019_Sağlık Konuları

Hayat boyu zayıflık formülü

fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#2817
22 Mart 2007 Perşembe 13:56 Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bilinen tüm diyet reçetelerini çöpe atıyor. Ünlü diyetisyen, "Total yaşam, total diyet" kavramı ile herkesi tanıştırmaya hazırlanıyor. Total diyet, hayat tarzı demek. Bu kilo verme yöntemi için düzenli uyku ve stresten uzak durmak şart. Tek besin diyetleri de kural dışı... 10 ALTIN KURAL Hangi diyeti yaparsanız yapın, 10 altın kuralı dikkatli uygulayın. İşte kurallar; 1-Doğru ve akılcı alışveriş yapın. Düşük kalorili, düşük glisemik indeksli olan besinlere öncelik verin. Daha çok meyve ve sebze tüketin. 2-Aldığınız şeyleri yarı yarıya azaltın. Alışverişte daha küçük sepet kullanın. Açken değil, tokken alışveriş yapın. Marketlerde fazla kalmayın. Tüm reyonlara uğrayın. 3-En az iki hafta besinlerinize yağ eklememeye çalışın. 4-Fast-food basinleri kesinlikle kendinize yasaklayın. 5-Bardağınız sürekli suyla dolu olsun. Her zaman yudum yudum su için. 6-Bahane bulmayı bırakın. Programınıza tam olarak uyum sağlayın. 7-Değişiklikler deneyin: Yeni tatlar, yeni baharat çeşitleri... Sıkıcı diyetler, tekdüze beslenme sizi sabote eder. 8-Kalp atışlarınızı hızlandırın. Biraz daha çok ve hızlı yürüyün. 9-Porsiyonlarınıza dikkat edin. Daha küçük porsiyonlar alın, daha yavaş yiyin. 10-Asla mutfakta durmayın.//
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.502
#46416
Zeytinyağını kullanmanın bu konuda faydalı olacağını düşünüyorum.
Kasım Böler Üye
Üyelik: 2005-06-07 Herkese açık mesaj: 1.365
#46420
Bir altın kural da benden; Her zaman sofradan tam olarak doymadan kalkın...
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#46442
Sevgili adminim ve kkasim kardeşim çok teşekkürler,yemeklerin zeytin yağı ile yapılması çok önemli,ayrıca sofrada tam doymadan kalkmak lazım zira. -Mideden beyne giden uyarıcı sinyalleri,yani vucudun tokluk hissini beyin yarım saat sonra alğılayabilmektedir.Selamlar
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#46971
Yağlanmayı neler önler? 26 Mart 2007 Pazartesi 14:16 Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Tamer Tetiker, karaciğer yağlanmasının günün en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu, hastalıkla ilgili şikayetlerin her geçen gün arttığını söyledi. Spor yapın, sebze ağırlıklı beslenin Prof. Dr. Tetiker, karaciğer yağlanmasının önüne geçmek için spor yapmak ve düzenli beslenmek gerektiğini belirterek, ’’Günlük yaşamda monotonluktan kurtularak, hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli’’ dedi. Katı yağların azaltılarak, yağlı yemeklerden uzak durulmasını da öneren Prof. Dr. Tetiker, sebze ağırlıklı beslenilmesi ve alkol kullanımından uzak durulması gerektiğini kaydetti. Karaciğer yağlanmasından şüphelenilen kişilerde hastalıkların mutlaka araştırılması ve sonuca göre tedaviye başlanmasının önemine dikkati çeken Prof. Dr. Tetiker, yılda bir kez de olsa sağlık taraması yaptırılması gerektiğini sözlerine ekledi
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#51197
Sağlıklı vücut için öneriler 25 Nisan 2007 Çarşamba 11:02 Sağlık Bakanlığı yetkililerinin verdiği bilgiye göre, sağlıklı ve ideal bir vücut ağırlığına ulaşmak ve bu kiloyu korumak için şunlara dikkat etmek gerekiyor: -Kısa sürede kilo kaybını sağladığı öne sürülen ve pek çok yan etkisi bulunan çeşitli ilaçlarla gerçek kilo kaybı yerine vücuttan sadece su kaybına neden olan idrar söktürücü ilaçlar bilinçsizce kullanılmamalıdır, -Sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için genel vücut kontrolünden geçtikten sonra diyetisyen tarafından yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve beslenme alışkanlıklarına göre hazırlanan zayıflama diyetleri uygulanmalıdır. -Sağlıklı ve kalıcı ağırlık kaybının haftada en fazla 0.5-1 kilogram olması gerektiği unutulmamalıdır, -Öğünler atlanmamalıdır. Düzenli aralıklarla günde 3 ana, 3 ara öğün tüketilmelidir. -Yemeklerde hayvansal yağlar yerine bitkisel sıvı yağları ve zeytinyağ tercih edilmelidir. -Yemekler haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleriyle hazırlanmalıdır. -Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketilmelidir. -Yemekler acele yenilmemeli, iyice çiğnenmelidir. Tokluk hissinin mideden beyne 20 dakikada ulaştığı unutulmamalıdır. -Yemek yerken televizyon seyretmek ya da kitap okumak gibi işlerle uğraşılmamalıdır. -Yemekler küçük tabaklarda yenilmelidir. -Günde en az 2 litre su içilmelidir. -Kan şekerini hızla yükseltip düşüren besinler tercih edilmemelidir. -Haftada en az 3 kez ve 30 dakika düzenli fiziksel aktivite yapılmalıdır.
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#57458
İşte kilo vermek için 16 şart 11 Mayıs 2007 Cuma 12:28 Siz siz olun metabolizmanızın hızını düşürmeyin. Eğer metabolizma hızınız 2 bin ise yemeyi kısarak onu 1500'e düşürebilirsiniz. Bu noktadan sonra metabolizmayı hızlandırmak sanıldığı gibi kolay değil. Metabolizmayı öğün sayısını artırarak hızlandırın. Kuru kayısı, erik, dut, üzüm ve vişne bağırsakları çalıştırır. Meyveleri ara öğünde ve kabuğuyla tüketin. Karpuzu bile kabuğuna yakın kısmıyla yemeye çalışın. Meyve sınırsız yenebilir mi? Meyvenin kalorisiz olduğu düşünülerek sınırsız tüketilebileceği sanılıyor ama kalorisiz değil. Günde en azından iki porsiyon tüketilmesini istiyoruz. Normal büyüklükteki bir elma, bir muz iki porsiyon meyvedir. İki-üç bardak portakal suyu içmek diyet yaptığınız anlamına gelmez. Suyu yerine meyvenin kendisini yiyin. Meyvelerden bizim için olmazsa olmaz hangileri? Meyve adından çok miktar önemli. Hemen hemen hepsinde posa vardır. Özel durumlarda potasyum açısından zengin olanlar (muz) alınabilir. Karpuz çok yenir, çok kalorisi olmasa da çok aşırıya kaçılmamalı. Kuru meyveler çok önemli. Örneğin kuru kayısıyı her zaman her yerde yemek mümkün. Neden kuru kayısı? Bağırsak hareketlerini düzenliyor. Ama kayısı olmazsa kuru erik, kuru üzüm, vişne veya dut da yenebilir. Meyveler ne zaman yenmeli? Aslında A vitamini içeren gruplar için yemekle arayı çok açmamak gerekebilir. Çünkü vitaminin vücutta emilimi düşüyor. Meyve istendiği zaman yenebilir, ara öğün olarak iyidir. Kesinlikle kabuğuyla yenmeli. Karpuzu bile kabuğuna yakın kısmıyla yiyin Portakalın beyazı bile soyulmamalı. Unutma! • Kilo vermek için öğün atlama. • Kilo vermek için hareket et. • Metabolizmanı canlı tut. • Su, doğal detokstur. • Doğal vitamin, mineral ve antioksidanlardan vazgeçme. Mutlaka yap! • Günde en az beş öğün tüket. • Her gün 10 bardak su iç. • Haftada üç gün yürüyüş yap. • Kalsiyum ve posa tüket. Bir dene! • Bir şey içmek istersen asitli içecek yerine acı soslu domates suyunun tadını dene. • Salatayı yağ yerine yoğurtla lezzetlendirmeyi dene. • Sevdiğin sebzeleri baharat ve az yağ ile fırın torbasında pişir. • Canın tatlı istediğinde iki-üç tane doğal kayısıyı dene. Uzak dur! • Yağı tamamen kesme ama aşırı yağlı yiyeceklerden de uzak dur • Tek çeşit yiyecekle diyet yapma, zarar görürsün. • Çok az yemek yemeye çalışma, aç kalmak zayıflamak değildir. Ekmek değişim listesi (Bu grupta yer alan besinlerin karşısında yazan miktarlar 1 dilim ekmeğe eşittir) Kuru baklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya): 4 yemek kaşığı Mercimek çorba: 1 kâse. Un çorbası: 1 kâse. Şehriye çorbası: 1 kâse. Pirinç çorbası: 1 kâse. Domates çorbası: 1 kâse. Tarhana çorbası: 1 kâse. Pirinç pilavı: 2 yemek kaşığı. Bulgur pilavı: 2 yemek kaşığı. Kuskus: 2 yemek kaşığı. Makarna: 2 yemek kaşığı. Yufka: 1/4 adet. Patates (haşlama): 1 küçük boy. Grissini: 2 adet. Galeta: 1 adet. Etimek: 2 adet. Beyaz leblebi: 1 çay bardağı. Sarı leblebi: 1 çay bardağı.
Yılmaz Korkmaz Üye
Üyelik: 2006-04-25 Herkese açık mesaj: 1.018
#57464
Abi benim bu altın kurallara birazcık ihtiyacım var uygulasam iyi olacak galiba
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#61530
#content a{color: #0000FF;} .news_title{font-size: 13pt; padding: 10 10 0 10; font-weight: bold;} .news_title font{font-size: 13pt; font-weight: bold;} İşte iştah kesen yiyecekler 21 Mayıs 2007 Pazartesi 11:44 Zayıflamak isteyenlere eşsiz bir liste. İşte iştah kesen yiyecekler... Karnabaharı ve Brokoli: Hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan sizi uzun süre tok tutar. Salatalık: İyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Bu sebzenin kalorisi yok denilecek kadar az ve oldukça tok tutucudur. Mor Erik: Tatlı olarak 250 gr. mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve früktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır. Yeşil Fasülye: Bir porsiyon yeşil fasulyeyi 20 dakika suda haşlayıp sirke, karabiber ve biraz tuzla tatlandırın. İsterseniz yağsız krema da katabilirsiniz. Ananas: 200 gr. ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr. kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur. Ayrıca selülit oluşumunu da engeller. Yeşil Salata ve Balık: Kendinize yeşil salata, uskumru veya ton balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet hazırlayın. Balığın içeriğindeki İyot, tiroit bezinin İşlevlerini hızlandırdığından açlık hissi giderilir. Kuru Erik: Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Çünkü bir kuru erikte 8 kalori var. Yumurta: Haftada iki yumurta yiyin. Çünkü yumurtada bol miktarda triptofan var. Bu da neşenizin yerine gelmesini sağlar. Maydanoz: Enerjisiz kalmak için 1 demet maydanozu blenderden geçirip sebze suyla karıştırın. Bir-iki damla acı biber sosu ekleyin ve bunu bir güzel için. Bu içeceğin içindeki C vitamini ve bitkisel maddeler yağ yıkımını kolaylaştırır. Elma: Kırmızı elmayı ince dilimler halinde kesip 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışımın içeriğindeki değerli lifler hem doyurucu hem de bağırsakları çalıştırıcı etki gösterir. Kaşar ve Zeytin: Yağsız kaşarı ince ince dilimleyin ve siyah zeytin ile süsleyin. Üzerine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Bu, birkaç saat için açlığınızı giderecektir. Enginar Kökü: Karaciğerlerinizi çalıştırmak için 10 adet enginar kökünü, içine 1 doğranmış soğan, karabiber tanesi ve yarım limon katılmış suda haşlayın. Daha sonra 1 çay kaşığı bal, iki sap kekik ve biraz limon suyunu kaynatın. Enginar köklerini süzün ve hazırlamış olduğunuz karışımın İçinde biraz pişirip çıkarın. Böğürtlen: Bol bol böğürtlen yiyin. Böğürtlen sizi hem neşelendirir, hem de tok tutar. Kan şekerinizin yükseleceğinden korkmayın. Çünkü böğürtlenin içeriğindeki doğal şekerler kan şekerini hiçbir şekilde etkilemez. Kahvaltıda Armut: Kahvaltıda armut yiyin. Armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armudun içeriğindeki früktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar. Yulaf Ezmesi: Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır. Portakal ve Ispanak Yaprağı: Kendinize portakal ve 50 gr. ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr. yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın. Hem enfeksiyonlara karşı korunun hem de midenizi doyurun. Soda: Meyve suyunun içine katacağınız soda, magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak ve açlığınızı giderecektir. Bezelye: Bezelyenin içeriğinde de bulunan albümin, iştahınızı kapatmak için iyi bir besindir. Bu nedenle sık sık bezelye çorbası için
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#61531
aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkür ederiz... :( kilolu olanların dikkatle okuması gereken yazılar...
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#61532
BİZİ BİZDEN İYİ TAKİP ETTİĞİNİZ İÇİN BEN TEŞEKKÜR EDERİM.SELAMLAR
nizipli_mehmet Üye
Üyelik: 2005-10-03 Herkese açık mesaj: 8.461
#61900
fatıh abı çok tskler
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#61901
YAŞAM
Kavun karpuz hayat kurtarıyor
Resim kaynağı
Karpuz, taşıdığı 'likopen' sayesinde kalp krizi riskini azaltıyor, kavun ise, damar tıkanıklığı ve kansızlığın ilacı Yazın en çok tercih edilen meyvelerden olan kavun ve karpuzun insan sağlığı için oldukça yararlı olduğu belirtiliyor. Trabzon Numune Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Davut Akdeniz, karpuzun böbrekleri çalıştırdığını ve idrar söktürdüğünü söyledi. Akdeniz, böbreklerdeki üre ve ürat tuzlarını temizleyen karpuzu, özellikle böbreklerinde kum ve taş şikayeti olanların tüketmesi gerektiğini ifade etti. Karpuzun B ve C vitamini içerdiğini belirten Akdeniz, 'Karpuz az miktarda da olsa içinde barındırdığı 'likopen' maddesi sayesinde kalbi enfarktüs tehlikesine karşı koruyor. Karpuzun bu özelliklerinden faydalanmak için mide boşken tüketmek gerekiyor. Çünkü yemek sonrasında yendiğinde sindirim zorluğu yaşanabiliyor. Dikkat edilmesi gereken nokta karpuzun besin değerinin, diğer birçok besinde olduğu gibi kabuğunda saklı olması. Mümkün olduğunca kırmızı etli kısmın altındaki beyazımsı kısmı tüketmeye bakmalısınız.' dedi. ZAYIFLATIYOR AKDENİZ, kısa sürede çok kilo vermenin bir yolunun da karpuz rejimi yapmaktan geçtiğini belirterek, 'Bol miktarda su içermesi, şeker barındırması ve boşaltımı hızlandırması gibi özellikleri sayesinde kilo vermeyi sağlayabiliyor; ama süreyi kısa tutmak ve tek taraflı bu beslenmeye yüklenmemek gerekiyor.' diye konuştu. SİNİR İLACI KARPUZ gibi kavunun da güzel bir yaz meyvesi olduğunu ifade eden Akdeniz 'Kavun, B vitamini, brom ve iyot içeriyor, sinirleri yatıştırıyor, kanı temizliyor. Damar tıkanıklığı, kansızlık tedavisinde de kavun önemli yer tutuyor. Ama hazmı karpuza göre daha zor olan kavunu tüketirken ölçüyü kaçırmamak gerekiyor' diye konuştu.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#62669
Lezzet Deposu Bir Organ: M İ D E Mide bedenimizin havuzu gibidir. Bütün organların ihtiyacı olan besin maddeleri ve vitaminlerin hazırlandığı mutfaktır mide. Midede oluşan yeme ve açlık hissi; bütün isteklerin başıdır. Tok olan insan, en başta cinsel arzulara iştah duyar. Ardından o tokluğu sürekli kılmak için mala, çok kazanmaya yönelecektir. Çok kazanmanın yolu ise makam sahiplerine yakın olmak, mevki sahipleri ile iyi geçinmek ya da o mevkileri elde tutmakla mümkündür. Bu da mala-şöhrete olan tamahı artırır.Tamah, arzuları kamçılayacak, kişi konumunu korumak için belki de insan onuru ile bağdaşmayacak birtakım haram yollara başvurmak durumunda kalacaktır. Gazap-Hiddet-Düşmanlık-Kin-Öne Atılma Hırsı vb. şeytani sıfatlar insana eş olmaya başlayacaktır. Bunların doğal sonucu ise;azaba doğru sürüklenmektir. Bu ince ve basit tahlilden de anlaşılacağı üzere “Bütün günahların başı mideye teslim olmak, onun emrine girmektir” dersek, sanırız abartmış olmayız. Dil derken kastımız nasıl ki; onun biyolojik işlevleri değil ise mideden kastımız da onun nasıl çalıştığı, sindirim işlevleri değil, mideden doğan arzuların insanı nerelere çektiği, nasıl yüceltip alçaltacağı olacaktır.Bu çerçevede, az yemenin faziletleri ve çok yemenin getirdiği zararlar başlıca sohbet konumuz olacak. Rasülullah-Sahabe ve Sırra Erenlerin Az Yemek Hakkında Sözleri “Az yemek ve az içmek suretiyle nefsinizle cihat ediniz. Az yeme ve az içmenin sevabı tıpkı düşmanlarla cihat etme sevabı gibidir. Allah katında bundan daha makbul bir sevap yoktur” “Midesini yemekle dolduranın gök melekûtuna (Sırlar Alemine) yükselmesine izin verilmez” “Az Yiyen-Az İçen-Az Gülen ve Avret yerini örtecek kadar elbise ile kanaat edenleriniz; en faziletlilerinizdir” “Allah katında en sevimlileriniz; Çok Düşünen ve Az Yemek Yiyenlerdir.En sevimsiz olanlar ise; Çok Yiyenler, Çok Gülenler ve Çok Uyuyanlardır” “Çok yemek ve içmekle kalbinizi öldürmeyiniz. Kalp ekin gibidir, fazla sulanan ekin çürür” “İnsanın doldurduğu en kötü kap;karnıdır” “Karnınızın üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini teneffüs etmeye ayırın (yani boş bırakın ki daralmayasınız)” “Karnınızı tam doldurmayasınız ki ibadet ve zikre gücünüz olsun” “Şeytan insan vücudunda kan gibi dolaşır. Az yiyiniz ki, şeytanın yolları tıkansın” ****
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#62670
Kalbiniz Allah’ı görsün, dilerseniz midenizi aç ve susuz bırakınız” Hz.İsa “Cennetin kapısını açlık ve susuzlukla çalınız. Mutlaka cevap gelir” Hz.Aişe “Kendine yetecek kadar gıdası olan ve kimseye muhtaç olmadan sabahlayan kişi, dünyanın en bahtiyar insanıdır” Malik B.Dinar Az Yemenin Faydaları: 1-Kalbi Parlatır- Aydınlatır: Az yemek kalbî fonksiyonların artışına vesile olacaktır. Çok yemek ise zekâyı köreltir. Şişman olan kardeşlerimiz alınmasınlar ama; Fikir Adamı-Bilgin-Sanatçı-Entelektüel kişilerin genellikle tığ gibi olmaları dikkate değer değil midir?..Beden fazla şiştikçe, sanki zekâ, duygu ve düşünce de körelmektedir. “Kalp, az yemekle saf ve ince olur” “Az yemeye devam edenler, zeki-akıllı ve fikren kuvvetli olurlar” “Yemeği doyasıya yemeyiniz ki; kalbinizde marifet ateşi sönmesin. Marifet cennet yolu, az yemek de marifetin kapısıdır” 2-Kalp İnceliği ve Fikir Artar. Bu da Zikir ve Duadan Lezzet Almayı Sağlar: Çok yemek, kızgınlık-öfke ve uyku verir. Çok yiyen, ibadete cesaret ve kuvvet bulamaz. İbadet etse, zikir yapsa dahi bu dilde kalır, kalbe, gönle inmez, lezzeti ruhuna işlemez. “Sofra Allah’la sizin aranıza perdedir. Sofraya düşkün olanın duadan, zikirden haz alması imkansızdır” (Cüneyd-i Bağdadi) 3-Az Yemek Acizlik ve Kırıklık Verir: Çok yemek başkaldırıcı, isyankar nefsi körüklemektir. Az yiyen mütevazı, kırık ve aciz olur. Kul kendi acziyetini görmedikçe Allah önünde gerçek anlamda secde etmiş olmaz. Acziyetini hissetmenin bir yolu da az yemektir. Az yiyen, Allah’ın nimetlerine şükretmeyi, O’nun önünde yalvarmayı daha fazla başaracaktır. Yeryüzünün hazineleri Resulullah’a sunulunca şöyle buyurdu: “İstemem!..Bir gün oruçlu olup, bir gün iftar etmeyi daha fazla severim. Çünkü oruçken sabreder, iftar edince şükrederim” 4-Açlık;Aç Olanları Hatırlatır, Şefkât ve Merhamet Artar: Açlık cehennem ehlinin sıkıntısını,susuzluk mahşer yerinin kızgınlığını hatıra getirir. Açlık çekmeyen kişi,akşamdan sabaha yiyecek lokması olmayan fakir ve miskinlerin halini hiç anlayamaz. Az yiyen, zaman zaman oruç tutan kimse; fakirlerin halini daha iyi anlar. Bu da merhamet-şefkat duygularının canlanmasına; sadaka-zekâtın ve yardımlaşmanın artışına vesile olur.Merhamet ve Şefkât; Cennetin anahtarlarındandır. Hz.Yunus(a.s)’a: “Sen yeryüzü hazinelerine sahipsin, neden aç durursun?” diye sordular. “Tok olursam açların halini unuturum” diye cevap verdi. 5-Çok Yemek Nefsi Azdırır: Nefsin azması ise;kişinin başta şehvet olmak üzere, tüm hayvanî duygu ve dürtülere teslim olması, onların emrine girmesi demektir. Nefis, en iyi açlıkla terbiye edilir. Doyasıya yemek; günahlara kendi eliyle davetiye çıkarmak demektir. “Doyasıya yemek yiyip de ben günahlara yaklaşmam, niyet bile etmem diyen,yalan söyler” (Zünnun-u Mısri) 6-Az Yemek Yiyen, Az Uyur: Çok yemek uyku ve gafleti çağırmaktır. Bu ise tembelliği, çalışmaya, ibadete karşı isteksizliği beraberinde getirir. Bunlar, insanın felaketine neden olurlar. Tembel kişi gerek zihinsel gerekse fiili çalışmalarda kendine gereken enerjiyi bedeninde bulamayacaktır. 7-Az Yiyenin Zamanı Çok Olur: Yemeğe az vakit ayıran kişi, İlim tahsili-Okuma-Çalışma-Dinleme-Ders gibi yararlı işlere daha fazla vakit bulacaktır. En basit ifade ile yemeği hazırlamak, satın almak, taşımak gibi zahmetlere ayıracağı vakit kendine kalacaktır. 8-Az Yiyen Hastalıktan-İlaçtan, Doktorlardan Kurtulur: Hastalıkların temelinde abur-cubur yeme vardır. Bütün doktorların baş tedavi unsurunun perhiz olduğunu düşünürsek az yemenin başka bir faydalı yönü kendiliğinden anlaşılacaktır. “Oruç tutunuz ki, sağlık bulasınız” hadisinin ne derece anlamlı olduğunu modern tıp tasdik etmiştir. 9-Az Yiyenin Masrafı Az Olur: Çok yiyen kişi mala, servete ihtiyaç duyar. Az yiyen ise zaten kanaatkar olacaktır. Bu sebeple harcamaları, masrafı az olur. İbrahim Edhem pazarda gezerken bir malın pahalı olduğundan şikâyetlenen birine şöyle dedi: “O malı ucuzlatmak ister misin?” Adam “Evet” dedi. İbrahim Edhem şöyle dedi: “Malı ucuza almanın en kolay yolu, onu satın almamaktır” 10-Az Yiyen Sadaka-Sabır ve Kanaate Güç Bulur: İsraf etmeden yiyen kişi sadakaya da ayıracak mal ve imkânı kendinde bulabilecek, sabrı ve kanaati herkesten daha fazla kavrayacaktır. Resulullah, göbekli bir sahabenin karnına dokunarak şöyle buyurdu: “Buraya koyduğunu başka yere koysa idin senin için faydalı olurdu” Sırra erenler şöyle dediler: “Mideye doldurulan yemek; tuvalete yatırım olur. Sadaka verilen ise cennete sermayedir.”
****
Değerli Dostlar; Mideyi fazlaca doldurmanın da israf olduğunu biliyoruz. Çok yemenin zararları bugün tıp tarafından da tescil edilmiştir. İstatistik rakamlarının Türkiye’de bir yılda israf edilen ekmekle ikinci bir yıl insanların doyabileceğini göstermesi acıdır. Fakirlik çeken insanlar varken,ekmek ve yemeği israf etmemizin bedelini bedenen hastalık çekmek, manen de bereketsizlik içinde yaşamak şeklinde çok pahalı ödüyoruz. Ülkemizde ekonomik dengelerin bozuk olması, enflasyonun yüksek çıkmasının altında dahi mideye olan düşkünlük ve bunun getirdiği israf vardır!..Burada yıllar evvel devlet kademelerinde görev yapan yaşlı bir amirden dinlediklerimi aktarmak isterim: Ellili yılların ortalarında Menderes Hükümeti ülkeyi kalkındırmak için bir dizi programlar hazırlar. İkinci Dünya Savaşından çıktığı halde gözle görülür bir atılım yapan Almanya örnek alınacaktır.Alman ekonomi bakanı Türkiye’ye çağrılır.Bizim ekonomi planlamacılarına bir konferans verecek olan bakan, lüks bir otelde yemeğe götürülür. Adet olduğu üzere çorba ile başlanır. Bakan çorbasını bitirirken bizim bürokratlar iki kaşık alıp iade ederler. Bizimkilerin anlayışında tabağı bitirmek görgüsüzlüktür. Az bir şey de olsa bırakılmalıdır. Peşinden gelen yemekte de bizimkiler aynı davranırken bakan yine bitirir. En son pilav yenilirken bizimkiler yine iki kaşık iade edecekken Alman Bakan “Durun!” diye çıkışır. “Herkes tabağındaki pirinç tanelerini saysın!” der tercüman aracılığı ile. Bürokrat ve politikacılar şaşkın vaziyette misafirin dediğini yaparlar. “Çıkan rakamları toplayın ve Türkiye nüfusunun yarısı ile çarpın” der. Rakamlar çarpılır ve tonlarca pirinci israf ettiğimiz anlaşılır. Bunun ekonomik maliyeti ise korkunç büyüklükte rakamlardır. Alman Bakan topluluğa döner ve şöyle der: “Türk Milleti her yıl bu kadar ürünü israf ediyorsa benim size verebileceğim hiçbir ders yok beyler!..Biz Almanlar mucize yaratmadık,sadece kaynaklarımızı iyi kullandık ve israf etmedik!” Mideye doldurulacak olanlar, bedene ve sonuçta tuvalete yatırım olup, manevi hiçbir kazanç getirmezler. Mideden kısıp insanlara vermek, ölçülü yiyip-içmek, arada bir oruç tutup hem bedenin sıhhatine katkıda bulunmak hem de sevap kazanmak en kârlı yatırım olacaktır. Beyni mideye endeksli olanlar hiçbir zaman manevi ve fikri çalışmalarda başarılı olamazlar. Mideye sadece işlevini yerine getiren, beyne enerji sağlayan bir depo olarak yaklaşırsak verimli çalışmalar ortaya koymamız mümkündür. Geçmişte sırra ermeye çabalayanların RİYAZAT adlı çalışmalarla açlık-susuzluk deneyimleri çekerek Hakk’a erdiklerini, Resul ve Nebilerin doyasıya yemediklerini, bizim Resulümüz Hz.Muhammed (s.av)’in arpa ekmeğine doyamadığını,bazı günler bir hurma ve bir bardak su ile iftar ettiğini de unutmayalım. Mide başlığı altında Yeme–İçme dengemiz üzerine bizim derleyebildiklerimiz bunlar. Rabbim yazana da okuyana da yaşamak nasip etsin. (Haftaya FERC hakkında değerlendirmeler)
Mustafa Bilici Üye
Üyelik: 2006-02-18 Herkese açık mesaj: 2.407
#62672
yazılar çok güzel ve faydalı paylaşımlar için teşekkürler...
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#62674
Az yemek insanı taşımaya yeter,çok yemeği ise yiyen taşır.Selamlar
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#62676
Hz.Mevlanaya sordular; Hikmetin başı nedir: -Buyurdular az yemektir. Selamlar
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#62685
Diyabetik gıdaları zayıflamak için tüketmeyin! Dyt. Şeçil Kenar, kilo vermek isterken yapılan hatalardan birinin de özel hastalıkları bulunan kişiler için üretilen gıdaların bilinçsizce tüketilmesi olduğunu söyledi. Kenar, "burada önemli olan yeterli ve dengeli bir beslenme alışkanlığını hayatımıza yerleştirmek ve bu tür besinleri satın alırken besin değerlerini ve referans ürünleri arasındaki farkları etiketten okuyup, değerlendirip tüketmektir" dedi. Etiket kontrolünün devletin denetiminde olması gerektiğini de belirten Dyt. Seçil Kenar, "besinleri, karbonhidrat, yağ, protein, mineraller ya da vitaminler açısından analiz etmek tabii ki tüketici için mümkün değildir. Bu değerler ancak laboratuar şartlarında bilimsel analizlerle bulunur" dedi. Kenar, "etiket kontrolünün hukuksal yaptırımlarıyla devletin denetiminde olması bizce en makul yoldur" yorumunu yaptı
fsoyarik Üye
Üyelik: 2005-05-06 Herkese açık mesaj: 5.099
#62694
Zayıflama çayları karaciğeri etkiliyor... Zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, akut hepatitten siroza kadar ciddi karaciğer hasarına neden olabiliyor. Zayıflama çaylarında bulunan alkaloit adlı kimyasalların, akut hepatit başta olmak üzere hızlı seyirli ve ölümcül sarılık ve siroz gibi ciddi karaciğer hastalıklarına neden olduğu belirtildi. Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Nurdan Tözüm, “Son zamanlarda moda haline geldi ama ben zayıflamak için çay tüketilmesini önermiyorum. Kullanan kişinin de bu çayların, sağlığına zarar verebileceğini ve karaciğerinde geçici ya da kalıcı ciddi hasar bırakabileceğini bilmesi gerekir” dedi. UZAKDOĞU’DAN GELEN ÇAYLARA DİKKAT Prof. Dr. Nurdan Tözüm, son dönemlerde sıkça tüketilen zayıflama çaylarının özellikle yüksek dozlarda alındığında vücutta biriktiğini ve çayların içindeki alkaloit kimyasalının da karaciğer hücrelerine ciddi zarar verdiğini söyledi. Prof. Tözüm, “Uzakdoğu’dan gelen bir takım çayların karaciğerde hasara neden olduğunu önceden biliyoruz. Bu bitkiler, doğadan çıktıkları şekliyle alkaloit içeriyor ki bu madde karaciğer üzerinde toksik etkiye sahiptir”dedi. Bitkisel zayıflama çaylarının yan etkileri ile ilgili vaka ve rapor bildirimlerinden yararlandıklarını belirten Prof. Tözüm, bu çayların siroza bile yol açabileceğini ifade etti. “Özellikle Çin ve Jamaika’dan elde edilen özel çaylar, karaciğer hücresinde akut hepatite dolayısıyla karaciğer hücresinde yoğun hasara neden oluyor. Çok nadir de olsa hızlı seyirli ve ölümcül hepatite yol açabilir. Uzun vadede sürekli kullanılırsa karaciğer toplardamarlarında hasar yapıp siroza bile neden olabilir. Ancak genelde bizim en çok korktuğumuz, akut hasara yol açmasıdır. Bu, literatürde çok sık rastladığımız bir durumdur. Mesela bizim aloevera kullanıp karaciğer nakline giden iki hastamız oldu, en çok bildirim de Amsterdam ve Fransa’dan yapılıyor.” ADAÇAYI VE IHLAMUR RAHATLIKLA İÇİLEBİLİR Zayıflama çaylarının karaciğer hücreleri üzerindeki zararlı etkisiyle ilgili bilginin, diğer bitki çayları için de geçerli olup olmadığı sorusuna Prof. Tözüm, “Bütün bitkisel çayların zararlı olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü bu ürünlerle ilgili çok fazla kontrollü ve tıbbi çalışma henüz yok. Ancak bazı bitki çayları açıkta ve çok ucuza satılıyor. En azından bu ürünlere itibar edilmemeli, bütün dünyada satılan ve zararı görülmemiş ada çayı, ıhlamur gibi çayların tüketilmesinde hiçbir sakınca yok” diye cevap verdi. ZAYIFLAMAK İÇİN ÇAY İÇMEK DOĞRU DEĞİL Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Tözüm’e göre, daha kaliteli bir yaşam için tüketilen bu ürünleri kullanırken sağlık üzerindeki etkilerinin farkında olmak büyük önem taşıyor. “Zayıflamak için çay tüketmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bunların içinde diüretik dediğimiz idrar söktürücüler var. Bunlar vücudun daha çok suyunu atıyor, oysa ki insan bol su içse aynı etkiyi sağlar ve daha sağlıklı olur. Yani tüketici, bu çayların bazı riskleri yanında getirebildiğini ve karaciğerlerinde akut ya da kalıcı hasar bırakacağını bilmeli
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#65855
Beslenmede ise bazı düzenlemeler yapmamız gerekiyor. Ağır et yemekleri ve yağlı hamur işlerinin hem günlük tempoyu yavaşlattığını hem de tansiyon ve kalp hastalıkları riskini artırdığını ifade eden uzmanlar şu önerilerde bulunuyor: “Yemek seçerken çok dikkatli olunmalı. Öncelikle ağırlıklı olarak sebze ve meyve tüketmeliyiz. Hem bol sıvı içerirler, hem de bolca vitamin ve mineralleri vardır. Bunların her öğünümüzde mutlaka olması gerekiyor. Yine soframızdan hiç eksik olmayacak yoğurt ve ayran gibi süt ve türevleri olmalıdır. Tansiyonu sıcaktan düşenler tuzlu ayran içmeli. Enerjiyi tamamlamak açısından karbonhidrat yeteri kadar alınmalıdır. Çünkü fazlası sıcakla birlikte uyku yapabilir. Et ve türevlerinin sebzenin içinde olmasını tercih edin. Fazla yağlı etler ve fazla et, kalp krizi riskini artırabilir. Ter bezlerimizin daha fazla çalıştığı şu dönemlerde daha az baharatlı yemekleri tercih edin. Böylece kendimizde ağır kokuların oluşmasını da engellemiş oluruz. Bu hem başkalarına hem de kendimize olan saygımız bakımından önemlidir. Yumurta gibi alerji yapan yiyecekleri çocuklara yaz döneminde gün aşırı veya iki günde bir vermek gerekir. Çocuklarda yaz dönemine bağlı olarak iştahsızlık oluşabilir. Çocukları yemek konusunda zorlamak yemek fikrinden tamamen uzaklaşmalarına neden olabilir. Çok zorlamadan az ve sık beslenmelerini sağlamak gerekir.”
HakanSahin Üye
Üyelik: 2006-03-13 Herkese açık mesaj: 1.135
#65862
TŞKLER BİLGİLER İÇİN.BENDE BİŞYLER EKLEMEK İSTİYORUM. YEMEK ÇOK SICAK YENMEMELİ. EKMEK VE HAMUR TÜRÜ YİYECEKLER İYİCE AĞIZDA ÇİĞNENMELİ.
okyanus_27 Üye
Üyelik: 2007-04-26 Herkese açık mesaj: 513
#66762
Bu kilo verme yöntemi için düzenli uyku ve stresten uzak durmak şart. Tek besin diyetleri de kural dışı... 10 ALTIN KURAL Hangi diyeti yaparsanız yapın, 10 altın kuralı dikkatli uygulayın. İşte kurallar; 1-Doğru ve akılcı alışveriş yapın. Düşük kalorili, düşük glisemik indeksli olan besinlere öncelik verin. Daha çok meyve ve sebze tüketin. 2-Aldığınız şeyleri yarı yarıya azaltın. Alışverişte daha küçük sepet kullanın. Açken değil, tokken alışveriş yapın. Marketlerde fazla kalmayın. Tüm reyonlara uğrayın. 3-En az iki hafta besinlerinize yağ eklememeye çalışın. 4-Fast-food basinleri kesinlikle kendinize yasaklayın. 5-Bardağınız sürekli suyla dolu olsun. Her zaman yudum yudum su için. 6-Bahane bulmayı bırakın. Programınıza tam olarak uyum sağlayın. 7-Değişiklikler deneyin: Yeni tatlar, yeni baharat çeşitleri... Sıkıcı diyetler, tekdüze beslenme sizi sabote eder. 8-Kalp atışlarınızı hızlandırın. Biraz daha çok ve hızlı yürüyün. 9-Porsiyonlarınıza dikkat edin. Daha küçük porsiyonlar alın, daha yavaş yiyin. 10-Asla mutfakta durmayın.:)

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim