Nizip Hakkında Yayınlar

Nizip Tarihi Kitabı 1973

ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#1442
Arkadaşlar, Kitabın tamamını aktardım ve istifadenize sunuyorumhocama teşekkürlerimi arz ediyorum.. . Kitabın Önsözünde "Ta Fakültede okuduğum yıllarda Memleketimin tarihi hakkında ciddi bir inceleme yazısının olmadığını düşünerek üzülürdüm. Sonraları bu üzüntüm bir özleme dönüştü. O günlerden beri Nizip’in tarihini yazmayı hep tasarladım. Ama 24 Şubat 1973 gününe kadar bir türlü işe başla­yamadım. Sonunda, Cumhuriyetimizin 50. yıldönümüne kadar Nizip tari­hinin mutlaka yazılması gerektiği düşüncesi beni harekete geçirdi. İşte 24 Şubatta başladığım araştırmaları sıkı bir çalışma temposu içinde, Cumhuriyetin 50. yıldönümüne yetiştirdim. Saygıdeğer ve Yurtsever hemşerilerine karşı üzerime düşen görevi az da olsa yapabildimse bu, benim için engin bir mutluluk kaynağıdır. Aslında büyük fedakârlıklarla okutup yetiştirdikleri evlatlarından bir şeyler beklemek Niziplilerin en doğal hakkıdır. Benim yaptığım yalnızca bir başlangıçtır. Benden sonra, bu ko­nuda daha geniş kapsamlı çalışmaların yapılacağından umutluyum. Bu sunuş yazısında, çalışırken bana yardımlarım esirgemeyen Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden sayın hocam Prof. C. Ahmet Ercan ve Prof. Cengiz Orhonluya, Gaziantep Barosu avukat­larından C. Cahit Güzelbey’ e, Nizip Lisesi Edebiyat Öğretmem Orhan Üstünel’ e teşekkürlerimi sunmayı görev sayıyorum. Saygılarımla." Diyor. 25.10.1973’deNizip Lisesi Tarih Öğretmeni Mehmet YILMAZ, bizde ilçemize mal olmuş bu paha biçilmez değeri sizle paylaşalım istedik. Zaman içerisinde Nizipcom kütüphanesine taşıyacağız. .
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#24801
Değerli abim Kemal Cengiz'in bulup bana hediye ettiği Nizip Kitabını okuyunca, harcanan emeğe borçlu hisediyor insan kendini... Bundan 34 yıl önce çok kısıtlı imkanlarla hazırlanan bu kitap, şimdilerde çıkan tüm Nizip Kitaplarının çekirdeği hükmündedir. Bu değerli öğretmeni tanımak, önünde ayağa kalkıp, ellerinden öpmek isterdim. Kendisine Milli Eğitim Kayıtlarında ulaşamadık veya yeteri kadar arayamadık. Kim olduğu hakkında da fikirlerinize ihtiyacımız var. Kitabın sayfa sayfa olan halini, konular şeklinde aşağıdaki İndeks dahilinde size aktarmaya çalışacağız. Bir yazıcıdan çıkarıp, sakin bir kafa ile okumanızı ama mutlaka okumanızı istirham ediyorum.
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#24803
1- Nizip iklimi ve coğrafi durumu. 2- Tarih öncesi devirlerde Nizip. 3- İlk çağda Nizip. 4- Orta çağda Nizip. 5- Yeni ve yakın çağda Nizip. 6- Nizip'in muhtelif sayımlara göre nüfusu 7- Milli mücadele yıllarında bölgemiz için yazılmış 8- Avni Efendi "Uygur". 9- Şıh Ali Rıza Efendi. (Aydeniz) 10- Hüseyin Sayın 11- Kasım Böler. 12- Mahmut Karayılan "Mamado". 13- Nizip ilçesi Kaymakamları. "Sefer Cansu". 14- Nizip ilçesi Belediye Başkanlar. "Osman Sayın". 15- Barak ve Baraklılar 16- Taşbaş dağı. 17- Karkamış ve Belkıs harebeleri 18- Tilbeşar Kalesi 19- Rum Kalesi. 20- Fıstığın Tarihçesi. 21- Ülfet Gıda ve Sabun Sanayi Anonim Şirketi.
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#24812
Nizip iklimi ve Coğrafi Durumu ARAZİLERI: Nizip ilçesi genel olarak kuzeyden güneye doğru alçalarak devam eder. Kuzey bölgesi yer yer yükselen dağlarla, dağlar arasındaki dere ve Oldukça derin vadilerden terekküp eder. Kuzeybatıdan gelen dere vadisi Nispeten az derin ve genişçedir. bu bölge dağlarının yüzey şekilleri 880 M. yi bulmaktadır. Güney bölgesi yıpranmış geniş düzlüklerden terekküp eder. Güneydoğuya doğru Fırat’a yaklaştıkça daha da alçalmaktadır. Bu Bölgenin kimi 500 den yüksektir. IKLIMI: Akdeniz iklimine çok yakin bir iklime sahiptir. Kış ve Sonbahar kışa ve mülayim İlkbahar ve Yaz uzun sürer..Yaz sıcakları bunaltıcı,Kis ise yağmurlu geçer. SlCAKLIK: Yaz mevsiminde Artı 45 olmasına mukabil kış mevsiminde 7 ye ancak nadiren sıfırın altına düşer. Senelik yağış miktarı ortalama 400 450mm arasındadır AKARSULAR: Fırat nehrinden başka bu nehre karışan ve kasaba civardan geçen. Nizip deresine ayrıca birde çiftlik suları vardır. Bu sulardan hiçbiride Mühim değildir. Bunlardan Nizip suyu batıdaki Keret köyünün batısından geçerek Hiyam ve başka sularla birleşerek Nizip’e gelir ve Fırat’a geçer... . ÇİFTLİK SUYU . Çiftlik köyünden çıkarak Nizip topraklarını geçtikten sonra Karkamış’ın Suriye topraklarına ve oradan da Fırat’a dökülür..
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#24829
Arkadaşım, boş vakitlerini böyle yararlı çalışmalarla değerlendirdiğin için teşekkür ederim.
pala Üye
Üyelik: 2002-12-25 Herkese açık mesaj: 512
#24850
Sayın Admin ve sevgili Metal kardeşim; çalışmalarınız umarım karşılıksız kalmaz takdire şayan bir çalışma olur eğer tamamlanabilirse, keşke yanınızda olup ben de sizlere yardımcı olabilseydim. Bu dökümanları dediğiniz gibi yazıcıdan çıkarıp dosyalamak gerekir, yapacağınız az buz iş değil , haydi kolay gele, hakkınızı helal edin
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#24855
Nizip’in tarihçesi ana hatları itibariyle Antep ve civarı tarihi ile müşterek bir maziye malik olmakla beraber Antep tarihi ile birlikte henüz aydınlanmamış taraflarının pek çok olduğundan şüpheedilemez. Nizipklasik yazarların deyimiyle Kuzey Suriye’de bulunmaktadır. Tüm bölge dolayısıyla Nizip bölgesi insan yaşantısı bakımından en müsait şartları kendisinde toplamıştır. Onun için canlılar arasında ilk insan nev’ininDünya yüzüne ayak bastığı günden bu yana bu bölgede var olduğuna şaşmamak lazımdır. Yapılan bilimsel araştırmalar da bunu ispatlamıştır. TAŞ DEVRİ KÜLTÜRLERİ Nizip bölgesinde tetkik neticesinde elde edilen taş aletlere göre eski yontma paleolitik taş devrinde insan yaşamıştır. 1938 yılında başlamış olan ilmi araştırmalar neticesinde bu insanların o zamanki kullandıkları taş, el baltaları, kesici ve kazıyıcı taş aletler bulunmuştur.(özet) KAKOLİTİK DEVİR Kültür teselsülüne göre az önce bahsi geçen Cilalı Tas Devrinde sonra Katolik denilen kültür çağı gelir. Bu devrin insanlarının Tas ve Madeni ayni zamanda kullandıkları, toprağa bağlamış ve toplum hayatin daha önceden benimsemiş olduklarını meskenlerde yaşadıklarını görüyoruz. Bundan bize çanak çömlek gibi sanatkar ile yapılmış eserler, bina kalıntıları ve mühürler gibi meta riyaller bırakmışlardır. Bölgemizde bu devir insanları "M.Ö. 4.000-3.O0O"nin bize bıraktıktan eserlerden onların buralarda yoğun ve yaygın olarak yaşadıklarını görüyoruz. Kazılarla meydana çıkarılan GAZİ ANTEP-Fevzi paşa yolu üzerinde bulunan Sakçagözü’nden 3 kilometre içerideki Cabahöyük Nizip yolu üzerinde Turlu "Şehzade" Höyük belli başlı merkezle dildendir. AlkımU. Bahadır Archaeolcgia Mourdi, "Anadolu 1Burada bu devir kültürünü Mezopotamya ile sıkı münasebette olduğunu başka deyimle çevremizin Mezopotamya kültür çevresinde bulunduğunu belirtmek lazımdır. TUNÇ DEVRİ KÜLTÜRÜ Yine kültür tesesülüne göre Kakolitik kültür safası son bulduktan sonra M. Ö. 3.000 yıllarında devri kültürü başlar ve M. Ö. 1200 e kadar devam eder. Bu uzun kültür devri de diğerlerinde olduğu gibi en "es ki" orta ve genç Tunç, devri olmak üzere 3 ana bölüme ayrılır. Bunlar da buluntuları karekterlevine göre ve kültür tasnifinde kolaylık sağlamak üzere kendi aralarında kısa süreli tali evrenlere ayrılır. Kmal Firuzan Eski Anadolu Tarihi S. 36 Anadolu da eski çağ tarihi 2000 yılının başlarında, Etilerin yazıyı kullanmasıyla başIayıp Tarih bölümünün ilk çağının bir kısmını da içine alır. Bu çağın da Etilerden Bin sene önce yani M. Ö. 3.000 yıllarında çevremizin çeşitli bölgelerinde gelişmiş olduğunu görüyoruz. İlimiz çevresi M. Ö. 3.000 yılında sürekli bir iskana sahne olmuş ve önemli bölgesel bir kültürü temsil etmiştir. Bu bölgesel kültürün madeni işletmekte usta olan ve güney Mezopotamya ile sıkı münasebette bulunan ülke halkına1 "Eblan-Urşun-Haşşu" ait olduğunu öğreniyoruz. Alkım U. Bahadır, Alkim Handan Gedikli "Karahöyüh" kadısı. Rapor S. 22 Tunç devrinin 2.000 yılında artık tarih devrine girildiğinden yazılı belgeler konuşmaya başlar. Bunlara dayanarak Orta Anadoluda Kızıl Irmak kavisi içerisinde Etilerin bulunduğunu Asurluların bunlarla sıkı bir Ticaret münasebetinde olduğunu biliyoruz. Bu vesikalar dolayısıyle bölgemiz hakkında da bazı dökümanter bilgiler elde etmek mümkün oluyor.Bu yazılı kaynakların başlıcalarını Etiler’in Başkenti olan Hattuşaş Arşivindeki vesikalarla Fırat üzerinde bulunan Mari şehri Kazılarında elde edilen yazılı vesikalar teşkil ediyor. Bunlara dayanılarak denilebilir ki Ön Asya tarihi bu devirlerde münhasıran bölgemizi içine alan Kuzey Suriye etrafında dolaşır. Babil-Mısır, Eti-Kuzey Suriye, Eti-Mısır münasebet ve ulaşımları hep bu bölgeden geçer. 2.000 yılından hemen sonra Etilerle Asurlular arasında sıkı bir ticaret münasebeti vardır. Bu ticaretin başlıca merkezleri Asur’da Asur şehri Orta Anadolu’daki Kayseri yakınında Kaneş şehridir. B. LandsbiTger A.Ü.D.T.C.F. Ordinarüı Prf,ü Başpmar Dergisi S. 2-1947Bu ticaret münasebetlerinin detaylı incelenmesi konumuz dışında kaldığından sadece bölgemizi bu ticaretin önemli yollar üzerinde olduğunu temas etmekle yetineceğiz. J.Garstang, The Hütüt EnpUe S. 3.00 "Harila Yalnız şunu da belirtelim ki Anadolu ticaret bakımından M.Ö. 1850 senesinde en yüksek bir devreye erişmiştir. Şehirler büyümüş, ekonomi gelişmiş bir durumdadır. Bu durum hakkındaki yazılı vesikaları Arkeolojik kazı tabakalarındaki manzaralar da teyit eder. Onun için mühim yolların üzerinde bulunan ilimizin bu durumun dışında kalmasına imkân yoktur. Bununla beraber bölgemizi doğrudan doğruya ilgilendiren yazılı vesikalar eser denilecek kadar azdır. Yapılan kazılarda çıkan sanat eserleri tahlilinde Anadolu Etilerinin kültür etkilerinin buralarda az da olsa etkisi görülüyor. Mari vesikalarından bu tarihlerde yani 2.00ü yılının I. çeyreğinde, Fırat’ın batısında, Güneyden Kuzeye doğru bir takım şehirlerin varlığım öğreniyoruz. Bunlar sırasiyle kazamız sınırları içinde bulunan Karkamış, komşumuz olan Halep, Gazianlep’in güneyinde Uşşu, Kuzeyin deki Haşşu şehirleridir. Yukarıda Bahadır Alkım’ın üç bin yıllarına Ebla-Ur.şum hakkında yaptığı açıklamayı 2.000 yılma ait Mari vesikaları teyit etmiş oluyor. Bunlardanbirisi Hurma diğeri Luhunzatiyar’ dır, aynı otoriteler ilimizin doğusunda Nİzİp çevresinde Hurrileri kabul eder, B. LandsbiTger A.Ü.D.T.C.F. Ordinarüı Prf,ü Başpmar Dergisi S. 2-1947 Bu tarihlerde Mezopotamya da kuvvetli bir devlet kurmuş olan Şemsi aded öldükten sonra krallık parçalanmış, orta Anadolu’da kuvvetlenmiş olan Etiler bu bölgede siyasi varlıklarını hissettirmeye başlamışlardır. Dolayısıyla bölgemiz Etilerin defalarca siyasi ve askeri hareketlerine sahne olmuştur. M.Ö, 1700 tarihlerinde 1. Hattuşil’ in Halep’e kadar indiğini biliyoruz. Bu seferin neticesinde Etilerin Halebi uzun süre ellerinde tutmadıkları anlaşılıyor. Güney yolu üzerindeki şehirler bilhassa mühim bir kavşak noktasında bulunan bölgemjz bu seferlerin dışında kalamıyordu. Nitekim Boğazköy "Hattuşaş" arşivlerinden birinde adı henüz kesin olarak tespit edilemeyen bir Eti kralının Urşu şehrini muhasara ettiği anlatılır. Yine bu ve sikaya göre muhasara pek etkili olmuyor. Tüccarlar Karkamış, Halep ve Hurri memleketleri arasında ticaret münasebetlerine devam ediyorlar. O zaman Luhunzatiyar’ da bulunduğu zannedilen Eti kralı, savaş komutanını rapor vermek için bu şehre çağırıyor. M.Ö. 1600 yılında Eti devletinin kudretli kralı I. Murşil hakimiyetini Babile kadar uzattığı zaman Nizip çevresine uğraması muhtemeldir. Prof, Landsberger’e 16. Y. Yılında doğudan gelen ve Ege ye kadar uzanan kavimler göçündekİ Asilzadeler her yerde Hurrilerin başına geçerek Mitani Devletini kurdular. Mitani devletinin parlak devresi olan M. Ö. 1500-1400 aralarında Nizip bölgesinin Mitani devletine bağlı bir veya bir kaç krallıktan ibaret olduğu düşünülebilir. Bölgemizdeki bütün höyüklerde bulunan bir mühür türü Mitanilerin bu bölgede yaşadıklarına tanıklık etmektedir. M.Ö. 14. Y.Yılda Mitanilerin sarsıldığı görülüyor. Bu sırada Etiler kuvvetlidir Mitanilerin Mardin civarındaki Başkentleri dahil Halep ve Karkamış’ın büyük Fatih Eti Kralı Şuppilulİuma tarafından zaptedilip küçük Eti krallığı haline getirildiğini görüyoruz. Bu devirde G.Antep, Karkamış krallığına dahildir. Bu devrin Arkeolojik vesikaları olan her iki yüzü Hiyeroglif Yazılı düğme şeklinde mühürler Tilbaşar köyünde bulunmuştur. 12. Y. Yıla kadar bu bölge Etilerin elinde kalmıştır. Etiler 2. Murşilden sonra iki oğlu Muvvatalla ve 3. Hattoş zamanında Mısırlılarla "Firavun-Ramses" Kadeş ve daha bir çok muharebeler 12. Y. Yılda bütün Anadolu batıdan gelen ve Asurların Müşki dedikleri "Firigyalılar göçlerle birden bire karışıyor. Eti devleti, bu akınlara mukavemet edemeyerek çöküyor. Fakat bu akınlarTorosları geçemeyerek bu bölgeyi istila edemiyorlar. 1200 den sonra 350 sene süresince M.Ö. 850 ye. kadar bütün tarihi kaynaklar susmuştur. Frigyalılar’ın istilasından uzak kalmış olan bölgemizde bundan sonra küçük Eti devletinin kurulduğunu görüyoruz. Bunların kendi Sanat öz faaliyetlerinde Eti geleneğini devam ettirdikleri bırakmış oldukları Arkeolojik ve dökümanter belgelerden anlaşılıyor. Şu kadarı da biliniyor ki M.Ö 850 yılları civarında kaynakların tekrar konuşmağa başladığı zaman Karkamış gibi bir kaç şehir hariç bölgemizde bütün şehirler yeni isimlerle ortaya çıkıyor. Büyük Şehirlerin de bir çoklarının önemini, kaybettiği görülüyor. Bu karışıklıklardan sonra bölgemizde Eti devleti 4 küçük parçaya ayrılıyorlar. Bunlar sırasıyla 1. Kummuhi 2. Karkamış 3. Tilbarip 4. Sam’al dır. Prof.Landsberger’ e göre Kummuhi devletinin en eski vesikası Çağdın köyünde bulunmuş olan hava tanrısı kabartmasıdır. Bu krallık M.Ö. 743 yılında bitmiştir. Yılında bölgede kuvvetlenen Asurlar Kummuhi krallığını yenerek haraca bağlamıştır, Kalıntılara göre bu savaş Kummuhi krallığının bağlı iki küçük eyalet olan Halpi ve kışdam arasında olmuştur. Kışdan bugünkü kuşda adına kurulan bir köydür. Halpi’ni ise Halfeti olduğu tahmin edilmektedir.Nizip’in bugün üzerinde bulunduğu ve kurulduğu mevkii tarih öncesi çağlardan beri çeşitli olaylara sahne olmuş, ve her defasında çeşitli devrelerden geçmiştir. Tarihin ilk çağlarından bu yana ilçemizin başlıca medeniyet merkezlerinden biri oluşu kültür ve ekonomi değerini arttırmıştır.( syf10 özet)
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#24858
ORTA. ÇAĞDA NİZİP Pers kralı I.Hüsrev M.S. 540 tan sonra Bizans imparatoru Jüstinanus’un ilerlemesinden kuşku duyarak ona karşı savaş açtı.Bu savaş neticesinde Jüstinanus yenildi. Nizip havalisi tamamen Perelerin eiline geçti. M.S. 6.Y.Yıl sonlarında Bizanslılar Persleri büyük bir yenilgiye uğratarak Nizip ve havalisini ele geçirmişlerdir. Miladi 7.Y.Yılın başlarında yenilginin acısını unutamayan Persler Bizans’a karşı 2. defa savaş açmışlar. Çevremiz dolaylarını kendi topraklarınakatmışlarsa da kısa bir süre sonra Bizanslılar Persleri yenerek bu havaliyi kendi toprakları içinde kalmasını sağlamışlardır. "627" Bir aralık İran hükümdarı Nurş-i-Revan Bizanslıları Nizip’te mağlup ederek kendi İmparatorluğu hudutları içine almışsa da bilahare Nizip Antep’i ve Antakya’yı tekrar Bizanslılardan geri almışlardır. "M. S. 591". Bu sıralarda Nizip belli başlı ticaret yollan üzerinde bulunmakta idi, Hint’ten ve İran’dan gelen kumaşlar, Baharat ve Fil dişi Nizip ve Antep’te toplanıp Anadolu’yaİstanbul’a ve Suriye’ye sevk edilirdi. NİZİP çevresi Bizanslılardan İyazğanemİn İdaresinde Suriyenİn kuzeyine doğru ilerleyen Arap ordusu aldı. "M. S. 638" bu havalinin islâm alemine katılışı savaş olmaksızın ve Cizye ile Haraç’tan muaf tutulmak suretiyle olmuştur. M. S. 639 da Hz. Ömer’in bu bölgeye geldiği hakkında bazı kaynaklardan kayıt vardır. Bundan sonra Ayıntap’m Halep Valileri Halid Bin Velid, Eba Ü beyde, Ay yaz Bin Ganem ile Halifelik makamına hile ile gelen Muaviye tarafından yönetildiği söylenebilinir. Doktor Hamdi Kasım’a göre Velid Ibni Ebdülmelik Ayıntap’ı Ha lep’e bağlamıştır. Horasanlı Ebü Müslüm zamanında bölgemizin yönetimi Abbasilere geçmiş, Abbasiler bu bölgeyi Türk valileri göndererek idare etmişlerdir. Harun Reşit zamanında buralar çok terakki etmiş El Cezire o sıralarda 4 büyük bölgeye ayrılmıştı. Bu 4 bölgenin 4 büyük merkezi vardı ki bunlardan birisi Nizip’ti. Yine Harun Reşit zamanında "M. S. 786 - 809". Bu bölge Yahya oğlu Musa "M. S. 792" ile Cafer .Ber rriek "M. S. 794" gibi Abbasi valileri yönetimine bırakılmıştır. Kayıtlara göre: Ayıntap o sırada bir süre Halep’ten alınarak Nizip’e bağlanmıştır. Bu sırada Abbasi-Bizans savaşları başlamıştır. Bölge bir müddet Bizans egemenliğine katılmışsa da kaynaklar, Abbasi Halifesi Memun zamanında, Harun’u Reşit’in diğer oğlu Mutassım’ın Mısır valilîği yaptığı ve Anadolu’da Bizanslılara karşı savaşlara katılarak bölgeyi onlardan geri aldığını belirtmektedir. Yine Mutassım Bağdat seferine gi derken Maraş, Ayıntap, Nizip ve Rakka yolunu takip etmiştir. Tuluno ğulları Hanedanının korucusu Ahmet Bin Tolotı "M. S. 835 804" M. S. 868 Suriye ve Nizip bölgesine hakim olmuştur. M. S.10. Y. Yılın ortalarından itibaren Nizip ile çevresi Halep ve ratoru Komanos 2. ve Mikephoros iokas ile çarpışarak Nizip bölgesinin II. Y. Yılın ilk yansına kadar Hamdaniler’in egemenliğinde kalmasını sağladı. Bölge kısa bir süre tekrar Bizans ve daha sonra da Fatimilerin eline geçti. Fakat Selçuklu İmparatorluğunun batıya doğru genişlemesi Fatimileri sarstı. 1071 de Kudüs, 1076 da Şam Selçukluların eline geçince Fatimilerin bölgemiz üzerindeki egemenlikleri son buldu. 1071 Malazgirt savaşından sonra Nizip bölgesi hızla Türkleşmeye başlamıştır. Alparslanm Kumandanlarından Afşi’in zaptettiği yerler arasında Nizip’te vardı. Anadolu Selçuklu devletinin kurucusu ve ilk sultanı Kutalrmş oğlu Süleyman Bizanslılardan Antakyayı alınca "M. S. 1084" Halep’in kazaları Harim, Dü’ük, Nizip kendiliğinden Anadolu Selçuklu devletinin yönetimini kabul ettiler. Haçlılar, 1. Haçlı seferi sırasında Anadolu Selçuklu Sultam I. Kılıç Arslan’la savaş yaparak Antakya’ya kadar gelmişler, 8 aylık kuşatmadan sonra Antakya’yı ve Nizip çevresini işgal etmişlerdir. "1098" Bu sıralarda Selçuklulara bağlı Musul Atabeyleri Devletinin kurucusu îmadettin Zengi Müslümanların savunuculuğunu yapmak amacıyla Haçlılardan .Urfayı ve Nizip çevresini almış "1145". Onun bu başarısı Anadolu’ya 2. Haçlı a-kınınm başlamasına sebep olmuştur. îmadettin’in ölümünden "3146" yararlanan Haçlılar Urfa’yı dolayısiyle Nizip çevresini kısa bir süre ele geçirmişlerse de Halep ve Şam Atabeyi madettin oğlu Nurettin Zengi Haçlıları büyük bir yenilgiye uğratarak bu toprakların tekrar Müslümanların eline geçmesini sağladı. "1152". Haçlılar zamanında Dülük müstahkem’bir mevki olup Halep, Urfa ve Maraş’tan gelen yolların kavşağında bulunuyordu. Konya Selçuklu Sultanı Mesut tarafından "1149" ela Telbaşar’ın kuşatılması üzerine Haçlılar ile Türkler arasında Nizip bölgesinde büyük bir savaş yapıldı. Bu sırada şehre sığınmış olan Kudüs kiralı Boudoüin Antakyaya serbestçe gitmek şartıyla burasını Türklere teslim etti. Buralar Selçuklu Sultan’ı Nü r-al-din ’in eline geçti. M. S.1187 senesinde Selahaddin Eyyubi Haçlıları Hittin savaşında Büyük bir yenilgiye uğratmış bu sırada TiIbeşar, Revande ve Ayıntap kaleleri önünde çok çetin savaşlar olmuştur. Bu savaşlar neticesinde bölgemiz Eyyubiler’İn hakimiyetine girer. M. S. 13. Y. Yılın 2. yarısında Memluk-Moğol ilişikleri sürüp giderken gerek Hülagü Han ve gerekse oğlu Abakahan zamanlarında Memiuklularla çetin savaşlar olmuştur. Memluk Hükümdarı Baybars 1275 tarihinde boralarıalarak kendi topraklarına katmıştır. Memluklar …. (sayfa 14 eksik satır) M. S. 1338 Türkmenlerden Emir Stili ile Mintanın 1400 Timur’un 1420 tarihinde ise Irekeyn sahibi Kara Yusuf’un hücumlarınauğradı. NİZİP bundan sonra da Dülkadir-oğullarının eline geçmiş ve bu hanedana mensup Prenslerin birinin karargahı olmuştur.
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#24859
YENİ VE YAKIN ÇAĞLARDA NİZİP 15. Y. Yılın ortalarında Dülkadir oğulları Beyliğinin yönetiminde bulunan Nizip, Osmanlılarla Memlukluların akrabalık dolayısıyla bu beylik üzerinde çekişmeleri sırasında bazı savaşlara da sahne olmuştur. Osmanlılar tarafından Dülkadir oğlu beyi tayin edilen Şehsuvar bey ile Memluk sultanmca Dülkadir beyliği kendisine vaadedüen Şah Budak arasında Nizip bölgesinde yapilan savaşlar da Memluk kuvvetleri müteaddit defa yenilgiye uğramışlardır. Bundan üzüntü duyan Memluk sultanı Ka-yibay Fatih Sultan Mehmet’e name "Mektup" yollayıp Şeîısuvara yardım etmesini rica etmiştir. Bunun üzerine Padişah Fatih Sultan Mehmet’te Şehsuvara ileri gitmemesi için tebligatta bulunmuş ise de Şehsuvar bey bunu dinlememiştir, Osmanlılar Şehsuvar bey’in bu davranışım saygısızlık addederek kendisine yaptıkları yardımı kesmişlerdir. Ord. Prof. t. H.Uzunçarşür. Osmanlı Tarihi İstanbul’un Jethine Kanuni Suttan Süleyman’ın ölümüne kadar,Şehsuvar bey 1471 de yaptığı Ayıntap savaşında Emir Yeşpek kumandasındaki Memluk ordusuna yenildi. Bu tarihten sonra bölgemin bir süre Memluk yönetiminde kaldı. Başlangıç’ta Osm anlılar’in daha sonra Memlukluların adamı sayılan Alaüdevle Dülkadir beyliğini ele geçirdi.Fakat 1515 te Hadım Sinan Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu Elbista-mn güneyinde Turna dağı "Nurhak dağı" savaşında Alaüdevleyi büyük bir bozguna uğratarak Dülkadir oğulların dolayısıyla da Nizip bölgesini geçici bir süre Osmanlı topraklarına kattıysa da Memluklar bu bölgeyi tekrar ele geçirdiler. Yavuz Sultan Selim yönetimindeki Osmanlı ordusu Mısır seferine çıkarken Antep’e yaklaştığı sırada Memluklar’ın Antep valisi Yunus bey Halep’e kadar Osmanlı ordusuna Kılavuzluk etmeyi üzerine aldı. Yavuz 20 Ağustos 1516 da Antep’e girdi burada iki gün kalarak Mercidabık savaşının planlarım hazırladı. Yavuz’un ölümünden sonra "1520" Dülkadir beyliği çevresi Maıaş-Malatya, Antep, Zülkadriyi sancaklarını kapsayan bir Beylerbeylik haline getirildi. Bu sırada Nizip-Antep, Maraş Eyaletine bağlı bir sancak merkezi halinde teşkilatlandırıldı. Kilis ise Halep Beylerbeyliğine Bağlı 10 sancaktan birisini teşkil etti, Osmanlıların Yükselme Devri bölgemiz içinde yükselme ve gelişme çağı olmuştur. Şehir bayındırlık yönünden değil, İktisadi ve Ticari bakımından da çok gelinmiştir. 17 Y. Yılın başlarında Canpolatzade Hüseyin paşanın kardeşinin oğlu Ali Paşa amcasının öldürülmesinden sonra Adamları ile birlikte Halep’te Osmanlı Devletine baş kaldırdı. Osmanlı Devleti Avusturya savaşlarının en -önemli bir saf asında Halep Eyaletinin yönetimini Ali Paşaya vererek yeni bir iç olayın patlak vermesini önledi. Buna rağmen Caırpo-lat oğlu İsyanı Antep bölgesini de etkiledi. Bu isyanı bastırmaya gelen Osmanlı Ordusu 1607 senesi kışını Antep’te geçirdi. Padişah Genç Osman’ın "1618-1622" Yeniçeriler tarafından İstanbul da Yedikule Zindanında boynuna Kement atılarak vahşice öldürülmesi olayı bölgemizde büyük tepki yaratmıştır. Zamanın Antep Kadısı Abdülbaki Efendi Yeniçerilerin Tecziyesi hakkında bir Fetva çıkartarak bir çoğunu İdam ettirmiştir. 17. Y. Yılda tanınmış Türk Seyyahı Evliya Çelebi 1649 da Şam’dan Anadoluya geçişinde Nizip’ten geçerek İntibalarıni şu şekilde nakletmişt ir.</div <div style="TEXT-INDENT: 35.4pt" "Nizip Fırat ırmağının batı yönünde, Çöl içinde, yüksek bir dağ’ın eteğinde Hanlı, Camili, Hamamlı, Küçük Çarşılı mamur bir kasaba olup bağı bahçesi yoktur. Daima Birecik kasabasına eklenip Nahiye olmuştur. Harun Reşit zamanında mamur bir şehirmiş Ayıntap’ın kıble yönünde bir konak olup yaya adım bir günde varır, gelir. Burada yine doğuya giderek 6 saat’te Bireciğe geldiğini" yazmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun intihat devrinde Nizip ve Ayıntap diğer Anadolu şehirleri gibi Umumi Asayişsizlikten müteessir olduğunu zaman zaman Celaliler’in Taarruzuna ve Müteğallibenin Şerrine "1790 da Battal oğlu Nuri Mehmet Paşa Vakasına" uğradığını bilmekteyiz. (sayfa 15)
musaeken Üye
Üyelik: 2005-10-31 Herkese açık mesaj: 409
#24994
DEĞERLİ BİR KİTABA BENZİYOR.YAZMAYA BAŞLADIŞĞIM OYUN İÇİN YARARLANMAK İSTERİM.EN KISA ZAMANDA ADMİNDEN ALIP OKUMAK İSTERİM.ELLERİNİZE SAĞLIK...
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25022
NİZİP SAVAŞI NİZİP adı bilhassa 19. Asırda Mahmut 2. ile Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa orcanmn 23-24 Haziran 1839 da bu civarda yaptıkları Meydan Muharebsinden_sonra_şöhrete kavuşmuştur. Bilindiği üzere 14 Mayıs 1833 te Babı Ali Kütahyac Antlaşmasıyla Mehmet Ali Paşaya Mısır valiliğini ilaveten Şam valiliğini ve oğlu İbrahim Paşaya da Adana valiliğini vermişti. Fakat Mehmet Ali Paşa bu Antlaşmanın taahhüt ettiği şartlarını yerine getirmediğini, kendi idaresine bırakılan yerlerde Ahaliye iyi muamele etmediği, Ballı Ali Osmanlı Tebaa olan halkın Hukukuna riayet edilmesi için Mısır valisine bir çok Nasihatlarda bulunduysa da bunları dinlemeyen, Mehmet Ali Paşa nihayet 1839 senesi başlarında Mısır’ın istiklalini ilan etti. Bunun üzerine Mahmut 2. Suriyedeki halkın Hukukunun korunması ve isyanların bastırılması için 21 Nisan 1839 da Neşrolunan bir Ferman ile Mehmet Ali Paşa’nın terdibini emretti. Hafız Ahmet Paşa Osmanlı Orduları Başkumandanlığına tayin olundu. Prusya Zabitlerinden H. V. Moltek’e, Laue Müşavir olarak Hafız Paşa mahiyetine verildi. 84.000 kişilik bir kuvvet’e malik olan Osmanlı Ordusu 20 Haziran 1839 Tarihine kadar Birecik ve Nizip Karargahında toplandı. Hafız Ahmet Paşa Kumandasında toplanan kuvvetlerin yekûnu 35 Piyade, 9 Süvari Alayından Mürekkep olup, bunların mevcudu 25-30.000 kişiyi geçmekteydi. Osmanlı Ordusunun diğer birlikleri Kayseri, Ankara, Konya’da bulunuyordu. Aynı tarihlerde Mısır Ordusuna kumanda eden İbrahim Paşa Kuvvetleri ise Osmanlı Ordusuna nazaran 10.000 kişi fazlayla 40.000 e yakındı. Nizip Çayının bir kolu olan Orul suyu her iki ordu arasında Hudut teşkil ediyordu. 1839 Mayıs sonlarından İtibaren hazırlıklarını yapmış olan iki Ordu da 20 Hazirana kadar büyük bir harp yapmadan bir bekleme devri geçirmişlerdir. Karşı karşıya gelen iki orduyu Prusya Asıllı olan Molteke hatıralarında orduyu şu şekilde yorumlamaktaydı: Osmanlı Askerinin Disiplini bozulmuş, Orduda firar oranı çoğalmış, hiç bir asker iki yıldan fazla Orduda beklemeyerek kaçma yollarını arıyorlardı,ibrahim Paşanın (sayfa 18) ordugah kurmuşlardı. Çadırları yoktu. Askerlerinin on aylık maaşları birikmişti. Beslenme ve bakımları çok kötüydü. İçinde bulunan Suriye halkı, bir İsyan işareti bekliyorlardı, Mısır ordusunun maneviyatı, Hafız Ahmet Paşanın maneviyatından daha iyi değildi, izzet Paşanın Kolordusu dahi Kayseride yani 150 saatlik mesafede, Hacı Ali Paşanın kuvvetleri ise aynı hareket sınırı içindeydi.Karargah Ordusu Taarruz durumuna getirildi, Ordu üç gece silah elde geçirdi. Hafız Ahmet Paşa Orduyu şu şekilde cephe durumuna aldırdı: Sol kanatta üç muazzar Piyade Tugayı bulunuyordu. 1. Hatta 14 Tabur ve 92 Top, 2. Hatta, 13 Tabur, yedekte 24 Tabur, 9 Süvari Alayı ve 13 Top mevcuttu. Cephenin önünde Prusya asıllı Yüzbaşı Mühl-bach tarahndan geceleyin kazılmış olan iki siper bulunuyordu. Sağ kanatta bir sel çukuruna dayanıyordu. Sol kanat ise sık Zeytin ağaçlarından olan bir Ormanın içindeydi. İhtiyatları ise derin bir arazi içinde bulunuyordu. D.ernıe. çatma kıtaları ise Koruluklar içinde Mevzilenmişti. Molteke ile Yüzbaşı Laüe akşama doğru Mısır ordugahının dibıne kadar sokulduk-diyordu. İbrahim Paşanın 12 Obüs Bataryasından kurulu bir Düşman bataryasının 1600-1800 adım kadar derinlikte olan çok elverişli bir çukur içinde Mevzilenmiş olduğunu tesbit ettiklerini görerek durumu Hafız Ahmet Paşaya bildirdi. Nihayet 21 Haziran 1839 günü İbrahim Paşa Halep Birecik yolunun her iki tarafında Birecik istikametinde hareket’e başladı, İbrahim Paşanın Osmanlı Ordularının Ricat hattı olan Bireciği Kuşatmak maksadında olduğunu anlayan Molteke Hafız Paşaya Düşman’a karşı Hücum edilmesini tavsiye etmiş ise de çok cesur olan Hafız Ahmet Paşa, Düşmanın bu kuşatma vu taarruz hareketinden korkmayarak, beklemeyi tercih etmiştir. Hareketlerinde serbest kalan Mısır Ordusu 23 Haziran 1339 da Hafız Paşa kuvvetlerine Merkezden hücum etti, Hafız Paşa bütün ihtiyatlarını ileri sürerek Düşmanın bu taarruzlarına Şiddetle mukavemet etti ve onları hir ara püskürtmeye muvaffak oldu ve hatta Ricat eden Mısır ordusu şaşırarak kendi Piyadesi üzerine ateş açtı. 24 Haziranda Mısır ordusu yeniden taarruz etti. Liva Kumandanı Halil Paşa ve Miralay İbrahim bey’in kıtaları Kahramanca savaştılar/Bizzat Hafız Paşa Hassa livası ile İbrahim Paşa kuvvetlerine şiddetle mukabele etti. Bütün gün akşama kadar devam eden Muharebe sonlarına doğru, İbrahim Paşanın büyük Süvari Birlikleri Osmanlı Ordusu saflarına girdi. Hafız Paşa orduya Ricat emrini vermiş idi. Zamansız verilen bu Ricat emri Ordunun Savaş nizamlarını bozdu. Rical eden orduya İbrahim Paşa Şiddetle hücum etti. Her İki tarafta büyük zayiat oldu. Böylece Mehmet Ali Paşa nunla beraber ibrahim Paşanın Nizip ve havalisi üzerindeki hakimiyeti uzun sürmedi, 1840 ta Beyrut-Baalbek arasındaki harplerde, Mısırlılar büyük bir Mağlubiyet’e uğradılar. 85.000 kişiden Mürekkep bulunan Mısır ordusunun ancak l/3ü Mısır’a dönebildi. Bundan sonra Nizip Halep vilayetinin Urfa sancağının Birecik kazasına bağlı ve üç bin nüfuslu küçük bir kasaba olarak kaldı.
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25030
NİZİP DESTANI: Nizip Davası: Hafız paşayla İbrahim paşa arasında "1839" tarihinde vukua gelen Meşhur NİZİP muharebesini yaşatan bir destandır, Ben bu destanı G.Ayıntap’a tabi karakuyulu köyünde "65" yaşlarında iki gözü ama aşık Mustafa isminde bir zattan 22-8-1930 tarihinde dinledim. (A.RIZA AŞIK MUSTAFA diyor ki: Nizip davasını Aşık Ali söylemiştir. Aşık Ali o zaman hayatta imiş bu muharebeyi gözleri ile görmüş. Onun bundan başka daha bir çok destanları vardır. Kendisi Kilis’in Musabeyli nahiyesine bağlı Körtüncü köyünde doğmuştur. O köyde Molla Mehmet isminde bir ihtiyar vardır, işte Aşık Ali onun dedesidir. Sözünü ikmal eden aşık Mustafa eline sazını aldı Nizip davasını okumaya başladı, Hazır ol vaktına dayan İbrahim İnen çarhacılar meydan benimdir. Mısırdan aşağı sürmek muradım Ben helale kadar seyran benimdir. İbrahim paşa derki ; dursun varayım Adüler türemiş nice durayım Eğer harp istersen topu kurayım Havaya çekilen havan benimdir Bir hızla koymam seni mısıra Bütün Arabistan yemen benimdir İbrahim paşa derki vatan ırakta Yüz bin gülle atarım bir oturakta Çok düşmanı işletirim kürekte Hem sürgün ederim liman benimdir. Hafız paşa derki düştüm bu hale Sağımdan solumdan imdatçım gele Nice zorbalara beklettim kale Atarım mahpusa zindan benimdir. İbrahim paşa derki; düzdüm orduyu Araba çaldırdım cengi, harbiyi Parmak gibi kıyar süngü, süngüyü Kopar zelzele Tufan benimdir. Hafız paşa derki; Koymuşum seri Mizar elden gider gelirse beri Basarım ordunu gece bir yarı Hem hcum ederim ceylan benimdir. İbrahim paşa der humusa geldim Hamada ordusunu ikiye böldüm Mizardan vezirin üçünü aldım Erzurum, Acem Erzincan benimdir Hafız paşa derki; ya ben nideyim Bari verin bana zehir yudayum Hakipaye geldim aman benimdir Aşık Ali der ki söylenir dilde Çekerler hayfiyi yedi bit kralda. Sene bin sekiz yüz otuz dokuzunda Nizip üstüne destan benimdir Bu destan "Tarihi Ata"nm Nizip hakkında yazdığı vak’aya en iyi vesikadır. (sayfa 20 1.satır)'in nüfusu 2172 olarak gösterilir. Adları anılmakla beraber aynı tarihlerde Nizip’te 6 Cami, 1 Sibyan mektebi ve 700 hane bulunduğu kaydedilmiştir. Milli mücadele yıllarında bütün Anadolunun köy ve kasabaları gibi Nizip kazası da İstiklal savaşlarına katılmış ve G.Antep müdafaasına iştirak etmiştir. 1919 senesi içinde "3-7 Eylül" pek kısa süren bir işgalden sonra Nizip 26 Teşrin 1920 de Fransız kuvvetlerinin eline geçtiyse de 25 Kanun 1921tahliye olundu.
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25035
HATIRALAR KISMI Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da Bireciğe bağlı bir nahiye olarak bilinen Nizip 1924 te idar-i teşkilatında G. Antep vilayetine bağlandı. 26 Nisan 1926 da da kaza unvanını aldı. (sayfa 21/ satır1) meydana gelen başarılardan şaheser bir numune ebedi bir abidedir. Nizip Cumhuriyet devrinde süratle gelişmeye başladı. Bu devirde yapılmağa başlanan Nüfus sayımlarının birincisinde Nizip’in nüfusu 1927 yılında 7041 tespit edilmiş idi. Bundan sonraki bütün Türkiye’de olduğu gibi İktisadi zaruretten doğan köyden şehirlere akın kendi kazamızda da görülerek muhtelif sayımlara göre Nizip’in nüfusu aşağıdaki rakamları göstermektedir.. NİZİP’İn MUHTELİF SAYIMLARA GÖRE NÜFUSU : (Şehir Nüfusu. (Bucak ve Köyler’in Nüfusu) 1940 1945 1950 23345 374441 42915 . (Toplam) 1940 1945 1950 44352 47461 54557. Yüzölçümü, Yoğunluğu 147437. 1955 Sayımına göre : Şehir Nüfusu : 15331 Bucak ve Köy Nüfusu : 46010 Toplam :61341. Yüzölçümü 1331 Yoğunluğu 46. 1960 Sayımına göre : Şehir Nüfusu: (Toplam:19336 Erkek:9805 Kadın:9531) Bucak ve Köy Nüfusu(Toplam:48977 Erkek:24660 Kadın:24317) Toplam (Toplam:68313 Erkek:34465 Kadın:33848). Yüzölçümü : 1348 Yoğunluğu : 51. Nizip’in kaza toprakları dâhilinde merkeze bağlı 4 Nahiyesi 114 tane de köyü bulunmaktadır. Zeytinlikler, bağ ve bahçeler ile çevrili olan Nizip 14 Mahallesi, 12 Camisi bir de Bizanslılardan kalma bir Kilise bu Ilınmaktadır. Sayın Belediye Başkanımız Osman Sayın’ın imar gayretleri sayesinde Güneydoğunun en şirin kazası haline gelmesine sebep olmuştur.) 1940 1945 1950 9009 10017 11640
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#25040
Arkadaşlar muazzam bir eser ve 1973 yılının kıt imkanları ile yazıldığına dikkatinizi çekerim
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25056
MİLLİ MÜCADELE YILLARI. 6 no. Lu vesikanın açıklanması: Heyet-i temsiliyeyi riyaseti tarafından3. Kolordu kumandanlığına; Gönderilen şifrenin aslını göstermektedir. 27 Mart 36 Vesika No: 346. Kor. K. Selahattin Beyefendiye; Nizip-Kilis ve Antep cihetlerinden alınan son malûmata nazaran Fransızların bir taraftan Ayıntapdaki kuvvetlerini takviye ettikleri ve diğer taraftan Ayıntap Tealİi îslâm Cemiyetinin Fransız Amalineçalıştıkları, her ihtimale karşı Maraş’ta 9. Alayın kâmilen içtimain münasip görmek&shy;teyiz: Zatıalilerinizcede de tasvip buyrulduğu takdirde iktisasını emir ve ifadesiyle neticesinden malumat ita buyrulmasını rica ederim. 27/Ruhi Heyet-i Temsiliye Namına Anadolu Harekatı 4/5 M.Kemal 532 No.lu Vesikanın Açıklaması 13. Kor. K. Maraş-Antep ve Urfa livalarındaki olayları ve Fransız&shy;lar işgal silahlarını tecavüz ederlerse bu hal mütarekeye muhalif oldu&shy;ğundan askerin ateşle mukabeleye mecbur olması ihtimalini erkânı har-biyeyi Umumiye Riyasetine ve Harbiye Nezaretine arz etti. Erkan-ı harbiyei Umumiye Dairesine Diyarbekirden m/930 S.2 K. 10/3/36 Harbiye Nezareti Celilisine mevcut Şifre: Maraş-Ayıntap ve Urfa livaları bugün pek acınacak bir haldedir. Bu livaların Maraş harabeye dönmüş köyler, köprüler yıkılmış, Ticaret durmuş, Emniyet, can, mal ve Irz kalmamıştır. Bunun yegâne sebebi Fransızların işgali ve su idaresi Ermenilerin de İslamlar aleyhine tahrik ve etmeleridir. Milletin maruz kaldıkları bu tehlike karşısında Hü&shy;kümetin siyaseten bir tesir yapmadığım görerek kendi hukuklarını, can, mal ve ırzlarını bizzat müdafaaya teşebbüsleri en meşru bir haktır. Bu vaziyette Millete müdafaadan vazgeçiniz demek Ermenilerin silah intika&shy;mına Fransızların her türlü tecavüzüne, her şeyimizi teslim edin demek&shy;tir. Aza-yi bedeni kesilen bir adama bağırma, ağlama demek ne kadar Felsefeye mugayirse hukuku meşru asma ve namusuna, canına taarruz edilen bir millete de sükun tavsiyesi böyledir. Tavsiye edilse de dinlemez. Nitekim Urfa kıyamında vesaya mesmu olmuştu. Bilakis Urfa’dan Bidecikten, Nizip’ten, Ayıntap’tan mütemadiyen Kuvayı milliye’den Top, ve silah ve cephane talep edilmiştir. Milleti müşkülatla düşürmemek için na&shy;sihat edilmiş ise de yine feryatları kesilmemiştir. Dün (sayfa 24 yazılacak) 356 nolu vesikanın açıklaması : (sayfa 24 yazılacak) Maraştan gönderilen kuvvetlerin Kuvayı Milliyenin bu vaziyeti İslaha kadar olacağını zannetmiyorum Her halde Maraş’taki kıtatten mühim bir kuvvetle top ileAyıntap cephesinemuavenetedilmesi elzem görülmektedir. Bu cephe vaziyetine esaslı bir surette takip ve alınacak Raporlara nazaran vaziyete göre en seri muavenetin ifasıhususunda emir veteminive işam mercudur. 4 Ruhi H.T. namına M.Kemal 362 No.lu Vesikanın Açıklanması: 13. Kolordu Kumandanı vekilinin bölgesi ahvali hakkında Heyet-i temsiliye Riyasetine gönderdiği Raporun suretini göstermektedir. vesikaNo: 362 Gayet aceledir, Diyarbekir 19/4/36 HeyetiTemsiüye Riyasetine : 1- Antep Mutasarrıfının 19 Nisan/36 tarihli telgrafı makam-ı âlilerinde yazılımdır. Akçakoyunlu, Nizip istikametinden Antep’e giden bin kadar Fransız kuvvetinin yollarında Kuvayı Milliye ile masaaleme ederek Antep’e muvasalatından şehri mevcut iki top ile bombardımana başlamış ve bir çok haneler, Hükümet binası tahrip edilmiş, şehir katiyven mukabele etmediği halde Fransız bayrağıyla tefrik edilen Ermeni mahalleri müstesna olduğu halde dahilde ve hariçten İslam Mahallerine Mitralyöz ve top ateşi tevcih edilmiştir. Ahalinin bir kısmı ve ekser memurun firar etmiştir, Mutasarrıf kendisiyle beraber bir kaç memur kaldığım ve şehre girilirse idareyi de ek almaları muhtemel olduğunu yazmakta ve Mügayir-i medeniyet olan bu tecavüzün itilaf mümesilleri nezdinde protesto edilmesini rica etmektedir. Bu hususun teminini heyet-i temsiliyeden rica ederim. Besni’de ihzar edilen 200 kişilik Kuvayı milliyenin tek bir cebel topuyla Antep’e sevki evvelce emredilmiş idi. Bu kuvvetin surati tahriki Kahta Hasmansur civarında Kuvayı milliye sevki 2.Kor.Ahzi askerine yazıldı. Urfa Kuvayı milliye kumandanında bir hafta evvel Nizip cihetinde zabitler göndererek Birecik, Antep yolunun teşkil edilecek Kuvayı milliye ile seddi ve Akkoyunlu istikametinden iz’acatta bulunması ve şimendöferin tahrihi emredilmiş idi Bu emir tekit edilmiştir. (26.sayfa 1.satır) bel topunun mahdut olması Urfadan 3 toplu bir bataryanın bulunması hesabiyle batarya göndermek İmkanı olmadığı merci olan 3. Kolordu 5/4/ 36 bildirilmiştir. Bu gün Kılmç Ali Beyden I7/Nisan/ tarihli Antepten Şahsıma hitaben yazılmış bir telgraf aldım. Antep vaziyetini izah ettikten sonra bunun manen mesulü yeganesi ben olduğumu söylüyor ve benim ihmal ve teseyyüp ve hıyanetle, Hamiyetsizlikle itham ediyor. Kılıç Ali Bey’in şahsını tanımıyorum. Fakat son telgrafına cidden müttesir oldum. Kendisine cevap vermeyeceğim fakat kolordunun vaziyet "L G F N H S N K" hali bugüne kadar Urfa livasında ve dahili propagandalara karşı vaziyeti dahiliyenin de müsadesi derece-i mesaisi tami-men neşredilen raporlardan müsteban olur. Bugün Urfa’da bir süvari alayıyla, bir tabur, 4 mİtralyöz ve 3 cebel topu vardır. Resül’ayından Urfa’ ya tekrar kaptırmamak İçin iki tabur ile beni ayın 24 ünde dün Urfaya tahrik edildim. Cizre’den Besni’ye, Çernişkezekten Resül’ayniye kadar Tulen, arzan geniş ve hatta enva-i propagandalara sahne olan bir mıntıkaya yayılmış zayıf mevcutlu Kolordu kıtaatın da asayişi dahiliyi bilen muhafazadan bir müşkülata uğrarken Urfa ve Suruç’a kadar yayılmış Kolordunun daha ziyade müşkülata düşürmüştür. vaziyete başka kolordu olsaydı acaba Antep’e tadar yayılabilirmiydi. Üçüncü kolordunun Maraş’a gönderebildiği kıtaat bence Tel’eb-yazı muhasara eden milli aşiretin Aneze Asairi taarruz ederek millileri hat boyunca ricatı mecbur etmiştir. Birkaç şifrede Emir Faysal’ın Fransızlarla uyuştuğuna dair olan İstihbarat ve istidlalatı arzettim. Bu hale göre Fransızlar kuvayı milliyeye ile Kilikyadan tardın müşkülâtı anlaşılır. Bu ahval zahir iken ahvali iyice takdir etmiyen Kılıç Ali Beyin sıkıştığı zaman uluorta zesandrazlık etmesi sayaneteessüftür. Merci olan 3. Kolordu ihtıratı lazımede bulunulmasını rica ederim. Aksi halde Kılınç Ali Beyin hiç bir telgrafını mıntıkam dahilindeki merakizde kabul etmem. Terbiyesini takınsın ve vazifesini ve merciini bilsin. Vaziyetimize göre mıntıkamızın bile ziyanını mucip hareket icrasına imkan yoktur. Numara 1162" 13. Kor. K. CEVDET
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25077
AVNİ EFENDİ Salih zade ailesinden gelen Hüseyin Avni Efendi 1877 Nizip doğumludur ağzından alınan savaş öyküsü şöyledir: </div <div style="BACKGROUND: white; MARGIN: 6pt 2.9pt 6pt 0.95pt; TEXT-INDENT: 19.7pt" "FONT-SIZE: 12pt" "Beni asker’e aldılar 9 ay Şamda, 3 ay Beyrut’ta, 9 ay Cebali-Lübnan’da 6 yılda Medine de askerlik yaptım. Dönüşte İngilizlerin işgal ettikleri yerleri Fransızlara bırakmaları ile Antep savunmasında Fransız&shy;larla savaşmak zorunda kaldık. Nizip kuşatması başlar başlamaz Fransız&shy;lar Nizip’ten 5 kişi alarak Antep’e götürdüler. Bunlar Avni Efendi. Rıza Efendi, Ali Şefik Efendi, Ali Kıza Aydeniz, Helvacı Şevki Efendi gibi memleketin eşrafından olan kimselerdi. Beş arkadaş 16 gün Antep’te tut-sak kaldık Daha sonra bıraktılar. Bu kez tutsaklıktan kurtuluşumuz halk tarafından türlü şekillerde yorumlanmaya sebep oldu. Bizi tekrar kuvvet&shy;lerimiz tarafından tutuklanarak Birecik’e götürüp göz hapsine aldılar. Antep’in Fransızlara teslim olması İle Urfa’ya götürdüler. Daha önce Kay&shy;makam iken sonra da Urfa Mutasarrıflığına getirilen Münir Husrev Bey’ in yanında bir müddet kaldık. Üç ay sonra bizi kefaletle bıraktılar. Yemende bulunduğum sırada İngilizlerin komutasında Araplarla ya&shy;pılan çarpışmada karargahımız yer değiştirdiği halde ben santralci olmam dolayısıyla yerimden kıpırdamadım. Birçok top ateşlerine hedef olmama rağmen bir sıyrık bile almamam Fahri paşa tarafından 3 kez taltif edil&shy;meme sebep oldu. Şöyle ki Terfî yem Onbaşı iken Çavuş ettiler, kuman dan Fahri paşa tarafından bir altın hediye aldım. Nikel harp madalyamı gümüşe çevirdiler. Bu arada Mekke Şerifinin oğlu Veysel Süveyş Kanalının savunması için 40.000 Tüfek, 50.000 Madeni Lira istedi. İstekleri temin edilir edilmez İngilizlere katılarak Mekke’ye kaçtı. Bizlerde Medine’ye giderek orada terhis olduk. Fakat derhal tutsak edilerek Mısır’a ora&shy;dan da daha kuzeye Delta bölgesindeki İskenderiye şehrine getirildik. Oradan deniz yoluyla Adanaya geldik. Fahri paşanın buyruğunda 6 yıl askerliğim sırasında Medineli Araplarla ufak tefek çarpışmalarımız oldu. İstiklal harbinde Yurdumuzun kurtulması için çeteler halinde katıldık. Nizip 50 yıl önce bir nahiye idi. Avni efendi, zamanında Belediye Reisliğinde bulunmuş şehrin İçme suyu onun reisliği sırasında getirilmiştir. .
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25081
ÖĞRETMEN ŞIH ALİ RIZA AYDENİZ 1895 Yılında Nizip’te doğmuştur. İlkokulu Nizip’te Ali-ül-âla diploması alarak bitirmiştir. Orta tahsilini Nizip’te yapan Ş. Ali Rıza Aydeniz meslek tahsiline geçmeden önce, bu okullarda Arapça ve Farsça derslerle tahsil yapmıştır. Meslek tahsilini Halep Darül Muallimede yapmış olan Ş. Ali Rıza bu okuluda birincilikle bitirmiştir. Bu sırada 1330 yaka numarasıyla Askerlik için İstanbul’a sevk edilmiştir. Burada Alman Kumandanı Rabi’nin eğitimine katılmış ve altı ay içerisinde cepheye sevk edilecek Askeri eğitimi tamamlamıştır. Ş. Ali Rıza ilk cephe olarak Çanakkale’ye gönderilmiş ve katil Mustafa kumandasına verilmiştir. Genç öğretmen buradaki anılarım gözyaşları içinde büyük bir içtenlikle naklederken o günkü heyecan İçerisinde yaşıyordu. Düşman Çanakkale’de büyük bir hüsrana uğradı. Kaçan düşman çok sayıda taraftarını kaybetti. Burada bıraktığı erzak bizim Türk ordusuna bir yıl yetecek kadardı. Hiç kimse onlara el sürmemişti. Düşman her tarafı yakıp, yıkmakta idi. Burada benim sınıfım istihkâm idi. Çanakkale zaferinden sonra bizleri Galiçya’ya gönderdiler. Bu cephede bizim bölük istihkâm İşlerini yaptı ve geri çekildi. Galiçya cephesine bizleri Trenle naklettiler. Tuna’yı geçerken hepimizin kalbi çıkacak derecede çarpıyordu. Atalarımızın Türkülerini hep bir ağızdan göklere kadar yükselttik. Galiçya cephesinde Rus kuvvetlerini yenerek, Türk kuvvetini bir kere daha ispat etmiş olduk. Ruslardan 26 Top, binlerce silah ve cephane ile 10.000 esir aldık. En son bu cepheden birim istihkâm bölüğü ayrıldı, toplam bir yıl burada kaldık. Galiçya cephesinde bizimle beraber müttefiklerimizde güzel çarpıktılar. Bana bu cephede iftihar madalyası verildi. İstanbul’a dönüşümüz ile beraber bizi Halep, Şam üzerinden Hayfa’ya gönderdiler. Komutanımız Cemal paşaydı. Bu cephede bizler çok üstün doğuştuk. Yalnız bu cephemizdeki Harp sırlarımızı İngilizlerin gizlice aralarımıza soktuğu 60 kadar İngiliz kızı öğrenmişti. Filistin cephesindeki kuvvetlerimizin bozguna uğraması bir harp neticesiyle değil istin yıkılmayla olmuştur. Bozulan kuvvetlerimiz bir telaş içerisinde her yandan şuursuzca dağılmıştır. Dağılan askerleri gündüz İngiliz Uçaktan tehdit ederken gece de Arapların baskısına uğruyorlardı. Bizim Bölükteki Subayları İngilizler ayırdılar. Bizi toptan imha etmek istiyorlardı. Sebebim bilmediğimiz bir nedenle sonradan bundan vazgeçen İngilizler bizleri Kahire esir kampına götürdüler- Kahire’de bizim Türkleri diğer esirlerden ayırdılar içinde bende dahil olmak üzere 1700 esir’i İngilizler Kunsina’daki esir kampına naklettiler. Kampta her çeşit serbestliği bize tanımışlardı. Bizlere bir esir muamelesi yapılmıyordu. Bu bir nevi kendi uluslarını sevdirme oyunu idi. Hatta dini ibadetimiz için Cami dahi mevcuttu. Kampta çok yüksek bilgili Türk büyükleri de vardı. Tam bir Türk’tük vakarı içinde kampta 360 gün kalmıştık. Ben burada Fransızca ve İngilizce de öğrendim. Bizleri kamptan serbest bıraktıklarında Türk topraklarına dönülmemek şartıyla nereye gideceğimiz soruldu. Herkes istediği yere gitmekte serbestti. Ben kamp suresince onların takdir ettikleri maaşımı da aldım. Dönüş için Halep’e gitmek isteyince trenle bizleri naklederken, hiçbirimizi trenden indirmiyorlardı. Burada Arapça bilme biraz olsun benim işime yaradı. Bir yolunu bularak trenden kaçtım, yolu gayet iyi biliyordum, benim gibi kaçak binmiş Türklere kılavuzluk ettim. Hiç bir Arap köyüne uğramamak üzere gece çölde yol alıyorduk. Çöl gündüz çok sıcak ve ölümle doluydu. Bu suretle çöl’ü geçerek Hülmen köyüne geldik. Nizip’e gelince Birecik Kaymakamlığına Öğretmenlik için müracaat ettim. "O zaman Nizip Birecik’e bağlı bulunuyordu". Beni Nizip,te kapalı olan bir İlkokula verdiler. Burada maaşsız olarak göreve 1919 da başladım. Bir buçuk yıl görevden sonra İstiklal savaşı sırasında okulu bırakarak çete teşekkül edip G.Antep’e yardıma gidiyorduk. Bir müddet sonra çete Kumandam Habeş efendi "Böler" gelerek bizden bilgi almaya başladı. Ne pahasına olursa olsun düşman’a bu mübarek toprakları vermeyecektik. Eldeki imkanlar dahilinde tüm Türklük benliği ile kalplerimiz, Allah’a yönelmişti. Bu hisler bize çok şeyler kazandırdı ve Nizip’te ki çetemize Rumevlek yöresinde kamp kurarak G. Antep’e Milis kuvvetlerine yardıma çalışıyorduk. G. Antep.te tarihin en önemli yurt savunması yapılıyordu. Bunu Fransızlar bir türlü hazmedemiyorlardı. Bizim çeteye Urfa ve Birecik’ten de katılanlar olduysa da sayımız yüz’ü geçmiyordu. Ballıkaya’da Fransızlarla bir çarpışmamız oldu. Habeş Böler’jn kuvvetleriyle beraber Karkamış’a gidildi ve tren köprüsü imha edildi. Bu çatışmalar sırasında beni okul açmam için geri aldılar. Okulu açtıktan sonra Fransız kuvvetleri Nİzip’e gelmişti. Hiçbir surette okul’a dokunmadılar. Hasta ve yaralı Fransız askerlerini okula yatırdılar. Bizde okulu Hamam Cami’ine taşıdık. Nizip’ten erzak tedarik eden Fransızlar bu arada hiçbir kötülükte bulunmadılar ve Fransız sevgisi aşılamak İçin iyi davrandıkları belli oluyordu. Fransız kumandanı okulu teftiş etti ve çeteyle çatışma sırasında Ölen 5 Fransız için 5 rehin Türk istediler. Bunların, içinde ben de vardım. Benimle beraber Avni Uygur. Hocam Şevki Pilici, Rıza Uygur da vardı. Dil bilmem birçok kolaylıklar sağladı ve aynı zamanda arkadaşımı da ölümden kurtardım. Fransızlar bizi antepte bir bodruma hapsettiler. Burası çok soğuk olması nedeniyle az kaslı soğuktan ölecektik. Ermenilerde Fransızlara yardım ediyorlardı. Bir Ermeni fazla para karşılığı bize yardımda bulundu. Oda şu idi: Soğuktan korunmamız için fahiş bir fiyatla bir yorgan satın almıştık. Ben bizi neden buraya getirdiklerini öğrenmek için Fransız garnizonuna bir dilekçe verdim. Bunun üzerine bize yiyecek bir şeyler verdiler. Sonrasında da Fransızlar bizi serbest bıraktılar. Nizip’e geri döndük. Yalnız Nizip’te bizlere karşı bir cephe alınmıştı. Fransızca bilmem onlara bilgi verdiğim kanısı uyandırmıştı. Halbuki birçok cephelerde Türklük ve vatan için ölümü göze alarak çarpıştım Bu olayı Birecik Kaymakam’ına şiirli bir dilekçe ile anlattım. Dara düştün diye Yılma düşünme. Uğraş, didin, çalış, ağla Belki seni tanırlar. Bir zaman yoldaşların, Sağlığını dilerdi. Yüce dağlar üstünde Cevdet paşa, Sağ elini sıkardı Hani hani bu emekler? Karanlığı ışık eden Tanrıya Yalvar yakın. Belki seni tanır. Konuşmamın sonunda öğretmen Ş. Ali Rıza Aydeniz eski günleri ve yeni zamanın yaşantılarını büyük bir anı olarak naklederken bir granit parçası gibi dimdik duruyordu. Biz Cumhuriyetimizin 50.yıl dönümü nedeni ile Türk gençliğine söylemek istediğiniz var mı diye sorunca Daima Türkün vakarına yakışır bir tarzda hareket etmeliyiz. Milli giyim karakter ve hareketlerimizin muhafazası için gayret göstererek hep beraber ulusca çarpışmalıyız diyordu.
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25083
HÜSEYİN EFENDİ SAYIN 1889 Doğumlu Nizipli Hafız Hocazade Hacı Ahmet efendinin oğlu Hüseyin Sayın 1923 te Ticaret’e başlamıştır. Ondan bu yana Fıstıkçılık yapıp Sabun ve Zeytin Yağı alışverişilede uğraşmaktadır. Milli mücadele yıllarındaki anılarını şu şekilde nakletti: Akçakoyun - Hülmen köyü arasındaki demir yolunu söküp Fransız&shy;ların bizden tarafa yürümelerine engel olmuştuk. Fransızlar Birecik’e gitmek isterken demir yolunu tahrip edilmiş vaziyette gördüler. Habeş Böler Turlu Köyünden Serto, Cidetlî Cemil Aydın Kerzin yolunda Fransız birlikleriyle çarpışmalar yapmışlardı. Bu çarpışmalar sırasında Sayın Hüseyin bey, kolundan yaralanmış Fransızlar da ağır kayıplar vermişlerdi. Fransızların cepheden bırakmış oldukları araçları Cemil Aydın toplayıp getirmişti. Aynı gurupla Birecik’te de Fransızlarla çarpıştık. Antep muhasarası sırasında adları önemli yer kaplayan çetelerden belli başlılar Şahin Bey, Aslan Bey, Ozdemir Bey tarafın&shy;dan Nizip’ten bizzat yönetiliyordu. Nizip’teki harekatı Kuvayı Milliye başkanı Hacı Mehmet Efendi ve çete başkanı Habeş Böler idare etmekteydi, Fransızlar Nizip’e girdiğinde Fıstık, Zeytinyağı gibi birçok ürünleri kuyulara döktürüp çürümelerini sağlamışlardı. Hatta bu arada Hacı Ahmet efendinin Gümüş bir Eğer takımını da soyarcasına elinden almışlardı. Her ne kadar ırz ve Namus’a tasallutları yoksa da herkes ailesini başka yerlere göndermişlerdi. Yine bu sırada Fransızlarla yapılan çarpılmalarda Hüseyin Efendinin koluna isabet eden bir kurşun kemiğe dokunmadan çıkmış ve bir ermeni tarafından tedavi edilmiştir. Hacı Ahmet efendinin 23 Mavzerine karşılık Fransızlar son model silahlarla donatılmış idiler. Zenginler hiç bir maddi fedakârlıktan kaçınmıyorlardı. Gelen misafirler Hacı Ahmet Efendinin evinde ağırlanıyordu. O sırada gelenlerin arasında Çardaklı Mustafa Kökmen "Ağa" da bulunuyordu. Nizip ve Antep müdafaası bu evde görüşülüyordu. Bir Derleyici olarak yaşı ilerlemiş Sayın Hüseyin Bey’e Atatürk ve Cumhuriyet’i sorduğumuzda hıçkırarak şöyle diyordu : "Atatürk ve arka&shy;daşlarının Cumhuriyet’i ilan etmeleri bizde sonsuz bir sevinç yaratmıştı. O karanlık Günler bir daha dönmesin Cumhuriyetimizin 50. yıl dönümü kutluluk ve mutluluk getirsin 1920 yılında 5.000 nüfuslu Bireciğin bir nahiyesi olan Nizip Atatürk ve onun getirmiş olduğu Cumhuriyet sayesinde bu duruma gelmiştir.
ibrahim Üye
Üyelik: 2001-12-18 Herkese açık mesaj: 2.406
#25085
KASIM BÖLER 80 yaşlarında fakat oldukça dinç, sağlam, yapılı bir ihtiyar kendisi ve çevresi hakkında ağzından dinlediğim olay şunlardır. 1926 yılında C.H.P başkanı Kılıç Ali Paşa merkezden gelip bizi teftiş etti. O sırada C.H.P il başkanı Hüseyin'incioğlu idi. Kılıç Ali Paşa Hasan Efe ile benden 100 altın lira istemiş, fakat ben kendisine bu parayı temin edememiştim. O bu duruma çok içerlenmişti. Kasım Bey altın temin edemeyince 1930 yılında partiden ayrılmıştı İ946 ya kadar hiç bir parti ile İlgim kalmamıştı. 1946 da D.P heyeti müteşebbisi olarak siyasi hayata tekrar başladım. Necip Mahmut Uygur, Sabri Atalay, Berber Halîl Süral ve bunların dışında 5 kişilik gurubu mey&shy;dana getirmek için Halfetili Dursun Hanımı da idare heyetine aldık. Nizip ve çevre köylerde D.P teşkilatını kurduk. Kaymakam Şahap Fındıkoğlu zamanında C.H.P liler tarafından partinin açılmaması için tehdit edildik. 1955 yılına kadar D.P de çalıştım 1955 ile 60 yılları arası D.P den Belediye Reisi seçildim. 1960 yılında inkılap oldu bende ondan buyana tekrar siyasi hayattan çekildim. Bu zaman zarfında malım ve mülkümde çalışmaktayım.
Ramazan Tarhan Üye
Üyelik: 2005-09-16 Herkese açık mesaj: 4.213
#25551
Metal’cigim bu özverili aktarımın için sana teşekkür ediyorum.Gerçekten Mehmet YILMAZ hocamızın bu güzel ve degerli eserinden oldukça faydalanıyoruz.Nizipli yazarlar konusunu siteye ilk attığımda hocamızın bu eserini de unutmadık.Ama numune boyutunda baskısı tükenen bu eseri internet üzerinden okuyucularımıza aktarırken eserin konu başlıkları ve sayfa numaralarını da ilave edersen kaynak gösterme noktasında önemli bir detayı da sunmuş olursun.Zira kaynaklı çalışan tüm araştırmacıların aradığı en önemli şey eserlerin konu başlıkları ve sayfa numaralarıdır.Tabiki yayınevei ve basım yılı gibi detaylar da bu kaynakçaya daha da güzellikler katmaktadır.Kasım kardeşimizin çektigi fotografı görünce hocamızın daha nice eserler yazabilecegi kanaati oluştu bende.Umarım bu hususta çalışmaları mevcuttur.Böyle kıymetli insanlarımızın bu tür çalışmalarını teşvik edici faaliyetlerde bulunmak hepimizin görevidir..
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#25552
Konuyu anladım, metalin olmadığı şu günlerdeben organize edeyim abi.
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#25745
NİZİP SAVAŞI (Milli Mücadele Yılları) Antep’in Fransızlar tarafından işgali sırasında kadının biri çocuğu ile birlikte hamamdan gelirken işgalci yabancılar kendisine sarkıntılık etmişlerdir. Halk duruma büyük tepki göstermişti. Olaya karışanları Fransızlar teker teker tutukluyorlardı. Bunun üzerine bir çok Antep’li yurtsever örgütlenerek işgalcilerle silahlı uğraşa katılmaya karar verdiler. Örgütün yönetim kurulu şu kişilerdendi.: Çiftçizade Ferit, înco Hüseyin, Pazarbaşh Nuri, Kahraman Hacı, Mehmet Ali Efendi, Hurşidin oğlu ibrahim Bey gibi.Hurşidin oğlu İbrahim bey çevreden yardım istemek amacıyla Nizip’e gönderilmiş ve durum Habeş efendiye anlatılmıştı. Habeş efendi Nizip’in tanınmış ailelerindendi. Hafız hoca oğlu Hacı Mehmet efendi, Hacı Ahmet efendi, Hacı Abdi oğlu Nimet efendi, Maruf Bey Habeş Efendi tarafından çağrılmıştı. Evdeki tartışmalarda Kur’anı Kerim üzerine and içilerek Antep’e madden ve manen yardım edeceklerine karar verilmişti. Dolayısiyle bunlar da Nizip’te yönetim kurulu olarak İşe başlamışlardı. Habeş çete reisi olarak tanınmıştı. Bunlar Silah ve Erzaklarını halktan topladılar. Alış verişlerde Antep’e yardım kasdıyle % 5 oranında bir vergi hazırlanmıştı. Bazı gençler silahlandırılarak çeteler kurarken bazılarıda onlara silah yardımında bulunuyorlardı. Silahların çoğu Halep’ten temin edilirdi. Bu araç ve gereçler deve sırtında Hasırlara sarılmış olarak Halepten getiriliyordu. Habeş efendi çevresinde 300 - 400 kişilik güçlü bir çete olduğu halde Antep’e yaşdım için harekete geçmişti. Bizim Nizip çetesiyle Fransızlar arasında Kilisecik, Ikİzkuyu, Nurdana ve Dülük köyünde haftada iki üç çarpışma olurdu. Bu arada Antep’e de 100 kişilik bir gönüllü çete göndermiştik. Fransızların Halep’ten gelen erzak ve ihtiyaçlarını Akçakoyun İstasyonunda iniyordu. Akçakoyun’da Fransızların bir de taburu vardı. Antep’te ’Fransız ve Ermeni karışımı 10.000 kişilik seyyar bir kuvvet Akçakoyun’a gelerek erzaklarını alıyorlardı ki tam. bu sırada Habeş efendi ve Kilis kuvvetlerinin saldırılarına uğradılar. İşgalciler bozguna uğrayıp dağılırken yine bu sırada 5. Fırka kumandanı Kenan Bey "Paşa" bizim çetelere yardım etmek için Aııtep cephesine gelmişti. Çetelerle Kenan Bey’in kuvvetleri birleşerek İkiz-kuyu’nun bataklık bir yerinde Fransız seyyar kuvvetlerini pusuya düşürerek çok acı bir şekilde bozguna uğratmışlardı. Bunun üzerine Fransız seyyar kuvvetleri Nizip’i bir kaç defa işgal ettiler. Kuvayı Milliye merkezinden bize bir tane top gönderdiler. Fakat bu top ancak bir defa patlayabil. O patlama sırasında Fransızlar) güç duruma düşürdük Fakat ikinci kez topu kullanmak olanağı yoktu. Çünkü atar top bozulmuştu. Daha sonra hafif silahlarla savaşmaya başladık. Fransızlar birşey elde edemeyeceğini anlayınca Nizip’ten çekildiler Bu arada Hacı Ahmet Hüseyin Efendi kolundan yaralandı. Yine bu çatışmalar sırasında Fransızların Kale - Nizip arasındaki bıraktıkları cephane çetelere dağıtıldı. Kuşatılmış olan Antep halkına devamlı yüz - yüzelli yükü Merkep un ve bulgur gönderildi. Habeş Efendi çetesi Fransızlara hücum ederek cepheyi yararak ganimet ve erzakları Antep’e gönderdi. Yine bu çarpışmalar sırasında Akçakoyun’da bulunan Fransız kuvvetleri çeteler tarafından tutsak edilerek teslim bayrağım çektirmeye mecbur edildi. Bu sırada iki tane Fransız uçağı bizim çetelerin üzerine bomba attılar. Arkasından Fransızların Karkamış’a yakın Keklice köyünde güçlü bir kuvvetin bulunduğunu haber aldık. Nizip çetesi burayı basmak için Kıvırcık köyüne gelerek Sefil Ahmet oğlu Hanifi Çavuşu değişik kılıkla yumurta ve yoğurt satmak üzere Keklice köyüne gönderdik, Hanifi Çavuş üstüne aldığı görevi yerine getirmiş ve bize katılmıştı. Fakat bizim gece karanlığını bekleyeceğimiz bir sırada 10.000 kişilik Fransız gücünün Birecik üzerine yürüdüğünü haber almıştık. Keklice baskım ertelenerek Birecik’in yardımına koşulmuştu. Birecik ve Nizip kuvvetlerinin toplamı 700 - 800 kişi arasındaydı. Oysa Fransız ordusu 12.000 kişiydi. Aramızda 200 metrelik kadar bir mesafe vardı. Bir sürü gibi üzerimize gelmekte olan Fransızların topu ve Mitiraliyöz ateşlerine karşılık ellerimizde sadece haf İf Tüfekler vardı. Geri çekilmek zorunda kalmıştık. Bu çarpışma sırasında Nacar Hamil, Mehmet Emin oğlu Mustafayı kaybettik. Daha önce kuşatmamızda bulunan Fransızlar Birecik kuşatmasını Bıraktılar. Bu çarpışmalarda halk hiç bir şey esirgemiyordu, On yaşındaki çocuk bile heyecanla cepheye koşmak istiyordu. Yine Birecik kuşatması sırasında Hami Salih, Habeş efendiye şöyle seslendi. "Kendine acımıyorsan oğluna acı oğlun tüfek namlusunda uyuyarak Fransızlara bakıyor. Çocuk uyur vaziyettedir". Babamın cevabı şu oldu, "Burada hepimiz vatan müdafası için toplanmış bulunuyoruz, Cepheyi kim terk ederse tüfeğin ağzını ona çeviririm Salih Ağa bu iş bük arkasında adam olmaya benzemez". Nihayet Memleket kurtuldu Cumhuriyet’in ilanını sevinçle karşıladık, Atatürk’ün hareketleri çok yerinde idi. Daha çok harf ve kıyafet inkil abını Nizip’li olarak yerinde bulup Antep ilinden önce bu devrimlere uyduk. Son alarak gençlerin yapmış oldukları olayları iyi bir sonuca bağlanmasını istiyorum.
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#25746
MAMADO "MAHMUT KARAYILAN" 1885 doğumlu eskiden Antep’e şimdi Nizip’e bağlanmış Peşke Binam Köyündendir. Binam vadi içinde güneye yönelmiş Rişvaıı oymağından geldiklerini İddia eden bir Kürt aşiretidir. Köyde Mamadoyu bulup konuştuk. Bize olağ anüstü bir misafirperverlik gösterdi. Milli mücadele yıllarındaki çaba ve uğraşlarını şöyle sıraladı. : Bizden önce hemşeriniz prf, Hüseyin Cahit Tanyoldan bu köye iki kez gelmişti. izlenimlerini I. Ü. E, Fakültesi yayınlarında Sosyoloji dergisinde anlatmıştı, Peşke Binam 42 yıl önce kurulmuştur. Eskiden aşiretin kışlak olarak kullandığı bir yerdir, ilk kez Hüfreler yapılarak geçime elverişli olan bu köye yerleşilmiştir. Yaylakları Elbistan ve Malatya’dır, Oymağa bjr klsmı Cingife kazalında bulunmaktadır. Onlar da Karadağ’a yaylamaya çıkarlardı. Ben oymağın reisiyim ve anılarım şunlardan ibarettir. 20 yaşındayken askere gittim askerliğim bitmeden kaçtım, sonra da teslim olmadım. 1. Dünya savaşı sırasında zamanımın çoğu pağlarda geçti fakat hiç bir zaman Eşkiyalık yapmadım. Çünkü 1. Cihan sayası sırasında gerekse kurtuluş savaşında Eşkıyanın bize verdiği zarar dış düşman lannk inden daha az değildi. O sırada Tahtik köyü yakınında Mille-möho eşkiyaları bir köyü soyup suçu benim üzerime atmışlardı. Aslında ben Araplarda idim. Üç dört gün sonra köy zabıta kuvvetleri tarafından sarıldı, fakat beni tutamadılar. Bu olaydan sonra dağa çıkarak eşkiyalık yapmaya mecbur oldum. Antep’teki Jandarma Yüzbaşısı Esat Bey bana bir mektup göndererek çevre halkının benden şikayetçi olduğunu bildirip, oraları terketmemi istiyordu. Bunun üzerine Malatya toprağına giderek Söğütlü köyüne yerleşmeye karar verdim. Bir kış orada kaldım sonra Kadirli köyüne giderek orada eşkıyaları izleyen Kadir çavuşla tanıştım. Benim asker kaçakı olduğumu hiç kimse bilmiyordu. Kadir çavuş’ta beni Malatyaya çağırarak ikinci İnzibat kumandanı Ahmet Ali Bey’Ie görüştürdü. O sırada Antep ile Malatya arasında eşkıyalık yapan ve çevrenin Mal, can ve Irzına saldıran 200 kişilik çetesiyle Bozan Ağayı ve Memoyu İzlemek için altı arkadaşımla birlikte bizi silahlandırdılar. İhtiyaçlarımı temin için bana bir de Emirname verdiler. Bozan ağa ve çetesiyle 12 kez çarpışmamız oldu. Bu çarpışmalar sırasında onlar çok kayıp verdiler. Hereke mevkiinde yapılan çarpışmada Besnili Haçı Halil, Bozan Ağa ve kardeşi Seydo başta olmak üzere 40 kişi kadar ölü verdiler. Daha sonra çete dağıldı. Bu tarihlerde "31 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi imzalanmış, mağlup olan Müttefiklerimizle birlikte biz de savaşı kaybetmiş oluyorduk", Anadolunun İşgal edilen diğer yerleri gibi Antep’te İngilizlerin payına düşmüştü. Daha sonra İngilizler yerlerini Fransızlara bıraktılar. Bizler düşmanı Antepten çıkarmak amaciyle Binam, Keret, Hıyamj Elhacı, Çanakçı, Zerdegüm, Karakoç, Kalesakız, Tokdemir köyleri olarak 200 kişilik bir çete kurduk. Arkadaşlarımla birlikte Antep’te çınarlı cephesine katıldık. Antep’te Fransızlarla bir kaç kez çarpıştık. Nizio’in Çanakçı köyünden İbrahim oğlu Kadir çapan yanımda vurulup yaralandı. Daha sonra beylerbeyi köyüne çekildik. Orada karargah kurup geceleri Fransız çemberini ateş açarak kayıplar verdiriyorduk. Benim çetelerimden biri şimdiki mezarlık olan yerde Fransız bölüğünü yararak Antep*e girmeyi başarmıştı. Bu girişte Fransızların bir makİnah tüfeği de bizde kalmıştı, Antep’te heyet-İ merkeziye ile görüşmemiz sonucunda bizleri Akçakoyun istasyonuna gönderdiler, Heyet-i merkeziye şu kişilerden meydana geliyordu. Başkan Ferit Bey, Şaban Hafız Bey, Çiftçi Mehmet Ali Bey, Kahraman zade Hacı Bey, Hacı Halı t oğlu Sadık Bey, Inco Hüseyin Bey’den ibaretti. Ben çeteleri alarak Akçakoyun’a gittim. Karayılan’da Kersentaş’a geçti, Akçakoyun’da Nizip çetelerinin başında Habeş efendiyle birleştik.Fransızlarla yaptığımız çarpışmada 3-4 şehit verdik. Hala orada bir tepe "Mamado Tepesi" diye anılmaktadır. Benden ayrılmış olan Kersentaş’taki Karayılan ve Habeş Efendiyle konuşup Fransızlara saldırmayı kararlaştırdık ve Akça-koyun’dan kalkıp Kersentaş’a doğru yol aldığım sırada düşman beni görmüş üzerime yaylım ateşi açmıştı. Tesadüf eseri atımı koşturarak isabet almadan kurtulduğum halde yine tesadüfen penceresinin önünde Mektup yazan birisi açılan ateşten isabet alıp ölmüştü. Daha sonra Habeş Efendi ve Karayılan’la birleşip karşı saldırıya geçmek isterken Karayılan’ın ve habeş Efendinin çeteleri dağıldığı için hücumdan vazgeçip Antep’e gittik. O gece orada kalıp heyet-i merkeziyeye görüştükten sonra sabahı tuz hanında buluştuk. Heyet-i merkeziyede todanan 350 kişilik gönüllü ile ben ve Karayılan Şahin Bey’e yardımcı olmak için kilis yoluna gönderildik. Şimdiki mezarı bulunan yerde karşılaştık, BİZİ sevinçle kucaklayıp gözlerimizden öptü. Çevresindeki çetelere nasıl davranacaklarını buyurdu. Şahİnbey Karayılanla birlikte orada kaldı. Ben köprünün gün doğusundaki tepenin üzerinde savunma durumuna geçtim, O sırada Kilis yönünden gelip Antep yönüne geçmek isteyen Fransızlar’ı durdurmak için köprünün üzerine çıkıp "Ancak Fransızlar cesedimi çiğneyerek Antep’e geçebilirler" dedigi sırada açılan bir yaylım ateşiyle vuruldu ve orada şehit oldu. Şahin Bey, cesur, oldukça duygulu ve içli bir kahraman idi. Bizler elimizdeki ilkel silahlarla kendimizi koruyamayacağımızı anlıyarak geri çekildik. Bu sırada atılan bir top güllesi benim poşum ve giysilerimi parçaladığı halde önüme saplanıp patlamamıştı. Topun düşmesini çok yakından gördüğüm için gözlerim bozuldu ve bir hafta bakamadım. Böylece gerisin geriye çekilirken arkama düşen bir güllenin fırlattığı taş belime çarpıp beni yıktı Arkadaşlarım, ilk önce beni ölmüş sandılar fakat ölmedim. Orada bir hayli kayıp verip kalanlarla Antep’e döndük. Bu sefer karargahı Bedir köyüne kurduk. Mıntıka kumandanı Hüseyin Hüsnü paşayla karşılaştık. Ordan gereken yerlere hjiçurn ediyorduk. Hatta hücumlardan birisinde 8 Fransızı öldürdük. .Bizi sabaha kadar top ateşine tuttular. Fransızların Akçakoyım yönünden ilerlediğini haber alan Hüseyin Hüsnü paşa bizi Celal beyin bulunduğu Sinan köyüne gönderdi. Biz Ballıkuyu tepesinde Habeş Efendinin çeteleriyle birleşip makinalı tüfekleri kurduk. Makinalar bir kaç mermi sıktıktan sonra durdu, bizde tüfekle karşılık vermeye başladık. Fakat toplarla Fransızlara karşı ateşe geçince tutunamayıp Sinan köyüne Celal Bey’in yanına gittik, O gece köyde kaldık. Hüseyin Avni paşa da yanımıza geldi. Oradanda Hüseyin Avni paşa Bedir köyüne döndü. 9. Fırka kumandanı Mehmet Hayri Bey Hüseyin Avni paşaya haber göndererek beni istemişti. Bende çetemi alıp Mehmet Hayri Bey’in yanına Göksünlü köyüne geldim. Mehmet Hayri Bey eşkıyaların izlenmesinde beni görevlendirdi. Eşkiyaları ortadan sildik. O sırada Fransızlarda Antep’i kolayca alamayacaklarını anlayarak işgali Antep üzerinden kaldırdılar. Yukarıdaki yaptıklarımızın hepsini memleketimin kurtuluşu için yaptım. Şimdilik bir Gaziler cemiyetimiz var. En büyük avuntumuz o günlerden sağ kalanlarla oturup anılarımızı birbirimize anlatmak oluyor. Bu güne kadar çok güçlükler ve yoksulluklar çektim. Fakat Devletten yaptıklarıma karşılık bir şey istemedim. Yeter ki yurdumuz bağımsız, güçlü ve sağ olsun. Cumhuriyetin 50. yılının gelecek kuşaklara mutluluk getirmesini dilerim.
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#25747
Nizip İlçesi Kaymakamlar 21.9.1973. Sahip Bey 1/3/1926- 22/8/1927 Recai Bey 24 9 1927 - 12 2 1929 Hayri Bey 16 4 1929 - 9 9 1931 Şemsettin Akan 14 2 1931 -22 1 1936 Arif Dayanç 22 1 1936 -22 8 1937 Cevad Yurttaş 29 5 1938 4 8 1942 Eşref Aykut 26 9 1942 3 2 1945 Şahap Ural 12 4 1945 18 10 1947 İbrahim Er 8 6 1948 9 9 1949 Tevfik Akkutay 2 1
admin Yönetici
Üyelik: 2001-02-14 Herkese açık mesaj: 7.501
#25930
KAYMAKAM SEFER CANSU 1931 Yılında Samsun’un Bafra kasabasında dünyaya geldim. İlk ve orta tahsilimi orada yaptım, Liseyi Samsunda bitirdim. Babam Un ve Zahire üzerine tacirlik yapardı. Asıl amacım Kaptan olmak idi. Fakat sonradan Mülkiyeyi tercih ederek Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdim. Samsunda Kaymakamlık Stajyerliğimi tamamladım. 25. Dönem Kaymakamlık kursuna devam ederek oradan mezun oldum. Staj sırasında Hukuk Fakültesinin fark derslerini de vererek Hukuk Diplomasını aldım, ili çektiğim kurada Malatya’nın Erguvan ilçesine atandım, 4 aylık bir zamandan sonra askere gittim. Asker dönüşü Tokat’ın Artuva ilçesine tayinim çıktı. 1960 devriminde oradaydım. Devrimden sonra Erbaa İlçesine tayin oldum. Oradan da mahrumiyet ilçe hizmeti yapmak üzere Tunceli’nin Mazgirt kazasına tayin oldum. 2 Yıl orada kaldıktan sonra Patsa, Ulu bey, Kuyucuk, Urla ilçelerinde bulundum, Fatsa’da iken 2 ay süre ile ayrıca Kuyucukta görevli iken 1 yıl süre ile Bati Almanya’ya Staj görme amacıyla Bakanlık tarafından Avrupa’ya gönderildim. Şimdilik 14. 8. 1972 den beri Nizip’te görevliyim. Evli 2 çocuk babasıyım. Cumhuriyet’in 50. yıl münasebetiyle Yurt düzeyinde bütün il ve ilçeler kendi çapında parlak bir Zafer kazanmak amacıyla hareketli bir çalışmaya gireceklerine inanıyorum. Yarım kalan eserlerin bazılarını bitirdik. Bir kısmımda 1974 te Diteceği kanısındayım. 50. Yıl dönümü münasebetiyle ve Nizip’in Mülkiye Amiri olarak 50 köye elektrik istedim, 10 köyede daha okul yapılacağım ve 1974 e kadar biteceğini sanıyorum. Devlet Yatırım planında bulunan Pratik Sanayii okulunun yapımına 1973 yılında başlayıp, 1975 yılında biteceği kanısındayım. Ayrıca 6 Milyonluk yatırındı 400 Öğrencili Sanat Okulunun yanı sıra 16 Dershanelik Lisenin açılması da tasarı içindedir.

Cevap yazmak için hesabınıza giriş yapın.

WhatsApp iletişim