Bakır’da çocukların daha çok kent merkezinde yoğunlaştığı, 20.000 civarında olan çocuk sayısında göçle çevre illerden Muş, Bingöl, Batman ve Siirt’ten geldiği ve bu çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektikleri, sorunların çözümünde de aile ile ilişki kurulmasının gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Peki neden uyuşturucular üzerinde bu kadar odaklanılmaktadır, uyuşturucuların zararları nelerdir? Kısaca ifade etmek gerekirse; Uyuşturucuların biyolojik, psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerinin olduğu muhakkaktır. Vücuduna, psikolojisine ve sosyal yapısına zarar veren insanın ekonomik yönden mutlu olduğu da söylenemez. Yapılan çalışmalar doğrultusunda alım gücü zayıf hatta başkalarına bağımlı olan insanların, karnı aç iken uyuşturucuya yönelmelerinin mantıklı hiçbir izahı olamaz. Hal böyle iken gerek insanın sağlığı, gerek toplumun düzenin bozulmaması için Türk Ceza Kanunun ilgili maddelerinde düzenlemelerin olduğu unutulmamalıdır.
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#6842
Çözüm önerileri neler olabilir bildiğiniz gibi gün geçtikçe artıyor sebepi açık çok güvensiz bir ortam olduğunda dünya onların gözünde nasıl dünyaya insanlara güvenmeleri sağlanabilir yapılanlar ne kadar etkili... bir fikrim var benim internet kafelere giden gençlerimize sokaklarda olan gençliğimize bire bir arkadaşça yaklaşımla sivil toplum örgütlerimiz el uzatmalı aşağılanmamalı polis arkadaşların tutumları biraz daha duyarlı olmalı daha öncede neden kahve köşeleri değil internet kahveler formunda bu konuya değinmiştik biraz sağ duyulu olmak gerekir onların istediği gibi bir uygulamaya gitilmeli ancak o zaman vereceğimiz,vereçeğiniz mesaj yerini bulur sadece söyleme stilini biraz gençlerimize göre ayarlamalıyız. saygılar. İnternet Kafeler ve Çocuklarımızın Güvenliği
Kumral Ada Üye
Üyelik: 2006-01-11 Herkese açık mesaj: 172
#6858
Halk Eğitim Merkezi ve ilçe Gençlik ve Spor Müdürlüğünün yapacağı bir plan ve proğram çerçevesinde, Emniyet Müdürlüğü bilgisi dahilinde ki bu çocuklarımız spora yönlendirilebilir. Basketbol,voleybol, masa tenisi vs.. spor dallarında bir rehber öğretmen ve antrönörler kontrolünde bu çocuklarımızı topluma kazandırabiliriz.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#6863
Ben Sokak Çocuğuyum şu dört direkli köprünün altında açmışım gözlerimi sahipsiz rüzgar sarmış kundağımı yağmurla beslenmişim adımı insanlar koymuş benden habersiz benimsemişim serseri derler, hırsız derler .... derler, anlamam da alınmam da hiç fiyakalı dolaşmadım sokaklarda marka satmadım gökyüzü yorganım oldu hep dirseğim yastık alışkınım; kara, yağmura, soğuğa üşümem sıcak dokunur bana özlemem, hiç tanımadığım hisleri istemem varlığını bilmediğim şeyleri kıskanmam hiç kimseyi özenmem halbuki bilmez kimse kendilerinden şanslı olduğumu daha özgür ve daha zengin şu deniz herkesten çok benimdir arkasındaki orman da bütün sokaklar benimdir herkesten çok her simitçi biraz bana çalışır aslında her çocuktan daha çocuğum canım hiç sıkılmaz buralarda en sevdiğim oyundur köşe kapmaca yalnız da değilimdir yüzlerce kardeşim var benim gibi, bana benzer kimse ayırt edemez bizi birbirimizden geceleri toplanmaya başlarız el ayak çekildikten sonra konuşuruz, güleriz, dertleşiriz biraz farklı olsa da herkes kadar biz de umut besleriz hayallerimiz de vardır ayın dolaştığı yerlerde herkes kadar okumuşluğum da vardır her tip insandan bir harf öğrendim insanları en iyi ben tanırım okuldan, öğretmenden anlamam ama bu sokakların mektebini bitirdim bana lazım olanı öğrendim herkes kadar insanım da galiba herkes kadar ben de bazen ağlarım kafam da var, kalbim de severim de, düşünürüm de yalnız ben sokak çocuğuyum sokaklarda yaşamak tek suçum bir gün ben de gideceğim buralardan herkes gibi yalnız biraz sessizce kimseler anlamadan cenazem omuzlar üzerinde gitmeyecek belki belediye kaldıracak gürültüsüzce ağlayanlar olmayacak başucumda bir hayırsever uğramazsa geçerken mezarım da çorak kalacak sonunda benim gibi içimizden kimin gittiği fark edilmeden biri alacaktır yerimi vakit geçmeden evet, ben sokak çocuğuyum bu sokaklarda ne ilk ne de sonuncuyum
Reşide Sarıkavak
ahmetaksoy Üye
Üyelik: 2004-09-24 Herkese açık mesaj: 1.075
#6878
üstad çok güzel döktürmüşsün..tesekkürler
Varol Üye
Üyelik: 2006-02-10 Herkese açık mesaj: 6
#6880
Toplumun kanayan yarası sokak çocukları,aile içindeki şiddet çocukların dışarıya bağımlılığını arttırmaktadır.Aile içi şiddet; ekonomik ve sosyal yetersizlik ,içine kapanıklıktan ortaya çıkmaktadır. T.B.M.M. bu konuda çalışmalar yapıyor ama ne sonuç verir bilinmez.
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6882
Bu sokak çocukları bizim değil mi? Önceki gün gazetelerdeki "Tinerci çocuklar okul bastı" haberi dikkatimi çekti. Okuldaki öğrenciler de çocuk, okulu basanlar da çocuk. Meraklanıp, haberi sonuna kadar okudum. Ve öğrendim ki, Mehmet Akif İlköğretim Okulu'nu basan ve öğrencileri tartaklayarak camları çerçeveleri kıran ve terör estirenler de çocuk. Ama okuldakiler analı-babalı, kendilerine sahip çıkılmış olan çocuklar. Ötekiler ise sahipsiz... Bu çocuklar teröre başlamaya ramak kalacak kadar başıboş kalmışlar. Haydi bakalım, çıkın şimdi işin içinden. Olan oldu, biten bitti. Bir kısmımız, "Yok mu yahu bunlara sahip çıkan?" dedi. O da sözde kaldı. Gönül isterdi ki; * Ülkeye yön vermek için birbirleriyle yarışan politikacılarımız, * Muhalefetteyken iktidara kök söktüren, iktidardayken de muhalefete göz açtırmayan particilerimiz, * Yaptıkları toplantılarla hükümete yol gösteren işadamlanmız, * İnsanlarımıza telkinler yaparak, doğru yolu gösteren din büyüklerimiz, * Ülkeyi yöneten yüksek bürokrat larımız, * Burunlarından kıl aldırmayan aydınlarımız, * Ülkenin yönetiminde çok önemli yer tutan yargı erkimiz, * Günübirlik tiraj yarışına girmiş olan medya yöneticilerimiz, * Askerimiz, polisimiz, jandarmamız, sosyal güvenlik kuruluşlarımız, ekonomik denetim mekanizmalarımız, milli eğitimcilerimiz, * Her fırsatta ortaya çıkarak, televizyonlarda ve gazetelerde ahkam kesen sivil toplum kuruluşlarımız... Bu elim ve son derece önemli konuya el atsınlar ve bir hal çaresi bulunması için harekete geçsinler. Amaaa... Ben bunlardan hiçbirini ne basınımızda ne de televizyonlarda görmedim. Herhalde pek önemsenmedi. Neden önemsensin canım, şarkıcı bilmem kimle, manken bilmem kimin aşkı daha önemli hale gelmiş bu ülkede. Bir zamanlar sosyalistlerimiz vardı, "Vatandaştan, garipten yanayız" derlerdi. Onlar kayboldu. Yine bir zamanlar din eksenli kuruluşlarımız vardı. Bu konuda onların da seslerini işitemedik. Yüzümüz kızarmalı Bu o kadar basit bir konu muydu ki, kimse üzerine düşmedi? O artistin, o dansözün aşna fişnesinden daha mı önemsiz bir konuydu? Haydi canım sen de... Bana kalırsa bu, gazete haberlerinde okuduğumuz andan itibaren yüzümüzün kızarmasını gerektiren bir konu. Onun için yazımı bu meseleye ayırdım. Ben bunları yazarken bir e-mail geldi. Mesaj, Bağımsız Eğitimciler Sendikası Başkanı Gürkan Avcı'dan geliyordu. Diyordu ki: "Sokak çocuklarını aşağılamaya hakkınız yoktur. Onlar da bizim çocuklarımız. Onları, okula giden öğrencilerin yerinde olmak için can atan ve gıpta ile bakan ve saldırganlığa iten nedenleri kişiliklerinde aramak yerine maruz kaldıktan şiddet, yoksulluk ve sevgisizlik üçgeninde aramamız gerekir." Sendika Başkanı şöyle devam ediyordu: "Onları sokaklardan kurtararak eğitimlerine devam etmelerini sağlamak için çaba göstermemiz gerekmiyor mu? Bu çocuklar cinsel taciz, uyuşturucu madde ve şiddet gibi tehlikelerle dolu bir yaşama itilmişler. Küçük yüreklerinin karşı karşıya kaldığı bu olumsuzluklar onlarda onanlması imkânsız yaralar açıyor. Ve böylece hepsi potansiyel birer suçlu oluyor." Ve şöyle ekliyor: 'Yapılan resmi araştırmalara göre, sokak çocuklarının % 63'ü parçalanmış ailelerden geliyor. % 20'si hiç okula gitmemiş, % 60'ı ilkokul terk. İlkokul mezunu olup okuluna devam etmeyenlerin oranı % 10. Sokakta yaşayan çocukların % 40'ı madde bağımlısı. Onlar her türlü fiziksel ve sosyal risklere karşı savunmasız oldukları için potansiyel suçlu olarak karşımıza çıkmaları son derece doğal. Sokak çocuktan niçin okul basıyor, niçin çocuklarımıza saldırıyor diye şaşırmamıza gerek yok. Bu sonuçtan toplum olarak hepimiz tek tek sorumluyuz." Bizde bu adamsendecilik mantığı varken ve bu çocuklarımızın meselesine bu kadar lakayıt kalmak varken, hiçbir yere gidemeyiz. Benden söylemesi...
delta oscar Üye
Üyelik: 2006-01-26 Herkese açık mesaj: 354
#6883
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sokak çocukları için bir komisyon kuruldu. Bu konuda iyimser olacağımız nokta sadece ilgili Bakan yerine komisyon olarak ilgilenilmesi. Ama bu komisyonun isminin Çocuk Hakları Komisyonu olması çok daha hedefe yönelik olacaktı. Komisyonun misyonunu daha net belirleyecekti. Çünkü nasıl ve nereden bakarsanız bakın sokak çocukları bir sonuç. Çocuk haklarının uygulanmamasının bir sonucu. Evdeki istismardan başlıyor ve ekonomik açmazlar ile çocuğun eğitime sokulamaması ile devam ediyor. Sokağa düştükten sonra da uyuşturucu, fuhuş kıskacıyla sürüyor. O yüzden sadece medyatik olduğundan olaya sokak çocukları diye de başlayabilirsiniz ama doğrusu çocuk hakları olmalıydı diyorum. Ancak komisyon kuruldu. İçeride konu hakkında duyarlı ve kısmen bilgili olduğunu da bildiğim Okuducu ve Ergenç gibi isimlerde var. Neler yapabilirlere göz atmak gerekir. İnsan kaynağı eksikliği Önlemleri, birincil önlemler, ikincil önlemler ve üçüncül önlemler olarak üç aşamalı sınıflandırırsak, hepsine başlıklar halinde değinmekte yarar var. Durum saptaması için devlet kuruluşlarına dışarıdan bakacak, analizleri yapacak araştırma gereksinimi var. Müdahale ile günışığına çıkması devlette bazı makamlarca "eleştiriliyoruz" diyerek önlenen raporlar yerine fotoğrafı net çekecek resimlere gerek var. Bu araştırmalar ile Devlet Bakanı'nın resmi demeçleri dışında tabloda ortaya çıkar. Bir örnek vereceğim. Sokak çocukları sorunu tartışılırken herkes konuşuyor da sosyal hizmetler perspektifi kimse tarafından dile getirilmiyor. Dünyada meslek grubu olarak işin sahibi sosyal hizmetler. Ama Türkiye'de onların yetiştiği tek okul var. Yüksek Öğrenim Kurulu'yla (YÖK) görüşüp İstanbul'da ve İzmir'de veya başka büyük illerde hemen birkaç yüksek okul ve yüksek lisans programları başlatılmalı. Konuya çok disiplinli yaklaşım gerektiğinden öğretim üyeleri sadece sosyal hizmetler uzmanları olmayacağı için bu hızla yapılabilir. Altyapı bu anlamda sıkıntılı değil. Birincil önlem olarak "Eleman yetiştirin". İkinci önlem ise mevcut insan kaynaklarının eğitim ile çalışma ve sosyal yaşam koşullarının iyileştirilmesidir. Gerçekleştirdiğim, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK) tüm çabasına rağmen Emniyet Çocuk Birimi ve Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanması geciktirilen 25 ili kapsayan bir araştırmada, çocuklarla ilgili çalışanlarla görüşme yapmış ve durumu tespit etmiştik. İlk göze çarpan çalışanlardaki "resilience" dediğimiz yılgınlıktı. Bu işte çalışanlar yılmıştı. Çok zor koşullarda çalışmalar yapmalarına karşın iş başarısı olmuyordu. Fiziksel koşullar, olanaklar, meslek elemanı olmayan yöneticiler, siyasi yaklaşımlar ve hedef sunamama gibi yıpratıcı faktörlere bir de çok düşük maaşlar nedeniyle maddi tatminsizlik eklenince elemanlar yılgınlık içerisinde inançsız çalışıyorlardı. Bu sorunu emirler ya da korkutma ile çözebilmenin mümkün olmadığı bilinmelidir. "Toplumun katılımı sağlanmalı" Üçüncü nokta ise sivil toplum kuruluşlarının önü kapalıdır. "Sadece Devlet kurum bakımı yapar" mantığı artık hiçbir gelişmiş ülkede yoktur. "STK lar hizmet verir, devlet denetler" doğru yaklaşımdır. Bu, hem kapasiteyi hem de toplum katılımını sağlar. Bugün, "toplum katılımı"nı devlete sağlanacak maddi yardım gibi algılamanın sonucu kuruma yalnızlık getirmiştir. Toplumun içinden gelen böylesi bir sorunun çözümüne toplumun katkısı yoksa veya toplum tepkisizse, bu sadece toplumun duyarsızlığı değil devletin topluma "çözüm ortağı" olarak bakmayıp sadece "para bağışçısı" diye bakmasındandır da. Aslen toplum istismar, fuhuş, uyuşturucu ve diğer problemlere göre sokak çocuklarına çok daha fazla duyarlılık göstermektedir. İnsanlar istismar olgularındaki uzun dönemli sonuç alma yerine daha somut, kıyafet, yiyecek vererek hemen sonucunu görebilecekleri sokak çocuklarının durumunu değiştirmeyi seçmektedirler. Unutulmamalıdır ki toplumun en duyarlı olduğu konu budur. Buna rağmen sorunun çözümüne toplumun katılımı minimumdadır. Bu durum toplumun diğer sorunların çözümüne katkısının hiç olmadığının bir başka göstergesidir. "Medya görmüyor ya da yanlış görüyor" Medyada konuyla ilgili bilgilendirmenin hiç yapılmadığını veya yanlış yönlendirme yapıldığını da vurgulamak gerekir. Örneğin, sokakta gasp yapan çocuk ve gençler bu amaçla doğu ve güneyden kaçırılıp suça itilen organize çete mensuplarıdır. Sokak çocuklarından bunları ayıramazsanız sorunu çözemezsiniz. Bu iki farklı sorunun çözümleri de farklıdır. Birincisi bilinçli organize suçtur. Elebaşları yakalanmalı, suça itilen -istismar edilen- çocuklar rehabilite edilmelidir. Adalet Bakanlığı'nın da çocukla ilgili konulara artık daha ciddi yaklaşması gerekmektedir. Sokak çocukları ise bireysel yaklaşımlarla yumuşaklıkla ele alınmalı ve çocuklara barınma, beslenme, temizlik, sağlık gibi temel olanakların yanısıra eğitim olanakları sunulmalıdır. Medya bu konuda mutlaka eğitim almalı ve farkı yansıtmaları sağlanmalıdır. Yoksa bu tip yayıncılıkla toplumu Brezilya'daki gibi çocuk avcılığına yöneltecekleri korkusu duyduğumu belirtmek isterim. "Belediyeler işe katılmalı" Çocuklarla ilgili çalışmalarda ise eğitim ve iş olanakları önemlidir. Okuma-yazma kursları ile ilk aşama başarılı yürürken sonrasında bir boşluk görülmektedir. Buna acil çözüm gerekir. İstanbul'daki sokak çocukları için Vakıfbank yatılı ilköğretim okulu modelinin gözden geçirilip revize edildikten sonra yaygınlaştırılması düşünülebilir. İş olanakları açısından Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği olarak başlattığımız "gönüllü tekstilcilerin kontenjan ayırması" modeli gibi bir çalışma ya da bu tarz farklı yöntemler düşünülmelidir. Çocuk boşlukta bırakılmamalı, kendini güvenli ve işe yarar hissedeceği bir ortama alınmalıdır. Sokak çocukları belediyelerin görev kapsamında da olmasına karşın konuyla ilgili çok az sayıda sınırlı projeler üretildiği gözlenmektedir. Belediyeler mutlaka işin içine katılmalıdır. Burada dikkat çekilen hususlar dışında global merkezli problemlerin çözümü zaten tüm ulusu ilgilendiren bir sorundur. Onlar çözülmeden ekonomik krizleri, çocukların çalıştırılmasını ve göçü engelleyebilmek mümkün değildir. Ama bu da "yapılabilecek hiçbir şey yok" demek anlamında değildir. Öneriler dikkate alınıp uygulamaya geçildiğinde şimdikinden çok farklı bir tablonun ortaya çıkacağı görülecektir.
Gökhan Dokuyucu Üye
Üyelik: 2005-02-19 Herkese açık mesaj: 4.305
#6901
Sokak Çocugu Kimdir? Sokak çocukları, 24 saat sokakta yaşayan, ailesiyle ilişkileri kopuk olup geçimini sokaktan sağlayan, zaman zaman suça bulaşıp, zaman zaman tiner bali gibi uçucu maddeler kullanan ya da bunlara gereksinim duyan, sokağın özgür ortamını mekan edinen çocuklardır. Bu çocukların aile , okul, çocuk kurumları gibi kendine karşı sorumluluğu olan kişi ya da kurumlarla hemen hemen hiç temasları bulunmamaktadır. Çeşitli nedenlerle evden kaçmış, aile ve toplumla bağları tamamen kopmuş olan bu çocuklar komünler halinde, kendilerine özgü kurallarıyla köprü altı yaşamını seçmiştir. Yaşamları için sokak onların 24 saatlik meskenleridir. Sokakta Çalışan Çocuklardan Farkı Nedir ? Sokakta çalışan çocuklar ailesinin geçimine katkıda bulunmak yada kendi masraflarını karşılamak için günün bir bölümünde sokakta çalışan, gecenin erken yada geç bir saatinde evine dönen çocuklardır.Mendil-sakız-su-kart satanlar, ayakkabı boyacılığı yapanlar, kırmızı ışıkta araba camı silenler, sabit noktalarda dilencilik yapanlar... v.s buna örnektir.Genelde tiner, bali ve benzeri madde bağımlılıkları yoktur. Bu çocukların aile ilişkileri bir şekilde sürmektedir. Çocuğu sokağa iten en önemli faktör aile ve yaşanan ekonomik sorunlardır. Sokak çocuklarının çoğunluğu %82-89 parçalanmış ailelerden gelmektedir. Yapılan araştırmalarda ebeveynlerin eğitim düzeylerinin çok düşük olduğu görülmüştür. Babalarının büyük çoğunluğunun ilkokul mezunu ya da ilkokuldan terk oldukları, annelerin yarıdan fazlasının ise hiç okula gitmedikleri dikkati çekmiştir. Annelerin %90 dan fazlasının ev dışında çalışmadıkları belirtilmiş, babaların %44’ününde halihazırda işsiz olduğu anlaşılmıştır. Ailelerin sahip oldukları çocuk sayısının çok yüksek olduğu görülmüş. İzmir için %43 ünün 4-6 çocuk, %26 sının ise 6 çocuktan fazlasına sahip oldukları görülmüştür. Türkiye'de sokak çocuklarının sayısındaki hızlı artış özellikle büyük kentlerde kendini gösterirken, sokaklarda yaşayan ve madde bağımlısı çocuk sayısının en yüksek olduğu üç il İstanbul, Ankara ve Uşak olduğu araştırmalarda belirtiliyor. Hangi Tehlikeler İle Karşı Karşıya ? Şiddet, fiziksel ve cinsel istismar, başkaları tarafından suç işlemeye zorlanmak, yanma-yaralanma, kronik-tehlikeli bulaşıcı hastalıklara yakalanma, bakımsızlık sonucu oluşan sendromlar, kaçırılma, öldürülme. Uçucu Maddelere Neden Gereksinim Duyarlar ? Sokaktaki şiddete karşı durabilmek ve dayak yediklerinde acı hissetmemek, sokaktaki soğuğa dayanabilmek, yaşadığı zorluklara karşı bedensel ve duygusal güç oluşturabilmek yani kendilerini güçlü ve cesaretli hissedebilmek , halüsinasyonlar görüp güzel şeyler hayal edebilmek ve utanma duygularını yok ettiği için rahatlıkla başkalarından yemek isteyip, dilenebilmek ve özgürce konuşabilmek için uçucu maddelere gereksinim duyarlar. Bunun dışında, sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak gruba kendini kabul ettirebilmek, tiner-bally gibi maddelerin ucuza kolayca bulunabilmesi de diğer başka etkenlerdir.
firaset Üye
Üyelik: 2005-09-09 Herkese açık mesaj: 148
#6902
büyüklerimiz bu kardesimize kulak verecek ve üstüne düsen görevi insallah yapacaktır.. kanayan bu yaramıza merhem süreceklerdir..
cengizkrbck Üye
Üyelik: 2005-11-22 Herkese açık mesaj: 583
#6903
insallah

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim