Merhaba arkadaşlar. Ben kendim bir şiir meraklısıyım. Siz hemşerilerimden de şiire meraklı olanlar vardır mutlaka. O yüzden beğendiğim bu şiiri sizlerle paylaşıyorum ve bu bölüme "Hoş Geldiniz" diyorum. Bana katılırsanız sevinirim. Hem sayfamıza başka bir içerik de kazandırmış oluruz. Teşekkür ederim...ŞİİR NEDİR?Şiir, beş hissimizi kaynaştırıcı algıların odağında, maddi ve manevi bütün eşya ve olayların ötesine sıçramak isteyen, küstah ve başıboş kıvılcımlar mahrevidir. O, bir noktaya varmasını değil, en varılmaz noktayı sonsuz ve hudutsuz aramanın davasıdır. Maddi ve manevi, eşya ve hadiselerin ötesinde karargah kurmuş olan mutlak hakikat kapısı önünde, ebedi bir fener alayı... Şiir budur.Necip Fazıl Kısakürek
Suskunlar Meclisi
Bir zamanlar Iranda bilginler ve sairler, "suskunlar meclisi" adiyla bir topluluk olusturmuslardi. Üye sayisi otuz kisiydi ve bunu arttirmiyorlardi.
Üyeligin ilk sarti çok düsünmek, az yazmak ve çok az konusmakti.
O zamanlar meshur sair ve bilgin Molla Cami; bu meclisin askindaydi.
Günün birinde suskunlar meclisinin bir üyesinin öldügünü duyunca, onun yerine aday olmak için bilginlerin bulundugu köske geldi. Kendisini karsilayan kapiciya bir sey söylemeden, ismini bir kagida yazarak o sirada toplanti halinde bulunan suskunlar meclisine gönderdi.
Meclis üyeleri bu teklifi görünce biraz üzüldüler. Molla Cami; oraya layik bir bilgindi ama ölen üyenin yerine baska birini almislardi. Yeni bir üye için yer yoktu.
Meclisin baskani, bir bardagi tamamen suyla doldurduktan sonra Molla Camiye gönderdi. Zeki bilgin durumu kavramisti. Bir damla daha olsa bardak tasacakti. Bunun üzerine o da hemen oraciktaki bir gül dalindan küçük bir yaprak koparip, nazikçe suyun üstüne koyuverdi. Bardak tasmamisti. Bunu içeri gönderdi. Meclistekiler bu kibar cevabin manasini anlamislardi: Zarif insanlarin yeri baskaydi.
Üyeler, bu degerli bilgini de aralarina almaya karar verdiler. Baskan
listeye Molla Caminin adini ekledi.Otuz sayisinin önüne bir sifir koyarak, 300 yazdi.Bununla Molla Cami; sayesinde, meclisin degerinin on misli arttigini belirtiyordu.
Listenin son sekli Molla Camiye gelince, meseleyi anladi. Ancak sayinin büyük gösterilmesinden hoslanmadi. Sagdaki bir sifiri silerek, otuz sayisinin soluna koydu. Yani 030 yazdi. Alçak gönüllü Molla Camî, böylece kendisini solda sifir sayiyor, bardagi tasirmadigi gibi, o meclisin yapisini da etkilemeyecegini söylemek istiyordu. Diger üyeler bunu görünce, saygi ve hayranliklari bir kat daha artmis olarak suskunlar meclisinin yeni üyesini selamladilar.
Gögsünün içindekini gerçek gönül sanan kimse,
Hak yolunda iki üç adim atti da hersey oldu bitti sandi
Aslinda tesbih, seccade, tövbe, sofuluk,
Günahdan sakinma bunlarin hepsi yolun basidir.
Hak yolcusu aldandi da, bunlari varacagi yer sandi
Kolejlİ KizUniversiteli delikanli Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı.Okul salonundaydı maç Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa göruyordu takımda.. Hoşlandıgını, ena halde hoşlandıgını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı degil, o güzel kızı izlediğini.Kız servis atarken hemen önunden geçti. Göz göze geldiler..Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok populerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı.Kimbilir, belki kız da ondan hoslanmıştı..Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmisti..Set değişip, takım karşıyagidince, delikanlıda yerini degistirdi,o da karsıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerinedöndu.. Kızda gidiş gelişleri fark etmişti galiba..Bir defa daha gülümsedi.Manidar.. "anladım" der gibi bir gülümseyişti bu...Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü..Pazar günü,sabahın körunde kalktı, erkenden oynanacakmaçı, ne maçı canım,o dünyalar şirini kizi gormek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçınıkaçırmıyordu.Dahası..Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek icin.Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme,çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır Olmuşlardı...O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gulumseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak,bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız çok şaşırdı ,karşısında,sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu.Arkadaştılar.Sonunda bütün cesaretini topladı,kaptana açıldı..O kızdan fena halde hoşlanıyordu.Galiba, kız da ona karşı boş degildi. Bir yerde,birşekilde tanısmaları gerekiyordu.O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü. Kaptan "tabi" dedi. "Bu hafta sonu güzel bir konser var.Beraber, gitmeye karar vermistik zaten. Sende gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız."Mutluluk işte bu olmali" diye düşündü delikanlı.."Mutluluk işte bu ." Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı. Konser gününü de hiç ama hiç unutamadı.. O ne heyecandı öyle.Konserin verildigi sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokundugu anı da hiç unutmadı delikanlı..Voleybol takımı kaptanı, salona girdiklerinde,ustaca bir manevra daha yaptı Delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.Inanamıyordu delikanlı..Onunla nihayet yan yana oturduğuna,onun sıcaklıgını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor.Delikanlı, sahne de dünyanın en romantik şarkısı soylenirken -o an dünyanın bütün sarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki icinde... Ama uzatamıyordu işte elini.Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.Sonunda dayanamadi, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.Kızın omuzuna değil.. Koltuğun uzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli,delikanlının elinin üzerine dokundu.Kalbi yerinden firlayacak gibi atıyordu artık genç adamın. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu cünkü... Konserden çıkarken, kız, sakalaştı."Sizi hermaçımızda görüyoruz.Alıstık nerdeyse...Yarın Adana'da maçımız var.Gözlerimiz sizi arayacak..Hayır!, aramayacaktı...Delikanli o anda kararını vermisti çünkü..Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta ögle yemeginde bir de, Adanakebap yedirecek kadar para vardi... Gece yarısı kalkan otobuse bindi.. Sabah erkenden Adana'ya indi. Mac saatine kadar başı boş dolaştı.Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken,salonda ki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan degildi sebep tabii..İlk sette kız farkın da bile degildi onun..Nerden olsundu ki İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız farketti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifada biraz mutluluk,birazda gururvardı sanki.. Ankara'nın hele Kolejde çok populer bu delikanlısının onun için taoralara geldiğini bilmenin gururu...Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti.Tek kelime konuşmadan.. Konusmaya gelmemişti ki.. Kız "keşke orada olsaydın"demişti.O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona,o kadar çok sey söylemek istiyordu ki aslında..Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladi. Daha dogrusubir şiirden alınmış bir dörtlüğe.Söylemek istedigi hersey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Ögleden sonrayı zor etti,Kolejin önüne gitmek için...Kızın karşıdan geldiğini gördü.Koşarak yanına gitti."Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu vekayboldu ortadan.. Kız, Necip Fazıl'in dört satırını okurken..."Ne hasta beklerdi sabahıVe ne genç ölüyü mezarNe de şeytan bir günahıSeni bekledigim kadar!.."Ertesi gün ögleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolejin önundeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu...Bu defa yanında arkadaşları yoktu.Yanlızdı...Yaklastıgında işaret etti delikanliya..Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyorduyoksa.. Evet, çagırıyordu işte...Kalbinin duracagını sandı yaklasırken... "Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız..O'da heyecanlıydı,belli..."Bak iyi dinle.. dünkü satırlar için çok teşekkürler...Herhalde hissettin, bende senden hoslanıyorum...Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var.Ondanda hoşlanıyorum ve henüz kararveremedim, hanginizden daha cok hoşlandıgıma.. Ve de şu anda, onu terketmem için bir sebep yok...Delikanlı : "O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam,hayatında baska kimse olmazsa, ara beni" dedi hiç nefessiz...Ayrıldı kızın yanından..Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolundaönüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden...Yıllarca sonra Levent Yüksel'in söyleyeceği şarkıda ki Sezen'in sozlerini O, o zaman biliyordu sanki... Aşk onurlu olmalıydı...Günlerce,haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdigi o dörtlükteki gibi bekledi...Hastanın sabahı,şeytanın günahı bekledigi gibi bekledi... Heyecanla bekledi.Hırsla, arzuyla bekledi.Umutla,umutsuzlukla bekledi. Bazen ofkeyle bekledi.. Ama bekledi...Başka hiç kimseye bakmadan,başka hiç kimseyi bulmadan bekledi.Bir gün bir şiir antolojisinde siirin tamamini buldu.. İkidörtlüktü şiir...İlki kıza verdiği... Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar...O dörtlüğü de birkartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu...Bekleyiş sürüyor,sürüyordu...Okullar kapandı,acıldı..Aylar,aylar geçti...Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü..."Günlerdir seni arıyorum"dedi kız..."Günlerdir seni arıyorum.işte sana haber...Artık hayatımda hiç kimse yok!.." " Yaa" dedi delikanlı... "Yaa"dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardırölesiye bekledigi an gelip çatmışken,ağzından sadece bu ses çıkmıştı.."Yaaa!.." Cebinde artıkiyice eskimiş kartı uzattı kıza.."Sana bir şiirin ilk dörtlügünü vermiştim ya bir gün" dedi.."Bu da sonu onun.. " Sonra yürüdü gitti,arkasına bile bakmadan...Kız ikinci dörtlügü oracıktaokurken..."Geçti istemem gelmeniYokluğunda buldum seni.Bırak vehmimde gölgeniGelme artık neye yarar!.."Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar gecti.Delikanli bugün hala düşünüyor.. O uzun, çok uzunbekleyiş mi öldürmüştü aşkını?... Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıstı ki,artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı..O sevgilinin kendisi bile..Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmisti yani?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirinromantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti ugruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti,acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugun hala bilmiyor...Bilmediğini de en iyi ben biliyorum..
...................??????????
bir adım attığım yerde
ne vardı ki
gitmemle kayboldu
her adımımda
sonsuz ben'leri koyuyorum
boşluğa
ve yine ben dolmuyorum
geçip gittiğim yerlerden
iç içe
öne
ve arkaya bakan
bir sürü
ben
ler
koymuşumdur
eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar
Gaziantep .
Kat kat serdim yufkayla baklavayı
Sabah içtim metanette çorbayı
Kebap için seçtim dülük babayı
Ateşte demledim demlikle çayı
Fıstık Ben olmuştur Nizip dağında
Ya ya ya çektiydim gençlik çağımda
İçli köfte kızarmış zeytin yağında
Antebi gel gör bir sen sağlığında
Küpçü handa her derde deva ara
Nur dağı,Araban,Kargamışlara
Görürsen gitmessin başka diyara
Dolaş ilçeleri sen sıra sıra
Havalar ısınmış sahreye gidek
Yağmur yağacakmış biz nerden bilek
Yorum sahre senin neyine gerek
Getirde mangalı kebap yelleyek
Demirli kanede suyu içersin
Şahreküstüye ordan geçersin
Nurganaya gider meyve biçersin
Kurbanlığı görür öyle seçersin .
Sinan Karakaş .
İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş,
Sadakatin adı ise; bir serçeye
Göçmen kuş bütün bahar ve yaz boyunca
Küçük köyün üstünde uçmuş serçeyle beraber
Küçük sinekleri, kurtları yemişler,
Kış yağmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler.
Masmavi gökyüzünde dans etmişler,
Çiçek açan ağaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler...
Birbirlerine söz vermiş kuşlar;
Ayrılmayacağız diye.
Ama kış gelmiş,
Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,
Serçe ise her zamanki gibi sadık
Ama sevgi de yabana atılmaz bir gerçek.
Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için
Yaşamaksa önemli imiş göçmen için.
O, baharların tatlı eğlencesiymiş sadece
Gel demiş serçeye benle beraber...
Başka bir bahara uçalım.
Serçe ise burda bekleyelim demiş yeni baharı
Ama kış acımasızdır. demiş göçmen,
Yaşayamayız burda, aç kalır üşürüz
Serçe hayır demiş korunuruz kötülüklerinden kışın beraber
Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim.
Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadığı yere
Kalmakta aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye
Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş
Uçacakmış yeni bir bahara...
Göçmen ve serçe çıkmışlar yola,
Ama serçe zayıfmış,
onun kanatları uzun uçuşlar için değil.
Dayanamayacakmış bu yola
Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş
Çünkü o hep kaçarmış kışlardan
Hep gidermiş zorluklarından kışın yeni baharlara
Bir fırtına yaklaşıyormuş.
Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan, yakalanmayacakmış
Ama serçe iyice zayıf kalmış, yavaşlamaya başlamış
Göçmene duralım demiş artık.
Biraz dinlenelim
Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz.
Serçe çok fırtına görmüş, kurtuluruz demiş.
Ama göçmen yürü demiş serçeye
birazdan okyanuslara varacağız
Serçe sevgisine uymuş ve
peşinden son bir gayretle gitmiş göçmenin
Birazdan varmışlar okyanusa
Kurtuluşuymuş bu büyük deniz
Göçmen için çok iyi bilirmiş buraları
Ama serçe ilk kez görüyormuş ve sanki
Gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi
Serçe artık dayanamıyormuş,
Son bir sevgi sesiyle seslenmiş göçmene
Artık gidemiyorum.... Göçmen serçeye bakmış,
Bakmış ve devam etmiş........
Okyanus çok büyükmüş, serçe ise çok küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama göçmen çok küçük...
Mavi sularında okyanusun bir minik SADAKAT ...
Yeni bir baharın koynunda koca bir İHANET
Hosunuza giden, begendiginiz, anilarinizda, hatiralarinizda kalan, anlami olan sarki sözlerini burada paylasalim arkadaslar. Tabi anilarida paylasmak serbesttir. Resmi aç
Ben baslangici yapayim.
Yalniz kaldim rüyalarimda,
Ben tek kaldim su dünyada,
Beni dinle, bu sarki sana,
Ac sesini, sonuna kadar...
Yeminler kaldi mazide,
Yaslar kaldi, su gözlerde,
Sevgi kaldi, yüregimde,
Ne yapsam, yolum nerde?
Atesle oynama dediler duymadim,
Cocuktum, alevine kapildim,
Oyun sandim, cok utandim,
Yandim, kül oldum canim...
Sen bir baktin, beni yaktin, beni
Unutamadim sevgilim seni,
Bir türlü kavusma günü gelmedi,
Böylece, askimiz bitti.
Kalbimdesin, hic bitmedin, yanimdaydin,
Hep sevmistim, eminim, sende seviyorsun,
Sevdigini, biliyorsun.
Oyun zannettim, yaktin beni,
Hem beni, hemde kendini,
Umarim fazla zarar görmedin,
Sevgilim, cok özür dilerim.
Hersey cok güzel baslamisti,
Maalesef, böyle sonuclandi,
Sana asiktim, bunu unutma,
Hani ilk asklar unutulmaz yaa...
Neden biraktin beni, ben cok sevmistim seni
Uzaklarda olsanda sen benimsin sevdigim,
Seni cok özledim, aylar oldu görmedim,
Her zamanda benimsin, sen benimsin sevgilim...
YİNE YAĞMUR YAĞIYOR
GÖZLERİM HEP YOLUNDA
GELİRSİN DİYE BEKLER ŞU BURUK KALBİM SENİ
NEDEN GİTTİN SEVGİLİM
BEN SENSİZ NE YAPARIM
KİMİ SEVER YANARIM
SEN BENİM HERŞEYİMSİN
SEN BENİM BAHARIMSIN
SEN BENİM YAZIM KIŞIM
SEN BENİM HERŞEYİMSİN
KARANLIGIM GÜNEŞİM
YOKTUR DÜNYADA EŞİN
SEN BENİM KADARİMSİN
TERKEDİP GİTTİN BENİ
ONA YANAR AGLARIM
ÇOK SEVİŞTİM BEN SENİ
ANLAMADIM Bİ TÜRLÜ
SANA OLAN SEVGİMİ
BEN SENZİZ YAŞAYAMAM
BURALARDA DURAMAM
ALIM YAZIM SIN BENİM
BENDE AMAMADA ŞİİR YAZARMISIM HA Resmi aç
Belki zaman; gözyaşlarımızın ıslattığı, bizi alnımızdan öpen seccadelerimizde geçmeliydi, /
Belki zaman; secdelerimizde ihya olup tükenen sonra ihya olup tekrar tükenen kelimelerden uzanan dualarımızla geçmeliydi, /
Belki zaman; bir yardım programının ardından, ızdırabıyla sabaha kadar uykusuz geçen gecelerle geçmeliydi, /
Belki zaman; minarelerden arşa yayılan nağmelerin elleriyle tüm güzel şeylere dokunabilmekle geçmeliydi, /
Belki zaman; sahur sonraları şafakları beklerken gökyüzüne fısıldadığımız hayallerimizle geçmeliydi, /
Belki zaman; çok uzaklarda isimlerini bile bilmediğimiz kardeşlerimizin kurtuluşu için kocaman dualarımızı küçücük zarflarımıza koyup göndermekle geçmeliydi, /
Belki zaman; dargınlıkların açtığı mesafeleri bir vuslat hasretiyle kucaklaşmaya dönüştürmekle geçmeliydi, /
Belki zaman; tekrar birlik olmakla geçmeliydi, /
Belki zaman; gözyaşıyla ıslanmış bir dua olup Rabbimize sunulmakla geçmeliydi /
Rabbimizden gelen hediyeye gereken ilgiyi gösteremedik, ama rahmetiyle bizleri unutmayacağına ümidimiz ve inancımız sonsuzdur, bağışlanmayı dileriz.
"postbody" VİDEOSU İÇİN : "postbody" YouTube üzerinde aç
Kıl beni ey namaz
Çöllerden topla hücrelerimi
Rahmetinin serinliğinde yıka kalbimi
Kıl beni ey namaz
Ruhumu secdede yeniden fısılda bana.
Şah damarı yakınlığından emzir yetimliklerimi.
Kıl beni ey namaz
Dağlar küçülsün, denizler taşsın, dağılsın kalabalıklar.
Rükû rükû doğrult eğriliklerimi.
Kıl beni ey namaz
İkiye bölünsün kalbim kıblenin şakağında.
Sevgilinin işaret parmağı değsin göğsüme.
Kıl beni ey namaz
Topla sevdalarımı kırık aynaların çatlaklarından.
Ömrüme ilikle seviçlerimi, firûze düşler düşür alnımın şafağına.
Kıl beni ey namaz
Tenim İbrahim gibi ateşe düşmüşken
Gül kokulu serinlikler değdir yüreğime
Kıl beni ey namaz
Günahın, isyanın, nisyanın kuytusunda büyüttüğüm pişmanlıklarımın yüzünü kaldır yerden.
Al karanlıklarımı, al karalıklarımı gözbebeklerinde yıka.
Kıl beni ey namaz.
İnsan kıl beni.
Doğru kıl.
Duru kıl
Diri kıl beni.
İnsan kıl bu bedeni.
Rabbim namaz iLe muhabbetimizi arttırsın,oLmayanLara da namaz muhabbetını versin (Amin)
?brahim sadri eskiden böyle ?iir yazar ve okurdu kasetleri vard?.
?imdi medyaya kar??t? me?hur oldu art?k ne amaca hizmet etti?ini anlamad??m ve kendisine para kazanmak için programlar yap?yor.
Hepimiz eve ekmek götürmek için çalışıyoruz ama ne bileyim i?te amaç ba?ka araç ba?ka amaç pazar kazanmak olmamaml? bence
Selamlar Sayg?lar
bedenim ruhuma gurbet el olmus
olsun sabret sus be aglama gözüm
ömrümün bahari sararip solmus
solsun sabret sus be aglama gözüm
**** ***** ****
gönül derdin yüzbin yapmis abatrmis
her gün agit yakip,yürek kabartmis
saçlarini pençe pençe kopartmis
yolsun sabret sus be aglama gözüm
**** **** ****
devran baba o yar demis oh olsun
zindanlara yusuf gibi sokulsun
gözlerine yakup gibi kan dolsun
dolsun sabret sus be aglama gözüm
sevik tama yorum ne güzel bir kelam tiki siir gibi selamlar. fsoyarik
cengizhan hemserim, öncelikle konuya itibar ettigin için tesekkür ederim. ben kendim pek nadir siir yaziyorum. ama sana begendigim siirleri tavsiye edebilirim.özellikle siir diyorum çünkü ben saire degilde siire daha düskünüm.bu yüzden nazimdan üstada kadar siir okur ve dinlerim.ama yine de murathan mungan ve necip fazili es geçmek mümkün degil!! bedirhan gökçe, müsfik kenter ve sadri begendigim okuyucular.rahmetli cem karaca'nin su siirini tüm hemsehrilerime armagan ediyorum...
hep kahir
dur! birak kaynasin kahvenin suyu,
bana istanbulu anlat nasildi?
bana bogazi anlat nasildi?
haziran titreyislerle kaçak yagmurlar ardi
yikanmis, kurunurmuydu yine o yedi tepe
ana sefkati gibi sicak bir günesle
insanlar gülüyordu de
trende, vapurda, otobüste,
yalanda olsa hosuma gidiyor, söyle.
hep kahir, hep kahir, hep kahir
biktim be...
dur! birak, kalsin, açma televizyonu
bana istanbulu anlat nasildi?
sehirlerin sehrini anlat nasildi?
beyoglu sirtlarindan yasak gözlerimle bakip
köprüler, sarayburnu, minareler ve halice öv
diyiverdin mi bir merhaba, gizlice
insanlar gülüyordu de
trende, vapurda, otobüste
yalanda olsa hosuma gidiyor, söyle.
hep kahir, hep kahir, hep kahir
biktim be...
dur! birak, kimildama, kal biraz öylece n'olur
kokun istanbul gibidir, gözlerin istanbul gecesi
simdi gel saril, saril bana kinalim
gökkubbenin altinda ordada beraber
çok sükür diyerek yeniden baslamanin hayali
hasretinin çölünde sanki bir pinar gibi
insanlar gülüyordu de
trende, vapurda, otobüste
yalanda olsa hosuma gidiyor, söyle.
hep kahir, hep kahir, hep kahir
biktim be...
cem karaca
14 sevgiliye on dört sone: 2
ates olmak bir sey ama yanmak daha da baska
yandigini duymazsin bir kere düsme aska
yoklugun ahiretin öbür adiysa eger
varligin kendisidir dünyada cehennemin.
gözlerin geceleri gögümde yildizlardi
girdin kanima akan azgin sakarya gibi...
hangi biçak kesecek simdi benim öfkemi
hangi zincir zapteder bu çildirmis gövdemi.
durduramaz hiç bir yel beni çilgin sevgilim!
donduramaz ayazlar, yikamaz seller beni
aritmaz musallalar bu günahkar bedeni.
ben kendime zebani, ben kendime deliyim
leyla da ben, elif de, sirin de benim artik
ben kendimin mecnunu, keremi, ferhad'iyim.
anteplI'nIn aski
madem gönül taamdan girdin içeri
esikte durma gel beri
aris gibi sarsin kollarim seni
aski öretecem saa
Ilk defa bildir göz göze geldik
yamirda yasda, sakomun altinda
azmi dolasdik sennen
zaman galbimdeki askini södüremedi
umutlar mahmilde as gibi
madem gönül taamdan girdin içeri
esikte durma gel beri
seni çok sevdim, gendini güzel sandin
edalari cilveleri birbirine gaddin
ellam eller benim gibi sever sandin
Isde garidin gene baa galdin
madem gönül taamdan girdin içeri
esikte durma gel beri..
antepçe sözlük:
taa,taga:pencere - esik:kapi gIrIsI - aris:asma agaci - saa:sana - yamir:yagmur - sako:çeket - sennen:senInle - galb:kalp - gendi:kendI - mahmil:eskIden yemeklerIn saklandigi tel dolap - as:pIlav - gari:yasli kadin