Taziye evleri Şehitlerimiz Vefat Listesi Canlı Yayın - Sohbet ve Radyo Nizip Haritası Üye Haritamız Üye Ol  |  Şifremi Unuttum
000 000 KÜTÜPHANE 000 Nizip Hakkında Yayınlar 000 2.Kültür Makale Yarışma
000 Zeugma Bereketin Köprüsü

Ana Sayfa
Köylerimiz
NiZiP
Turizm Gezi
ZEUGMA
Okulunuz

Yardım
İlan ekle
Firmanı Ekle
Son Mesajlar
Mesajlar
Kayıt Ol
Şifremi Unuttum
2.Kültür Makale Yarışma

Cevaplar: 7, Görüntülenme: 889  
Bu Kategoriye Konu Aç Bu konuyu E-Mail olarak gönder Email ile gönder Paylaş Kısa Linkler
Yayınlayan:
Üye
Üyelik tarihi: Jun 2001
Mesajlar: 351
10.04.07
Diğer Konuları

Kütüphane Linkleri
Zeugma Bereketin Köprüsü

ZEUGMA
BEREKETİN KÖPRÜSÜ



[IMG]http://www.Nizip.com/gallery/displayimage.php?imageid=1178
KONU
ZEUGMA ANTİK KENTİ KAZI ÇALIŞMALARI VE ESERLERİN
BİLİNMEYEN YÖNLERİ

HAZIRLAYAN
TAMER ERİM
İSTİKLAL İLKÖĞRETİM OKULU/NİZİP
GÖRSEL SANATLAR ÖĞRETMENİ
NİZİP EKİM/2006
ÖNSÖZ
“Zeugma” ismini yaklaşık 15 yıl önce Sanat Tarihi öğretmenimden duymuştum.
“Antik bir kent sular altında kalacak” diyordu.
Önemini o kadar anlayamamıştım….
Ta ki üniversite öğrencisi olduğum 2001 yılında gazete manşetindeki “TAHRİP EDİYORLAR!” başlıklı haberi okuyana kadar!
Gazete haberi Zeugma’ya olan ilgi ve merakımı arttırmıştı.Gidip-görmeyi çok isterken kaderin bir cilvesi ki beni o merak ettiğim yere getirdi.
Ve yaklaşık 5 yıldır Zeugma’nın merkezinde Nizip-İstiklal İlköğretim Okulunda Görsel Sanatlar Öğretmenliği yapıyorum.Zeugma’yı defalarca görme ve inceleme fırsatı buldum.
Zeugma önemli bir antik kent.Görsel ve yazılı kaynakları incelediğimde bir kez daha anlıyorum ki döneminin sanatsal ürünlerini en görkemli şekilde bize sunuyor.Fırat nehrinin kenarında manzaralı bir alana kurulmuş yerleşim merkezi.80 bin nüfusu ile dünyanın en büyük kentleri arasında yer alıyor.M.S. 4.y.yılda Roma hakimiyetine giren antik kent yolların kesişme noktası-ticaret ve garnizon kenti olarak dikkat çekiyor.Özelliği:Kendine has özellik taşıyan heykeltıraşlık örnekleri,kabartma ve mozaikleridir.Şu anda ancak antik kentin küçük bir bölümü ortaya çıkarılmış Roma villaları ve bu villaları süsleyen mozaiklerdir.Ve…… Bereketin Köprüsü adını verdiğim araştırma projemde antik kentin tarihi öneminden, bugünkü durumundan , müze fotoğraflarından,yazılmış şiir ve makalelerden ,mozaiklerin öykülerinden, bahsetmeye çalışacağım.Bu çalışmamım ilgi duyanlara yararlı olmasını dilerim.
Tamer ERİM
İstiklal İlköğretim Okulu/NİZİP-GAZİANTEP
Görsel Sanatlar Öğretmeni
Binlerce yıl önce başlar ZEUGMA’ nın yazgısı,
Fırat’ın bereketli toprakları beşik olur ona.
Medeniyetler gelir medeniyetler geçer üzerinden
Tarihe paha biçilmez eser olur her bir taşı...
(Onca TAPINÇ)
İÇİNDEKİLER
(BEREKETİN KÖPRÜSÜ-ZEUGMA)
1-ZEUGMA ANTİK KENTİNİN TARİHİ VE ÖNEMİ
2-ZEUGMANIN KRONOLOJİK TARİHÇESİ
3-HARİTALARLA ZEUGMA
4-MOZAİKLERİN ÖYKÜLERİ (BİR DÜZİNE MOZAİK ÖYKÜSÜ)
5-ANTİK KENTTEN FOTOĞRAFLAR
6-GAZİANTEP MÜZESİNDEKİ ZEUGMA & FOTĞRAFLAR
7- ZEUGMA BULLALARI (MÜHÜR BASKI)
8-ZEUGMAYA YAZILMIŞ ŞİİRLER
9-DÜNYA GÖZÜYLE ZEUGMA (5 Dakikalık İngilizce Anlatım-Reklam)
10-MİTOLOJİ SÖZLÜĞÜ
11-NE YAPILMALI!
12-KAYNAKÇA
NOT: Avrupa Birliği Gençlik Projesi kapsamında hazırlanan ^MOZAİKLER KENTİ ZEUGMA^adlı görüntülü CD’si ek olarak sunulmuştur.
(Hazırlayanlar: Mehmet ÖNAL-Burhan AKYILMAZ)
ZEUGMANIN TARİHİ VE ÖNEMİ
"Köprü-Geçit" anlamına gelen Zeugma, Gaziantep ili Nizip İlçesi Belkıs köyünde bulunan antik bir kenttir.Yaklaşık 20 bin dönümlük Belkıs/Zeugma, Fırat nehrinin kolay geçilen bir noktasında yer aldığından, tarihin en eski çağlarından bu yana çok önemli bir geçit yeri olmuş ve tarih boyunca ticaret açısından olduğu kadar, askeri bakımından da her zaman önemini korumuştur.80 bin nüfusu ile döneminin en büyük kentlerinden birisidir.

Doğudaki ve Batıdaki imparatorlukların doğal sınırı olan Fırat Nehri kıyıları,büyük savaşlara sahne olmuştur. Büyük İskender, İran seferine giderken Fırat’ı buradan geçmiş ve Şehir, Helenistik dönemde yeniden imar edilmiştir.

Kommagene Krallığı döneminde dört önemli şehirden birisi olan Zeugma, Roma İmparatorluğu döneminde, Fırat’ı koruyan dört büyük askeri garnizondan biri ve en güneydeki olma özelliğine sahiptir. Roma devrinde şehir çok büyümüş, kültür, sanat ve ticari alandaki faaliyetleri ile zengin bir yapıya sahip olmuştur. Özellikle M.S. 2. ve 3 yy.’da en parlak devrini geçiren Zeugma, Bizans döneminde eski canlılığını kaybetmeye başlamış ve sonunda İslam akınlarına dayanamayarak önemini yitirmiştir. Zeugma, özellikle Roma döneminde, sanat alanında çok ilerlemiş, zengin villaları süsleyen mozaik döşemeler dünya örnekleri ile yarışır hale gelmiştir. Diğer taraftan Şehir, mezar heykeltraşlığı sanatında da ilerleyerek kendine özgü tipler ortaya koymuştur.

Belkıs Tepesi denilen 300 m. aşağıdaki Fırat’a kadar engebeli yamaçlar, yüzlerce yılın birikimi olan yaklaşık 3-5 m. kalınlıkta toprak dolgu ile örtülmüş olup, üzerindeki Antepfıstığı bahçeleri ile, kesinlikle bir antik kent görünümü vermemektedir. Bir saklı kent manzarasında olan Zeugma’nın önemine işaret eden ilk belirtiler, 1987 yılında Gaziantep Müzesi’nin güneybatı nekropolde açtığı, kaçakçılarca yarım bırakılmış iki Oda mezar ile bunların verdiği buluntular olmuştur.Çok sayıda gömünün yapıldığı, duvarları freskli , belirli bir mimariye sahip mezar odalarının önündeki teraslardan elde edilen heykeller halen Gaziantep Müzesi’nde sergilenmektedir.
Zeugma’dan yakın geçmişte ve özellikle son dönemde çıkartılan mozaikler eşsiz güzellikleri ve kendine has özellikleri ile dikkat çekmektedir. Mozaikler bugünlere kadar önemli ölçüde özelliğini kaybetmeden ve hasar görmeden gelebilmiş ve figürlerin eşsizliği yanısıra doğada bulunan çeşitli renklerdeki taşlarla yapılan mozaiklerde, doğada bulunmayan renkler için ise renkli camlar kullanılmıştır.
ZEUGMA’NIN KRONOLOJİSİ
M.Ö. 300.yy: Büyük İskender’in Generallerinden 1.Selevkos Nikator Belkıs/Zeugma’nın ilk yerleşimi olan Selevkeya Euphrates kentini kurar.
M.Ö. 1.yy : Kentin Selevkeya Euphrates adı korunarak Kommagene Krallığı’’ın 4. büyük kentinden biri olur.
M.S. 1.yy : M.Ö.1.yy.’ın ilk çeyreğinde Roma İmparatorluğu’nun topraklarına katılır ve ismi de “köprü “ , “geçit” anlamına gelen “ ZEUGMA” olarak değiştirilir.
M.S. 252 : Sasani Kralı 1.Şapur Belkıs/Zeugma’yı ele geçirerek yakıp yıkar
M.S. 4.yy. :Belkıs/Zeugma geç Roma hakimiyetine girer.
M.S. 5-6.yy. :Belkıs/Zeugma Erken Roma hakimiyetine girer.
M.S. 7.yy. : İslam Akınları sonucu Belkıs/Zeugma terk edilir.
M.S. 10-12.yy: Küçük bir İslami yerleşimi oluşur.
M.S. 16.yy. :Bugünkü adıyla Belkıs Köyü kurulur.
HARİTALARLA ZEUGMA
.hrt..
.hrt..
[IMG]http://www.Nizip.com/gallery/displayimage.php?imageid=1181
100 BİN BULLA
Zeugma kazıları sırasında ortaya çıkarılan ve bu alanda bir “dünya rekoru” Gaziantep’e ve Türkiye’ye kazandıran “ bullalar” da Belkıs/Zeugma’yı eşsiz kılan özellikler arasında yer alıyor. Bulla, mühür baskısı anlamına geliyor. Yani bir mektup , bir ferman , ya da paketi başka yerlere göndermek gerektiğinde , kapatılıp üzerine vurulan özel mühür baskı demek. Bu da Zeugma’nın devlet arşivinin günümüze yansıyan izleri sayılıyor. Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen bu önemli koleksiyondaki mühür baskılarının sayısı ekim ayı içerisinde bulunanlarla birlikte 100.000’i buluyor. Arkeoloji uzmanları bu rakamın “ Dünyada bir müze kayıtlarında bulunan en fazla bulla “ olduğunu belirtiyor. Pişmiş topraktan yapılan bu bullalar , üzerinde taşıdıkları son derece zengin tasvirler ile Belkıs/Zeugma’nın diğer antik kentlerle olan ilişkileri, dönemin ekonomik, sosyal ve dini hayatı üzerine benzersiz bilgiler edinmemizi sağlıyor.
HABER Zeugma antik kentinde ,yapılan kurtarma kazıları sırasında ortaya çıkarılıp,Gaziantep Müzesinde sergilenen 100 bin (bulla) mühür ,yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Dünyada bir defada ortaya çıkarılan en fazla mühür olma özelliğine sahip Zeugma mühürleri ,müze yönetimi tarafından yeni arayışlara yöneltti.Turistlere satılmak için 8hatıra-süs eşyası)5bin taklidi yapıldı. Aslına uygun olarak yapılan kil mühürler ,kolye olarak kullanılabileceği gibi ev ve işyerlerinde metal eşyalar üzerine yapıştırılabiliyor. Mühürlerde aslına uygun ZEUS-ATHENA-APHRODİTE,FORTUNA gibi tanrıça figürleri ve yanı sura Aslan-yengeç ve akrep gibi burç figürleri de yer alıyor.
(HABER:www.trt.net.tr. 24 Ekim 2006 )
BULLA(MÜHÜR BASKISI)


İLKMOZAİK ÖYKÜ KAPAK
foto1
MOZAİKLER KENTİ
foto1 MOZAİK: Zeugma’nın asıl önemi, kazılarla ancak küçük bir bölümü ortaya çıkarılabilen Roma Villaları ve bu villaların tabanlarını süsleyen mozaiklerdir. Benzerleri Türkiye sınırları içerisinde sadece Ephesus (Efes) Antik kentinde görülen bu yamaç villaları arkeolojik açıdan büyük önem taşımaktadır. Sadece A bölgesi kazılarında gün ışığına çıkarılan mozaiklerin alanının 1000 metrekareyi bulması Zeugma’nın tam anlamıyla bir mozaik kenti olduğunu ortaya çıkarıyor. Yapılan araştırmalar sonucunda uzmanlar Zeugma’daki kazıların tamamlanmasıyla Gaziantep Müzesi’nin dünyanın en büyük mozaik müzesi haline dönüşeceğini söylüyor. Yolların kesişme noktasında bulunması ve ticaret ve garnizon kenti olması Zeugma’yı sanatçıların gözünde çekici yapmış. Emekli olan subaylar bile kente yerleşmeye başlamışlar. Güvenli ve zengin bir kent olan Zeugma’ya dönemin en iyi sanatçıları akın etmeye başlamışlar. Böylelikle sanatçılar , kentte, günümüzde olaylar yaratan mozaikler, freskler ve heykeller bırakmışlardır. Zeugma çağımız yöneticilerinin nedenini bilmedikleri biçimde zenginleşirken, kültür ve güzel sanatlarda da gelişimini sürdürmüştür. Kentin hemen tam karşı kıyısında bulunan ve şimdi çoktan sular altında kalan Apameia kenti ise Helenistik çağdan sonra Zeugma’nın her alandaki rekabetine dayanamayınca terkedilmiştir. M.S.2.yüzyılda Zeugma’yı Apameia’ya bağlayan , ağaç kütüklerinden yapılmış salların oluşturduğu ahşap bir köprü bulunuyormuş. Zeugma’daki villa tipi yerleşimler , bu köprünün Fırat kıyısından başlayarak , batı yönünde yaklaşık 300- 350 metre yüksekliğindeki Belkıs Tepesi’nin üstündeki Akropolis’in eteklerine kadar ulaşmıştır. Yamaçların güney ve batı bölgesi nekropol (mezarlık) , doğu ve kuzeydoğu tarafı mahalleler, kuzey kesimi ise yönetsel bölümler ve lejyon bölgesiydi. Akropolis’in üzerinde ise Zeugma sikkelerinde sıkça rastlanan Tykhe (talih ve kader tanrıçası ) Tapınağı bulunmaktaydı. Zeugma’nın genel topoğrafik yapısı , tam bir yamaç kenti görünümündeydi. Helenistik dönemde başlayan villa geleneğine göre , yüksek ve manzaralı alanlar seçiliyordu. Roma dönemine gelince , yüksek yerlerde oturmak, asillere özgü bir tercih ve ayrıcalık olarak kabul edilmekteydi. nedenle kent ve villaları , arkasındaki tepelere doğru açılmış taraçalar üzerinde konumlandırılmıştı.
Bir mozaik panosunda çok değişik malzemenin kullanılması gerekiyor. Ancak gelişim süreci içinde ele alındığında yüzeydeki süsleme malzemesinin köklü değişiklikler geçirdiğini görüyoruz. Mozaikte ilkin süsleme unsuru olarak farklı renklerde ve çoğunlukla da siyah-beyaz çakıl taşları kullanılmıştır. Zaman içerisinde çakıl taşlarının çeşitli renklerde boyandığına tanık oluyoruz. Bu dönemde çakılların traşlanmış örneklerine de rastlanmıştır. Ancak taşların gerçek traşlanması “ Tesserae “ denilen teknik önce eski Yunan , sonraları da Roma mozaiklerinde kendini göstermiştir. Bu teknikte taşlar kübik, dörtgen ve üçgen prizmalar biçiminde önceden kesilip, hazırlanır. Ardından mozaik panosuna işlenirdi. Tesserae’nin keşfi mozaiği resimsel tarzda yapma arzusundan doğduğu sanılmaktadır. Antik çağın en önemli mozaikleri çakıl ve camdan yapılmış, Tesserae’lerden üretilmiştir. Taştan sonra en önemli mozaik süsleme malzemesi camdır. İlk kez M.Ö.3. ve 1.yy.’lar arasında Helenistik çağda görülmüş ve sanatçılara sınırsız bir renk kullanma olanağı vermiştir. Bu iki ana maddenin dışında mermer , kiremit parçaları , seramik Tesserae’ler ve nihayet altın ile gümüş kullanılmıştır. Bu son ikisi ilkin Romalılar tarafından uygulanmıştır. Altın Tesserae’lerin roma dönemine ait ilk örneklerine Antakya döşeme mozaiklerinde M.Ö. 300’lerden sonra görmekteyiz. Genç Hıristiyan ve Bizans mozaikleri döneminde altın Tesserae’lerin Tanrı ve İsa tasvirlerinde gümüş ise 2.derecede önemli kişilerde kullanılmıştır. Teknik ve malzemenin yanı sıra kullanılan harcın kendisi de büyük önem taşıyordu. Roma döneminde harç yüzeye iki üç kat oluşturacak şekilde ve Tesserae yüzeyi taşıyacak şekilde seriliyordu. Birinci kat harcın dibe çökmemesi için harç hamuru sık döşenmiş taşların üzerine çatlamaları önlemek amacıyla yerleştirilirdi. Yer mozaiklerinden başka duvar mozaikleri için de aynı uygulama dikkatle hazırlanır ve her durumda su geçirmeyen bir reçine ye da katran tabakası harçtan önce uygulanırdı. Ardından iki sıra kaba pürüzlü ve duvarın eklem yerlerinde çivilerle kuvvetlendirilmiş ikinci harç tabakası gelirdi. Üçüncü kat ise , oldukça koyu hazırlanmıştır. Ve yapıştırıcı olarak bileşiminde mermer tozu ve dövülmüş tuğla içermekteydi. Roma mozaikleri yapılış olarak ikiye ayrılabiliyor. Birincisi küçük küplerin yan yana konmasından meydana gelmiş Opustesselatum denilen tarz. Dörtgen ve prizmatik küplerden yapılmış olan desen çalışma bittiğinde değişik renklere boyanırdı. İkinci tekniğe ise Opusvermicilatum ya da minyatür mozaik deniyordu. Bu teknikte taşların doğal renkleri korunur ve küçük mozaik parçaları resmin gidişine göre dizilirdi. Ancak bu dizilme nedeni ile taşlar adeta bir solucan gibi uzayıp giderdi. Opusvermicilatum da zaten bu anlama gelmektedir.
Alt 10.04.07 , 16:32  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
FIRAT NEHRİ’NİN KRALI AKHELOOS


Fırat’ın bolluk ve bereketini simgelemiştir. Fırat Nehri’nin kralı olan Akheloos’un başı yemişler ve meyveler saçan bereket boynuzuyla birlikte betimlenmiştir. Akheloos kanat biçiminde bıyıklıdır. Saçına çiçekler takılmış. Alın üstü çift bereket boynuzuyla taçlandırılmış. Fırat çevresinde yetişen üzüm, armut, incir, nar, yenidünya, ayçiçeği gibi meyvelerin resimleri bu mozaikte bereket boynuzu ve dallarla çevrilerek resmedilmiştir.
Akheloos Helen teogonisinde yer alan en eski çiftlerden olan Okeanos ile Tethys’in her biri ırmak tanrısı olan 3 bin oğlunun en büyüğüydü.Akheloos ile ilgili değişik efsaneler mevcuttur. Bu efsanelerden birine göre ; Aitolia’da Kalydon Kralı Oineus’un komşusu olan Akheloos , kralın kızı Deianeria’ya evlenme teklifi eder. Ancak ırmak tanrısı olarak Akheloos’un metamorfoz yeteneği vardı; istediği şekle girebilmekteydi.Kimi zaman boğa, kimi zaman ejderha vs. olabiliyordu. Bu yetenek, böylesine rahatsız edici bir kocayla evlenmeyi düşünmeyen Deianeria’yı korkuttu. Herakles, Oineus’un sarayına kendini takdim edip kızı Deineria’ya evlenme teklif edince güzel kız da bu teklifi hemen kabul etti. Bununla birlikte Herakles, yerinin alınmasına kolay kolay razı olmayan Akheloos yüzünden kızı elde etmek için zorluk çekti. İki talip arasında kıyasıya bir çatışma oldu. Akheloos bütün yeteneklerini, Herakles de bütün gücünü kullandı.Mücadele sırasında Akheloos boğaya dönüştü.Herakles O’nun boynuzlarından birini kopardı.Bunun üzerine Akheloos kendini yenik sayarak teslim oldu.Deineria’yla evlenme hakkını Herakles’e bıraktı ama kırılan boynuzunu geri istedi. Herakles bu boynuza karşılıtk, Zeus’un sütannesi keçi Amaltheia’nın bol çiçekler ve meyvalar saçan, bir boynuzunu ona hediye etti. Bazı yazarlar bu harika boynuzun Akheloos’un kendi boynuzu olduğunu da ileri sürerler. Günümüzde Akheloos Irmağı Astropotamo adını taşımaktadır ve Patras Körfezi’nin girişinde Yunan Denizi’ne dökülür.


POSEIDON, OCEANOS ve TETHYS MOZAİĞİ

Havuz zemini veya yemek odası tabanı olduğu tahmin edilen bu mozaikte denizlerin en önemli tanrıları tasvir edilmiştir. En üstte Hippocam adı verilen ön tarafı at, arkası balık olan yaratığın üzerinde Posseidon görülmektedir. Posseidon’un elinde üç dişli dirgen bulunuyor. Mozaiğin alt kısmında ise yine bir diğer deniz tanrısı Oceanos ve , denizlerde dişiliği sembolize eden Tethys resmedilmiştir. Mozaiğin diğer alanları çeşitli deniz yaratıkları ile süslenmiştir.

ÇİNGENE KIZ MOZAİĞİ (GAİA)

Zeugma Kazılarının kamuoyunun henüz gündemine girmediği 1992 yılında çıkarılan bu mozaikteki kadın figürü gizemli bakışları ile Zeugma’nın simgesi haline geldi.İlk çıktığı yıllarda kimliği konusunda kesin bir tanımlama yapılamayan bu mozaiğe figüründeki kadın resminin çingene kızlarını andırması nedeniyle çingene adı verildi.Ancak bazı kaynaklar mozaikteki asma figürlerine dikkat çekerek , çingene olarak tasvir edilen kadının yer tanrısı GAİA olduğunu ileri sürmekte. Gaia mitolojide, içinden tanrı soylarının çıktığı ilk element olarak kabul edilmektedir.Gaia , Hesiodos’un Theogonia’sında büyük bir rol oynamasına karşılık, Homeros’un poemlerinde hiç görülmez. Hesiodos’a göre Gaia, Khaos’tan hemen sonra ikince olarak doğmuş, O’nun hemen ardından da Eros (aşk) gelmiştir.Gaia, hiç bir erkek element yardımı olmaksızın, çevresini saran Gök’u (Ouranos) ve Dağlar’ı, deniz unsurunuun kişileştirilmiş erkek şekli olan Pontos’u doğurdu.Gök’ün doğuşundan sonra , Gaia O’nunla birleşti ve böylece sahip olduğu çocuklar, artık basit elemanter güç olmaktan çıkarak, tam anlamıyla birer tanrı oldular.Önce altı titan: Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetus ve Kronos ile altı titanid: Theia, Reia, Themis, Mnemosyne, Phoibe ve Tehys doğdular.Bunlar dişi tanrısal varlıklardır.Bu kuşağın en genci Kronos’tur. Ardından Kyklopslar geldi:yıldırıma, şimşeğe ve gök gürültüsüne hükmeden tanrısal varlıklardı bunlar.Adları:Arges, Steropes ve Brontes di.Ve nihayet Ouranos’un aşklarından Kottos, Briareus ve Gyges adlı yüz kollu, devasa, şiddet yanlısı varlıklar olan Hekatogkheir’ler doğdu.



Akhilleus’un Troya savaşına katılmasını istemeyen annesi ve babası O’nu Skyros adasına , Kral Lykomedes’in sarayına gönderir. Akhilleus burada kadın kıyafetleri giyerek sarayda yaşayan Lykomedes’in diğer kızlarının arasına karışır. Ancak ilerleyen günlerde Akhilleus’un Troya seferine katılmaması halinde Troya’nın alınamayacağı kehanetleri üzerine Odysseus O’nu aramaya başlar. Akhilleus’un savaşçı ruhunu çok iyi bilen Odysseus Kral Lykomedes’in sarayına akıllıca bir plan yaparak gider. Gezgin bir satıcı kılığında Lykomedes’in haremine girer. Kızların önüne birbirinden albenili kumaş ve kadın eşyaları ile birlikte birkaç silah koyar. Haremdeki bütün kadınlar takı ve kumaşlarla ilgilenirken , kadın kıyafetleri içindeki Akhilleus dayanamayarak kılıç ve kalkanı eline alır ve kullanmaya başlar. Odysseus’un planı tutmuştur ve Akhilleus’un gerçek kimliği ortaya çıkmıştır. Zeugma’dan çıkarılan mozaikte de işte bu an tasvir edilmektedir.


GALATEIA MOZAİĞİ

Etimolojik bakımdan süt beyazlığını çağrıştıran bu adı taşıyan iki kişi vardır efsanede. Birincisi, Nereus kızlarından biri ve bazı Sicilya halk efsanelerinde rol oynayan bir deniz kızı tanrıçasıdır. Sakin denizde yaşayan beyaz tenli genç kız Galateia’ ya canavar vücutlu Sicilyalı Kyklops Polyphemos vurgundu. Ama, genç kız bu aşka karşılık vermiyordu. Onun gönlü, bir Nympha ile tanrı Pan’ ın olan Akis’ teydi. Bir gün Galateia sevgilisinin göğsünde dinlenirken, Polyphemos onları gördü. Akis, kaçmaya çalıştıysa da Kyklops kocaman bir kaya parçasını fırlatarak onu ezdi. Galateia, Akis’ e annesi Nynmpha’ nın kimliğini vererek, onu suları berrak bir ırmak yaptı. Bazen Polyphemos’

Konu nizip.com tarafından (07.06.07 Saat 13:51 ) değiştirilmiştir..
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.04.07 , 16:33  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
GALATEIA MOZAİĞİ
Etimolojik bakımdan süt beyazlığını çağrıştıran bu adı taşıyan iki kişi vardır efsanede. Birincisi, Nereus kızlarından biri ve bazı Sicilya halk efsanelerinde rol oynayan bir deniz kızı tanrıçasıdır. Sakin denizde yaşayan beyaz tenli genç kız Galateia’ ya canavar vücutlu Sicilyalı Kyklops Polyphemos vurgundu. Ama, genç kız bu aşka karşılık vermiyordu. Onun gönlü, bir Nympha ile tanrı Pan’ ın olan Akis’ teydi. Bir gün Galateia sevgilisinin göğsünde dinlenirken, Polyphemos onları gördü. Akis, kaçmaya çalıştıysa da Kyklops kocaman bir kaya parçasını fırlatarak onu ezdi. Galateia, Akis’ e annesi Nynmpha’ nın kimliğini vererek, onu suları berrak bir ırmak yaptı. Bazen Polyphemos’ la Galateia’ nın aşklarından üç kahraman doğduğu söylenir.: sırasıyla Galatlar’ a Keltler’ e ve İllyrialılar’ a adını veren Galas, Keltos ve İllyrius. Bu durumda, Galateia Efsanenin bir versiyonunda, Nereus kızıyla Polyphemos’ un aşklarının karşılıklı olduğu anlatılmış olabilir. Öteki Galateia bir Giritli olup, Eurytios adlı birinin kızıdır. Bu Galateia, Phaistos şehrinde yaşayan ve iyi bir aileden gelmekle birlikte çok yoksul olan Lampros’ la evliydi. Galateia’ nın hamile kaldığını öğrenen Lampros, ona yalnızca erkek çocuk istediğini söyledi. Eğer kız çocuğu doğurursa, Galateia çocuğu terk etmek zorunda kalacaktı. Lampros, dağra sürüsünü güderken, Galateia bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Ama, onu terk etmeye gönlü razı olmadı. Kahinlerin öğüdü üzerine, Galateia, çocuğuna erkek giysileri giydirdi ve ona Leukippos adını taktı; olup bitenleri de Lampros’ dan sakladı. Ama, zaman geçtikçe Leukippos güzelleşti ve yalanı gizlemek imkansızlaştı. Galateia korkuya kapıldı ve Leto’ nun tapınağına giderek, tanrıçadan kızının cinsiyetini değiştirmesini istedi. Leto, Galateia’ nın yalvarmalarına dayanamayarak onun dilediğini kabul etti ve genç kız erkek oldu.
YUNUSLU EROS MOZAİĞİ

Kurtarma kazıları sırasında ortaya çıkarılan bu mozaikte yunus balıkları üzerinde Aşk tanrısı Eros figürleri tasvir edilmekte.

Eros : Aşka tanrısı, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’in oğlu.
AŞK (EROS) VE RUH (PHYSKE)

-Eros annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neşe getirir, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını yada sonlarını hazırlardı. Sırtında bir çift kanadı vardı. Bu kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır geçtiği yerlere çiçek kokuları saçardı. Eros’un elinde her zaman okları olurdu. Bu oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi. Ve bir gün kendiside bir güzele aşık oldu. Psykhe (Ruh) bir kralın üç kızının en güzeli idi. Gerçekten o kadar güzel, o kadar alımlıydı ki görenler onu Aphrodite sanıyorlar ona tapınıyorlardı. Aphrodite bir ölümlü ile karıştırılmaktan hiç hoşlanmamıştı. Bu yüzden bir gün oğlu Eros’u yanına çağırdı ve onu dünyanın en çirkin erkeğine aşık ederek cezalandırmasını istedi. Eros annesinin isteğini yerine getirmek için hemen yola koyuldu. Psykhe’yi bulduğunda, çok gururlu olan ve kimseye aşık olmamakla övünen bu genç kızı, dünyanın en çirkin, en kötü erkeğine aşık etmeye niyetliydi ancak kalbini nişan alarak oku atmak üzereyken Psykhe’nin güzelliği aklını başından aldı. Onu başkasına aşık etmek isterken kendisi aşık olmuştu. Psykhe’yi alıp sihirli bir saraya götürdü. Bu saray uyuyan bir ormanın ortasında kurulmuş, muhteşem fakat ıssız bir saraydı. Kanatlı güzel delikanlı gece karanlık düştükten sonra kendini göstermeden saraya giriyor ve sevdiği ile buluşuyordu. Sihirli sarayda bir insanın isteyebileceği her şey vardı. Fakat Psykhe’nin tek istediği kendisini deliler gibi seven bu delikanlının yüzünü görmekti. Fakat Eros bunu kabul etmiyordu, gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, akşamları sarayda ateş yada mum yakılmasını yasaklamıştı. Psykhe ne kadar yalvrsa da fayda etmedi."Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın" dedi Eros "Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu yada kimin oğlu olduğumu öğrenme, bilmeden tanımadan beni körü körüne sev..senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatnı elinden kaçırma."
Ve Psykhe de bunu kabul etmiş..Eros’u görmeden kim olduğunu bilmeden körü körüne sevmişti. Birlikte çok mutluydular ancak Psykhe’nin kızkardeşleri onların bu mutluluğunu kıskandılar...Bir gün kardeşlerini ziyarete geldiklerinde ona sevdiği delikanlının dünyanın en çirkin en iğrenç en vahşi görünüşlü adamı olduğunu söylediler. Eğer güzel bir delikenlı olsaydı, sevdiğinden yüzünü gizlemezdi, seni böyle ıssız bir sarayda tutmzdı dediler. Ve ona gece sevdiği gelmeden önce yanan bir lambanın üzerine vazoyu ters çevirip koymasını söylediler. Böylece Eros uyuduktan sonra vazoyu kaldırıp aydınlıkta onun yüzünü görebilecekti.Psykhe merakına engel olamayarak kardeşlerinin dediklerini yaptı. Yanan lambayı bir vazonun altına gizleyerek sevdiğini beklemeye başladı. Eros her şeyden habersiz saraya dönmüş , kendini sevdiği kadının kollarının arasına bırakmıştı. Kısa sürede uykuya daldı. Psykhe , Eros uyuyunca gürültü yapmadan yavaşça yataktan kalktı ve ters çevirdiği vazoyu alarak lambayı eline aldı, yatağa yaklaştığında gördükleri karşısında hayrete düştü. Çirkin ve iğrenç bir erkek görmeyi beklerken genç ve çok yakışıklı bir erkekle karşılaşmıştı. Eros’un yakışıklılığı dünyada ki başka hiç bir erkekle kıyaslanamadı. Yüzü tarif edilemeyecek kadar güzel bu delikalıyı görünce Psykhe’nin ona duyduğu aşk daha da arttı..Sevdiğini alnından öpmek için eğildiğinde, elindeki tabağı düz tutamadığından içinde fitil bulunan lambanın kızgın yağından bir damla Eros’un çıplak omuzuna damladı. Eros duyduğu acıyla sıçrayarak uyandı. Sevgilisinin kendisini dinlemeyip yüzünü görmek için ona oyun oynadığını anlayınca hemen kanatlarını açıp uçarak oradan uzaklaştı. Eros’un gitmesiyle Psykhe için yaptığı büyülü sarayda bozuldu. Psykhe üzüntüden ne yapacağını bilmez olmuştu. Hatası yüzünden dünyada her şeyden çok sevdiği kişiyi kaybetmenin acısıyla yollara düştü.Sevdiğini tekrar bulma ümidiyle tüm dünyayı dolaştı, sayısız yerler gezdi am bir türlü Eros’un izine rastlayamadı. Nihayet dolaşmaktan bitkin bir halde Aphrodite’in sarayının kapısını çaldı. Onun kendisine acıyıp oğlunun yerini söyleyebileceğini düşünmüştü, ancak Aphrodite ona yardım etmek bir yana onu bir köle olarak çalıştırmaya başladı. Zavallı Psykhe sevdiğine ulaşabilmek için buna da razı oldu ve tek kelime dahi etmeden kendisine emredilen her şeyi yaptı. Eros için her türlü acıya katlanmaya razı oldu. Nihayet bir gün Eros’un yanan omzu iyileşti ve kendisine bu kadar yürekten bağlı olan sevgilisinin kaderini değiştirmek için Olympos’a gitti. Zeus’un ayaklarına kapanıp Psykhe’nin kurtarılması ve kendisine eş olarak verilmesi için yalvardı. Zeus onun tüm isteklerini kabul ederek Hermes’e Psykhe’nin Olympos’a getirilmesini emretti.Psykhe, tanrılar katına getirildi ve orada hayatta her şeyden daha çok sevdiği erkekle evlenerek çok mutlu bir hayat sürdü.
DIONYSOS VE NIKE
Anadolu kökenli şarap ve doğa tanrısı Dionysos , ve zafer tanrıçası Nike’nin bir arada görüldüğü bu mozaikte ; Dionysos , Nike tarafından idare edilen ve iki panter tarafından çekilen bir arabanın içinde görülmektedir. Panterlerin önünde ise dans ederek ilerleyen bir bakkha görülmektedir. Dionysos aynı zamanda kendi adında bir dinin de tanrısıdır. Bu dine mensup olanlar şarap içerek gizemli bir yolculuğa çıkıyor. İnsanın kendini aşması ve sırra erme gibi amaçlarla düzenlenen bu ayin benzeri törenleri yapan erkeklere Satirus, bayanlara da Bakkha denirdi.

Konu nizip.com tarafından (10.04.07 Saat 16:51 ) değiştirilmiştir..
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.04.07 , 16:51  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
FIRAT NEHRİ EUPHRATES


Fırat Nehrinin tanrısı Euphrates Zeugma’da sekizgen sığ bir havuzun taban mozaiğine işlenmiştir. Bu mozaikte Euphrates bir divan üzerine hafif yatar vaziyettedir. Dirseğinin altındaki testiden fırat akmakta ve suyla buluşan topraktan yeşillikler fışkırmaktadır. Sol elinde bir dal tutar. Gövdesinin üstü çıplak . Ayak ucunda bir ağaç mevcuttur. Bu mozaik Belkıs/ Zeugma Mezarlıküstü mevkiinde 2000 yılında kurtarma kazısında Roma villasının havuzlu koridorunda Fırat Nehri tanrılarıyla birlikte gün ışığına çıkarılmıştır. Bu koridorda iki sığ havuz yer alır. Efsaneye göre Fırat Nehri’ne adını veren Euphrates’in Aksurtas adında bir oğlu vardı.Bu delikanlı bir gün annesinin yanında uyuyordu.Euphrates bir gün karısının yanında uyuyan öz oğlunu yabancı bir erkek zannederek öldürür.Euphrates sonra bu acı hatasını farkeder ve kendisini Medos ırmağına atarak ölür.O günden beri Medos ırmağının adı Euphrates (Fırat) olarak söylenir.
DANEA


Argos Kralı Akrisios’un Danea adında bir kızı vardı. Bir oğlu olmasını isteyen Agros Kralı Danea tapınağına başvurduğunda Danea’nın bir erkek çocuğu doğuracağını ama torununun kendisini öldüreceği bildirilir. Telaşa kapılan Argos Kralı kızının herhangi bir erkekle ilişki kurmasını önlemek için çepeçevre tunç örülü bir odaya kapatır. Ama Danea’ya gönül veren Zeus altın yağmuru halinde çatıdan aralığından akarak Danea’yı hamile bırakır. Danea bu ilişkiden oğlu Perseus’u doğurur. Olup bitene akıl sır erdiremeyen Akrisios kızıyla torununu bir sandığa kapatarak denize atar. Danea ve oğlu Perseus Seriphos adasında karaya çıkarlar. Zeugma’dan çıkan mozaikte işte bu karaya çıkış anı tasvir edilmektedir. Taban mozaiği, iki balıkçının açtığı sandığın içinden Danea ile oğlu Perseus’un çıkışını anlatıyor. Tam karşılarında bulunan kral Polydektes ise iki elini bebek Perseus’a doğru uzatarak yardım etmek istiyor.
BEREKET TANRISI DEMETER

Fırat ile ilgili tanrıları batı bitişiğinde kare sığ bir havuz içinde buğday başakları ve çiçeklerle taçlandırılmış, sol omuzu üzerinde bereket boynuzu olan Toprak ve ürün tanrısı olan Demeter büstünün olduğu mozaik yer alır. Burada mozaik ustası önce suyu Fırat Nehir tanrılarının olduğu havuzdan geçirip sonra bolluk ve bereket tanrıçası Demeter’in olduğu havuza ileterek Fırat’ın çevresine sunduğu bolluk ve bereketi tasvir edip, ürün ve üretim denklemini kurmuştur. Ayrıca, Demeter büstü sırasıyla sekizgen kuşak, sekizgen dalga kuşağı, doksan derece döndürülerek iç içe geçirilen iki eşkenar dörtgen ve bu dörtgenlerin sekiz köşesi aralarında sekiz balta betimi bulunan bezeklerin merkezindedir. Sekiz sayısının geometrik bezeklerle verildiği bu kompozisyon köşeleri ışkın süren bitkisel bezekli kare içine yerleştirilen dairevi bir kuşakla çevrilir. Bu panodaki sekiz sayısı Demeter’in kızı Persophone ile ilişkili olmalıdır. Çünkü Zeus Persophone’nin yılın üçte ikisini (sekiz ay) yani çiçek açma ve meyve zamanını, annesi Demeter’in geri kalan üçte birini yani kışı da kocası Hades’in yanında geçirmesi kararlaştırmıştır. Demeter tapımında da (efsanesinde) Persephone’den ayrılmaz. Bu anne kıza “ilk tanrıça” da denir. Bu sebeplerle anne kız Belkıs/ Zeugma mozaiklerinde de birbirinden ayrılmamış olup, burada Persophone sekiz sayısı kuralına göre yerleştirilen geometrik bezeklerle temsil edilmiştir.
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.04.07 , 16:52  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
SU PERİSİ (NAIAS)

Fırat’ın tanrısı Euphrates’in sağında bir su perisi çimlerin üstüne sol dirseğini dayamış hafif yan yatmış vaziyette tasvir edlimiştir. Su perisinin dirseğinin altından pınar akmaktadır. Bu da Fırat’ı besleyen çaylara su sağlayan pınarları simgeliyor olmalıdır. Photo21-2
MİTOLOJİK İSİMLER
Mitoloji Nedir?
Mitoloji kelimesi, Yunanca mythos ( masal - hikaye ) ve logos ( söz ) kelimesinden yapılmıştır. Mitoloji; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat ve bahseden hikayelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mitoloji maceraları vardır. Ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mitolojiler toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlarda çok bulunmaktadır. Mitolojide geçen öykülerin hepsi hayal ürünü değildir. Birçok mitolojide geçen tufan olayı, yapılan kazı ve araştırmalar sonucu gerçek olduğu ispatlanmıştır.

Akhilleus: Peleus ile Tethys’in oğlu ünlü Yunan Kahramanı. Topuğundan başka hiç bir yerine ok işlemez, kılıç kesmezdi.
Aphrodite: Aşk ve güzellik tanrıçası.
Ares: Zeus ile Hera’nın oğlu, harp tanrısı.

Athena: Zeka tanrıçası. Bir adıda Pallastır

Danae : Argos kralı Akrisios’un kızı

Demeter : Toprak ve ürün tanrıçası

Dionysos : Şarap tanrısı

Eros : Aşka tanrısı, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’in oğlu
Europa : Finike kralı Agenar ile Telepassa’nın kızı. Boğa şekiline giren Zeus tarafından kaçırıldı. Zeus’tan Minos, Sarpedon, Rhadamnthys adlarını taşıyan üç oğlu oldu. Adını Avrupa bölgesine verdi.
Euphorion : Akhilleus ile Helena’nın çocuğu. Zeus ona aşık oldu fakat Euphorion ondan kaçtı ve Melos adasına sığındı. Çok öfkelenen Zeus yıldırımıyla onu öldürdü.
Gaia : Toprak. Bütün tanrıların soylarının çıktığı en eski ve ilk tanrıça. Kocasız olarak
Uranus’u doğurdu. Onun hem annesi hem de karısı oldu.
Galateia : Güzel bir peri kız, Kylop Polyphemos ona aşık olmuştu
Herakles : Zeus’un oğlu kuvvet tanrısı. Latinler Hercule der
Napae : Çayırların perilerine verilen ad
Psykhe : Ruh.Eros’un karısı
Orthopolis : Demeter’in büyüttüğü bir kral çocuğu
Tethys : Okeanos’un karısı. Okeanidler diye bilinen 3000 güzel kızın annesi
Zeus : Baştanrı. Tanrıların en büyüğü ve en güçlüsü. Babası Kronos’u tahttan indirerek yerine kendisi geçti.
foto 23-1
foto 23-2
foto 24-1
foto 24-2
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.04.07 , 16:52  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
GAZİANTEP MÜZESİNDEKİ ZEUGMA
foto 25-1
foto 25-2
foto 26-1
foto 26-2
foto 26-3
foto 27-1
foto 27-2
foto 28-1
foto 28-2
ZEUGMA’NIN ÖYKÜSÜ foto 29-1

Binlerce yıl önce başlar ZEUGMA’ nın yazgısı,
Fırat’ın bereketli toprakları beşik olur ona.
Medeniyetler gelir medeniyetler geçer üzerinden
Tarihe paha biçilmez eser olur her bir taşı...

İlk olarak Helenli’leri ağırlar antik kent,
İsim babası olur İskender’in generali
Fırat’ın Silifkesi der ona.
Sonra Roma’lılar gelir Tanrı misafiri gibi.
Fırat’a köprü olan kentin
Anlamını adına taşıyarak
ZEUGMA koyarlar ismini.
Villalar kurulur ZEUGMA’ da
Fırat’ın kıyıları boyunca.
Zenginlik ve ihtişamda boy ölçüşür
İskenderiye’yle, Atina’yla.
Mozaikler hayat bulur Zosimos ustanın elinde
Mitoloji ölümsüzleşir, tanrılar savaşır
Tarihin ayak izlerini taşıyan mozaikler
Bir kez daha kutsallaşır.

Ama tarih boyu savaşların, depremlerin yapamadığını
Ve yangınların yakamayıp, insanların yıkamadığını
Bu kez Fırat yapar,
Eteklerinde taşıdığı ZEUGMA’ yı koynuna alarak,
Dalgalarıyla sımsıkı sarar.
(Onca TAPINÇ)
PARMAK İZLİ BULLA


Karşı kıyıda Part atlıları
Papirus ruloları getirir Sin bullalı
Zeugma’dan yanıtı gider Zeus, Mars bullalı
Şimşir saplı mızrağıma yaslanmışım.
Gözüm Fırat’la akar aklımda yar.
Yine Fırat’a gölge, kalbime ateş düştü.
Ey hasreti buram buram kalbimde tüten yar,
Narin parmağındaki yüzük taşı mı kırıldı.
Yoksa yüzüktaşı ustasının gözüne perde mi indi.
Varsın Eros betimli olmasın, parmak izin de bana yeter.
Kalbimin üstünde sarı saç demetinin yanında ona da yer var.,
Sen yeter ki parmak izli bullalı bir mektup sal

Mehmet ÖNAL(Gaziantep Müzesi Arkeoloğu)
ÜLKEMİZ DIŞINDA ZEUGMA VE TANITIMI
Turizm şirketlerinin Zeugma’yı tanıtmak için yabancı turistlere hazırladıkları 5 dakikalık görüntülü tanıtımının Türkçeye çevrilmiş sunumudur.(CD’deki görüntüler İngilizce anlatılmıştır.)



1998-99 yıllarında Gaziantep müzesi tarafından yapılan kazı çalışmalarında bir mozaik su altında kalmaktan kurtarıldı.Mozaik etkileyici bir yüz ifadesine ve gizemli bir bakışa sahipti.Bu yüz Alexandre ‘ya aitti.Ama çoğunun Zeugmanın çingene kızı olarak tanımladığı bu yüzün gerçek sahibi yer tanrısı GAİA idi.
Fırat’ı geçmek için bölgeye gelen İskenderin önemli komutanlarından Slevkos NİKATOR buranın önemli bir geçiş noktası olduğunun farkına vardı.Ve bölgeyi “Fırat’ın Silifke’si “olarak adlandırdı.Bununla beraber –KÖPRÜ – anlamına gelen eski adı ZEUGMA’da kullanılmaya devam etti.
Romalılar ZEUGMA ‘ı M.Ö 64.y.y da fethetti ve Roma İmparatorluğunun doğudaki önemli askeri birliklerinden biri olan 4.lejyon garnizonu buraya konuşlandı.Böylelikle Zeugma Büyük Roma İmparatorluğunda tarihi öneme sahip bir bölge haline geldi.Ayrıca Roma dönemi boyunca ZEUGMA askeri önemi yanı sıra tarihi İPEK YOLU üzerinde kurulmuş olması dolayısıyla önemli bir ticaret merkezi halinede dönüştü.Ve Fırat havzası boyunca köklü zengin bir zirai gelenek tesis edilmişti.
Bundan 2000 yıl önce Roma’nın doğu illerinde dolaşan bir gezgin yada tüccar olsaydınız veya Fırat havzasını geziyor olsaydınız Zeugma’nın muhteşem tepelerinden ve muntazam caddelerinden etkilenmemeniz imkansızdı ve gezintiye devam edip Fırat’ın karşıdan gören tepelere tırmandığınız zaman THYKE onuruna yapılmış bir tapınak olduğunu görürsünüz.
2000 yılında BİRECİK BARAJI yapılana değin kazı çalışmalarının 5/1 tamamlandı.Ve bu süre zarfında 16 ayrı Roma ve Yunan tilti Fırat’ın yaklaşık bir top sahası büyüklüğündeki alanında çıkarıldı.Bu mozaikler halen Gaziantep Müzesinde sergilenmektedir.
Zeugma gibi zengin şehirlerde ki fakir evlerde bile zeminler geleneksel olarak mozaiklerle kaplıdır.Çünkü bölgede mermer bulmak zordur-bu yüzden bölge sakinleri estetik ihtiyaçlarını tatmin etmek için mozaik kullanmışlardır.
……………………
Barajın tamamlanmasıyla birlikte Zeugma’nın bir kısmı sular altında kalarak tarihteki yerini almış oldu.Verilen bilgilere göre Zeugma’nın yaklaşık 1/5’i veya 1/6’sı çıkarıldı.Ama yinede tam olarak Zeugma’nın ne kadarının su altında kaldığını ifade etmek çok zor.Bununla beraber Zeugma’nın doğunu en eski yerleşim birimi olduğunu da söylemeliyiz.

(ÇEVİRİYİ YAPAN: Bilal GÜNEŞ-İstiklal İ.Ö.Okulu İngilizce Öğretmeni/NİZİP)
foto 32-1
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.04.07 , 16:52  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
NE YAPILMALI!

Zeugma arkeoloji çalışmaları gerekli kaynaklar sağlanarak devam edilmeli.

Antik kentin önemi bilinerek koruma ve güvenliği sağlanmalı.

Zeugma’ya ulaşım sorunu bir daha gözden geçirilmeli.Yerli ve yabancı turistlerin ulaşımı için özellikle yaz döneminde seferler düzenlenmeli.

İlçeye gelen yerli ve yabancı turistlerin konaklamalarına ait hoteller inşa edilmeli.

Antik kentte gezi güzergahı belirlenmeli. Eserlere zarar vermeden bir plan şeklinde gezilerin yapılması sağlanmalı.

Gaziantep Müzesindeki eserlerin incelenip-gezildikten sonra tanıtımının devam etmesi için çeşitli broşür ve afişler ücretsiz devamlı dağıtılmalı.

Gaziantep Müzesindeki satışa sunulan Zeugma’ya ait kitap-dergi ve süs eşyaları uygun ücretlerle insanlara sunulmalı.

Tanıtım ülke içinde ve ülke dışında daha kapsamlı yapılmalı .(Gösterim-Afiş-Katalog v.b)

…………..



Tamer ERİM
İstiklal İ.Ö.Okulu/NİZİP
Görsel Sanatlar Öğretmeni
ZEUGMADAN SEÇİLMİŞ ÖZEL FOTOĞRAFLAR
foto 33/ 6 adet
GAZİANTEP MÜZESİNDEN SEÇİLMİŞ FOTOĞRAFLAR
foto 34/ 7 adet
KAYNAKÇA

Eyuboğlu,İsmet Zeki.1998, Anadolu Mitolojisi,Kardak Yayınları ,İSTANBUL

Artut ,Kazım.2001, Sanat Eğitimi Kuramları ve Yöntemleri ,Kozan Ofset,ANKARA

www.zeugmaweb.com/

www.arkeo.org

www.gto.org

www.gaziatepmuzesi.gov.tr

www.ad.com.tr/mitoloji

www.gap.gov.tr

www.videosofturkey.com/turkce/video

www.trt.net.tr

“Bereketin Köprüsü “adını verdiğim “ ZEUGMA ANTİK KENTİ KAZI ÇALIŞMALARI VE ESERLERİN BİLİNMEYEN YÖNLERİ“ konulu projemde katkılarından dolayı yararlandığım site yöneticilerine ve bana bu konuda yardımcı olan arkadaşlarıma teşekkür ederim. EKİM/2006


Tamer ERiM
Görsel Sanatlar Öğretmeni
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10.04.07 , 16:53  
nizip.com
Üye
 
Üyelik tarihi: Jun 2001
Ayrıntıları:


Mesajlar: 351
Okunma: 564
Oy/Yorum: Rating:9 Votes:8 (Rating Scale: 1 = worst, 10 = best)
Tarih: 11/21/2006
Yazar/kaynak: TAMER ERİM
Yazar iletişim: İSTİKLAL İLKÖĞRETİM OKULU GÖRSEL SANATLAR ÖĞRETMENİ
Gönderen: TAMER ERİM
Yorum: 8 Yorumlar |
Comments:
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: Tarhan tarih 11/22/2006
Güzel çalışmanız için sizi tebrik ederim.Sitede yayınlanan makalenin kalıcı olması ve problem taşımaması için yazı formatı resim olarak aktarılmıştır.Bu sebeple vermiş olduğunuz linkler açılmaz.
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: metal tarih 11/22/2006
sevgili hocamızı tebrik ederim, ilçemizin vazgeçilmez değerlerinden zeugma çok güzel bir şekilde anlatılmış.
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: admin tarih 11/26/2006
Hocam çok güzel özetlemişsiniz. Eminim daha sayfalarca yazabilirsiniz. Nizip.coma bu bildiklerinizi aktarmanızı ve uzaktaki merak edenlere ulaştırmanızı bekliyoruz. Fotoğrafları ben aktaramadım, eğer cd de bana ulaştırabilirseniz siteye yüklemek isterim. Saygılarımla
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: siradan tarih 11/28/2006
sevgili meslektaşım ve değerli insan tamer bey, bizlere sunmuş olduğu çalışmasıyla ne kadar özverili bir insan olduğunu ispatlamakla beraber Nizipin kültürel mirasına katkıda bulunarak sanatsever kişiliğinide gözler önüne sermiştir. Kendisini tebrik eder başarılarının devamını dilerim
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: Eğitim.Bir.Sen tarih 11/30/2006
SAYIN ÖĞRETMENİMİZİ TEBRİK EDİYOR,BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUZ
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: makifozcan tarih 12/1/2006
Tamer Bey, yaptığınız çalışmanın gerçekten bir özveriyle hazırlandığı her halinden belli. Ayrıca konuları çok sade ve sürekleyici bir biçimde ele almış, fotoğraflarla da süslemişsiniz çalışmanızı. Tebrik ederim.
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: TÜRK-EĞİTİM-SEN tarih 12/1/2006
Sayın Tamer Bey;
Yaptığınız çalışmanın çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Değerli çalışmaların değerli kişilerin ellerinden çıktığını görmek bize mutluluk vermektedir. Başarılı çalışmalarınızın devamını dilemekte ve Nizip adına teşekkür ederiz.
--------------------------------------------------------------------------------
Yorumlayan: seyyah1 tarih 3/22/2007
Sayın hocam öncelikle bu degerli çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik eder, devamının gelmesini dilerim.Söylenecek çok şey var ama kelimeler yetmiyor bazen anlatacaklarınıza.Ben kazı çalışmalarını erteletmek için imza kampanyası başlatmıştım ki birde ne göreyim karşı çıkmasını bekledigim yetkililer degil, bizim Nizip halkımız.;sana dertmi? bu gavurların evleri,su gelecek hepimiz zengin olacagız.buna engel olma.devletimiz yapıyorsa vardır bir bildigi diye. Adeta şok geçirdim. Neye ogradıgımı anlayamadan,imza kampanyasına son vermek zorunda kaldım.Şunu çok iyi ögrendim ki insanlarımız tarih ve tarihi esere sadece bir meta gözüyle bakıyor.herşey altın ve paradır bizim nazarımızda.Sonra bari burda bir açık hava müzesi yapınız.Bunada Antep müzesi varken ne gerek var canım bunca masrafa?dediler.Sonra kendime dedim ki belki yerin üstünde olmakan sa yerin altında kalması daha iyidir.Belki günün birinde bunların degerini anlayabilien bir nesil gelirde çıkartır diye.ve dorusunun da bu olduguna inanıyorum ...
nizip.com isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yorum
Bu konuya mesaj yazabilmek ve resimleri rahat görebilmek için üye olmalısınız.
Üye olmak için tıklayın
Eğer zaten üye iseniz, üstten üye girişi yapınız.

Eğer Şifrenizi Unuttunuzsa buraya tıklayarak şifrenizi yenileme sayfanıza gidiniz.
Kısa Linkler

Benzer Konular
Makale Makaleyi Yazan Kategori Yorumlar Son Mesaj
ZEUGMA nizip.com Zeugma Antik Kenti 1 03.09.07 17:15
Zeugma Nasıl Keşfedildi? Ramazan Tarhan 001_Ramazan TARHAN 1 26.04.07 18:13
FIRAT SELEUKEIA SI YA DA ZEUGMA nizip.com Zeugma Antik Kenti 0 06.04.07 00:13
ZEUGMA ANTIK KENTI nizip.com Zeugma Antik Kenti 0 06.04.07 00:04
Zeugma in Commagene nizip.com Zeugma Antik Kenti 0 05.04.07 11:04


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:45 .

İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan www.nizip.com Adresimizde 5651 Sayılı Kanun’un 8. Maddesine ve T.C.K’nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. www.nizip.com hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için admin@nizip.com adresi ile iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde www.nizip.com yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve Avukatlarımız size dönüş yapacaktır.
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Nizip.Com
track webpage traffic
Behind Enemy Lines