Konu: Huzeyfe kimdir??

Tweet
  1. #1
    Üye YILDIRIMBEY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    108
    Images
    2

    Huzeyfe kimdir??

    .

    Huzeyfe bin Yemân, Eshâb-ı kirâm arasında Peygamberimizin sırdaşı olmasıyla meşhurdur. Peygamberimiz ona, Eshâb-ı kirâm arasına karışarak kendilerini gizleyen ve böylece fitne çıkarmak isteyen münâfıkların kimler olduğunu tek tek bildirmiştir. Bundan başka vukû bulacak hâdiseleri de bildirmişti.

    Eshâb-ı kirâm arasında çok sevilir ve ayrı bir itibar gösterilirdi. Çünkü o, Resûlullahın verdiği sırlarla dolu idi. Resûlullah gizli kalması lâzım olan bir çok şeyi, Hz. Huzeyfe'ye söyledi.


    Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Ebû Bekir, onu ordu kumandanı ta'yîn etti. Dinden dönenlerle savaşmak üzere Umman'a gönderdi. Kendisine katılan İkrime ile birlikte Umman halkını tekrar İslâma döndürdü. .

    Nihâvend savaşında Nu'man bin Mukarrin şehîd olunca, İslâm sancağını Huzeyfe eline alarak Hemedân, Rey ve Deynura'yı fethetmiştir. Cezîre'nin fethinde bulunarak, Nusaybin vâliliğine ta'yîn olundu.

    Hz. Ömer yeni bir vâli ta'yîn ettiği zaman, oranın halkına mektup yazarak, "Yeni vâli, âdâletle hükmettiği müddetçe; siz de onun emirlerine uyunuz" derdi. Hz. Huzeyfe'ye verdiği mektupta ise şöyle yazdı:

    "Ey Nusaybin halkı! Bu gönderdiğim vâlinin, bütün emirlerine uyun. Her isteğini yerine getirin."

    Nusaybinliler, karşılamaya çıktılar. Onu gördükleri zaman; hayvanı üzerinde, bir parça kuru etle ekmek yiyordu. Selâmlaştılar. Sonra halîfenin emirnâmesini gösterdi. Onlar da dediler ki:

    - Hz. Ömer'in emirleri, başımız üzerine! Sen de hoş geldin, safâ geldin. Lâkin, bizden isteklerin ne ise; şimdi söyle. Belki karşılıyamıyacağımız şeylerdir!

    Yeni vâli tebessüm ederek şu cevabı verdi:

    - Aranızda kaldığım müddetçe sizlerden; sâdece, kendimin ve hayvanımın yiyeceğini istiyorum. Başka hiçbir şey istemem.
    Duâ eden kurtulur

    O şehirde, epeyce müddet bulundu. Görevini, kusursuz yapmaya çalışıyordu. Bilhassa Cum'adan önce, Müslümanlara va'z ve nasîhat eylerdi. Bir defasında buyurdu ki:

    - Ey Mü'minler! Fitne, önce kalblerde filizlenir. Su katılmamış şarap bile; fitne kadar, insan kalbini çelemez, bozamaz. Sizler, fitneye doğru gitmeyiniz. Allaha yemîn ederim ki fitne insanları; selin, çöpleri sürüklediği gibi sürükler götürür!..

    - Yâ "Huzeyfe! Fitneden nasıl kurtulabiliriz?

    - Duâ eden, kurtulur.

    - Ne zaman duâ edelim?

    - Namazdan sonra. Çünkü kulları, güzelce abdest alıp, namaza durdukları zaman; cenâb-ı Hak da namaz kılanlara yönelir. İşte o anlarda duâ ediniz! Fakat sizler; hayırlı kimseler olmak istiyorsanız; geçici olan dünya için âhireti terketmeyiniz!

    Hz. Huzeyfe, Medâyin şehrinde uzun müddet vâlilik yaptı. Oranın halkı, onun idâresinden son derece memnun olup, kendisini çok sevmişlerdi. Nihayet bir akşam, Hz. Ömer'den haberci geldi. Artık, Huzeyfe'nin Medîne'ye dönmesini istiyordu...

    Emir üzerine hazırlandı, helâllaştı, vedâlaştı ve yola çıktı. Dönüşünü bekleyenler arasında, halîfe de bulunuyordu. Az çok yaklaşınca, Halîfe dikkatle baktı. Gördü ki; Medâyin vâlisi gönderdiği gibi dönüyor! Bunca yıl sonra; aynı hayvan üzerinde, aynı sâde elbiseler içinde.

    Yan yana geldiler ve selâmlaştılar, kucaklaştılar. Halîfe sevinçle:

    - Sen, benim kardeşimsin. Ben de, senin kardeşinim, diyerek, hislerini belirtti.

    Cenâzesini niçin kılmadın?

    Hz. Ömer halîfeliği zamanında Huzeyfe'nin bir cenâzenin namazını kılmadığını görerek, ona sordu:

    - Niçin cenâze namazını kılmadın?

    Resûlullahın sırdaşı Hz. Huzeyfe dedi ki:

    - Resûlullah efendimiz, bana o kişinin münâfık olduğunu açıklamıştı. Bunun için onun namazını kılmadım.

    - Allahın Resûlü münâfıklar arasında Ömer'i de saydı mı yâ Huzeyfe?
    - Hayır, yâ Ömer.

    - Peki memurlarım arasında münâfık var mı?

    - Sadece bir tane var. Ancak ismini söylemeye memur değilim.

    Huzeyfe hazretleri, Hz. Ömer'in bütün ısrârına rağmen ismini söylememiştir. Sonra o münâfık Hz. Ömer tarafından uzaklaştırılmıştır.

    Bundan sonra Hz. Ömer, Huzeyfe'nin gitmediği cenâzeye gitmemiştir. Çünkü onun gitmemesini, ölenin münâfık olduğuna işâret sayardı.

    Birgün Hz. Ömer, huzurunda bulunan ba'zı Eshâb-ı kirâma sordu:

    - Resûlullah efendimizin fitne hakkında olan sözü hatırında olan var mı?

    İçlerinden Huzeyfe dedi ki:

    - Ey mü'minlerin emîri! Peygamberimizin bu konudaki sözü aynıyla benim hatırımdadır buyurdu ki,

    "Kişi ailesinden, malından, çocuklarından ve komşusundan dolayı fitneye düçâr olur. Böyle günâhlara oruç tutmak, namaz kılmak ve iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak keffâret olur."
    - Maksadım o değil, deniz gibi dalgalanacak fitneyi soruyorum.

    - Ey mü'minlerin emîri! Senin için endişelenecek bir şey yok. Senin zamanınla onun arasında bir kapalı kapı var.

    Kapı kırılacak mı?

    - Yâ Huzeyfe! Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?

    - Ey mü'minlerin emîri! O kapı kırılacak.

    Bu cevap üzerine Hz. Ömer:

    - Desene ümmet-i Muhammed kıyâmete kadar bir araya gelemeyecek! diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

    Daha sonra Huzeyfe'ye o kapının ne olduğu sorulduğunda şu cevabı vermiştir:

    - O kapı Hz. Ömer idi.

    Hz. Ömer'in bunu bilip bilmediği sorulunca da:

    - Akşam ve sabahın olacağını bildiği gibi biliyordu, cevabını vermiştir.

    Nitekim daha sonra Hz. Ömer şehîd edilmiş, Hz. Osman devrinin sonlarında alevlenen fitne târih boyunca bitmemiştir.

    Kötü zaman gelecek mi?

    Hz. Huzeyfe şöyle anlatıyor:

    Herkes Resûlullah efendimize hayırdan sorardı. Ben ise ileride hâsıl olacak fitnelerden sorardım. Çünkü bunların şerrine yakalanmaktan korkuyordum. Dedim ki:

    - Yâ Resûlallah, biz, Müslüman olmadan önce kötü kimselerdik. Allahü teâlâ, senin şerefli vücudun ile İslâm ni'metini, iyiliklerini bizlere ihsân etti. Bu saâdet günlerinden sonra yine kötü zaman gelecek mi?

    - Evet gelecek.
    - Bu şerden sonra, hayırlı günler yine gelir mi?

    - Evet gelir. Fakat o zaman bulanık olur.
    - Bulanıklık ne demektir?

    - Benim sünnetime uymıyan ve benim yolumu tutmayan kimseler ortaya çıkar. İbâdet de yaparlar. Günâh da işlerler.
    Cehenneme çağıranlar

    - Bu hayırlı zamandan sonra, yine şer olur mu?

    - Evet, Cehennemin kapılarına çağıranlar olacaktır. Onları dinleyenleri Cehenneme atacaklardır.
    - Yâ Resûlallah! Onlar nasıl kimselerdir?

    - Onlar da bizim gibi insanlardır. Bizim gibi konuşurlar.
    - Onların zamanlarına yetişirsem ne yapmamı emredersiniz?

    - Müslümanların cemâ'atına ve hükümetine tâbi ol!
    - Müslümanların hükümeti yoksa ne yapalım?


    - Bir kenara çekil. Aralarına hiç karışma, ölünceye kadar yalnız yaşa.
    Huzeyfe, Hz. Osman'ın halîfeliği sırasında Azerbaycan ve Ermenistan taraflarının fethine gönderildi. Buradaki hizmetlerinin yanında mühim bir hizmeti de, Kur'ân-ı kerîm nüshâlarının çoğaltılmasına sebep olmasıdır. Çünkü o, Azerbaycan ve Ermenistan tarafına gittiğinde,

    Kur'ân-ı kerîmin değişik lehçelerle okunduğunu görerek, Kur'ân-ı kerîmin Kureyş lehçesi üzerine çoğaltılmasını Hz. Osman'a teklif etti. Bunun üzerine Hz. Osman, Kur'ân-ı kerîm nüshâlarını çoğaltıp; belli merkezlere gönderdi.

    Hayatının çoğu savaşlarda geçen Huzeyfe bin Yemân, Hz. Osman şehîd edildiğinde Medîne'de bulunuyordu. Bu sırada yaşı oldukça ilerlemişti. Dördüncü halîfe Hz. Ali'nin, ilk günlerinde hastalandı. Artık iyice ihtiyarlamıştı. Müslümanlar akın akın ziyâret ediyorlardı.

    Bir arkadaşına 300 dirhem vererek buyurdu ki:

    - Bu parayla, kefen alıverin.

    Desenli bir kumaş getirdiler. Onu görünce:

    - Bu kefen değil, gömlek içindir. Kefen, boydan boya iki bez parçası olur, dedi.

    Dost ânî geldi

    Sonra da yavaş bir sesle buyurdu ki:

    - Hem sizin arkadaşınız iyi bir Müslüman ise, cenâb-ı Hak; kabirde o kefeni, daha iyisiyle değiştirir. Kötü ise, daha kötü şeylere hazırlanmalıdır.

    Hz. Ali'nin hilâfetinin 40. günü, 656 senesinde, Huzeyfe hazretleri de, sırlarıyla birlikte sevgili Peygamberimize kavuştu.

    Hz. Huzeyfe ölüm döşeğinde yattığı vakit şöyle duâ etmiştir:

    - Dost ânî bir baskınla geldi. Pişmanlık fayda vermez. Allahım, fakirlik ve hastalıktan hakkımda hayırlı olanı bana ver. Ölüm hakkımda yaşamaktan hayırlı ise, sana ulaşıncaya kadar ölüm yolunu bana kolaylaştır.

  2. #2
    Üye Mustafa Bilici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2006
    Mesajlar
    2.725
    Images
    10
    Allah razı olsun güzel bir paylaşım..

  3. #3
    Üye mustafasahin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    2.695
    Blog Entries
    1
    Images
    375
    teşşekkür ederim kardeş güzel bir paylaşım olmuş
    GAZİKENT ÜNİVERSİTESİ
    SİYASET BİLİMİ VE ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER

  4. #4
    Üye Ramazan Tarhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2005
    Mesajlar
    3.745
    Blog Entries
    1
    Images
    1038
    İyi de Huzeyfe'nin kim olduğunu açıklamamışsın ki ? bu aktardıkların Hz.Huzeyfe ile ilgilidir.Yani üyeleri yanıltmaktan 2 yıl yiyebilirsin haberin olsun )))))
    Ramazan TARHAN/HARİTA MÜHENDİSİ-www.tarhanharita.net

    Her kişinin kendine ait bir değer yarğısı ve inancı vardır.
    Bir kişi için önemli olan bir şey başka bir kişi için önemli olmayabilir.
    Kişileri kendi penceremizden değerlendirirsek sorunlarla karşılaşabiliriz.
    Yapmamız gereken, kişileri kendi inanç ve değerlerine göre değerlendirmek
    ve bu değerlere saygı göstermektir.


  5. #5
    Üye YILDIRIMBEY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    108
    Images
    2
    Alıntı Tarhan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İyi de Huzeyfe'nin kim olduğunu açıklamamışsın ki ? bu aktardıkların Hz.Huzeyfe ile ilgilidir.Yani üyeleri yanıltmaktan 2 yıl yiyebilirsin haberin olsun )))))
    Hep sayın Adminden kaynaklanıyor. Çoğu yazılarımı altından üstünden kesmek zorunda kalıyorum. Bir konu açıyorum: 13 000 karekteri geçtiniz diyor. Bende mecburen konuyu traşlamak zorunda kalıyorum.



    Eshâb-ı kirâmdan. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin sırdaşı olup, künyesi Ebû Abdullahtır. Babasının ismi Huseyl olup, Yemânî lakabı ile meşhurdur. 656 (H.36) senesinde hazret-i Osmanın şehid edilmesinden kırk gün sonra vefât etti.
    Huzeyfe-tül-Yemânî, Hayber ile Teyme arasında yaşayan ve İran Kisrâsı Nûşirevân zamânında Hıristiyanlığı kabul eden Benî Abs Kabîlesindendi.
    Hicretten sonra çok yaşlanmış olan babasını da yanına alarak Medîneye gelip, Müslüman oldu. Ensârdan sayıldı. Müslüman olduktan sonra, ilk olarak Uhud Savaşına katıldı.

  6. #6
    Üye Mustafa Bilici - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2006
    Mesajlar
    2.725
    Images
    10
    kesmene gerek yok ki yetmeyen kısmını ikinci mesaj olarak göndersen de olur...

  7. #7
    Üye Pir-i Horasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    56
    allah allah! eyvallah!

    biz anlıyacağımızı anladık..

    sağolasın..
    DÜŞEK YOLLARA YOLLARA

    AŞAK DAĞLARI DAĞLARI

  8. #8
    Sahli Nizipli M.KÜÇÜK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    7.827
    Blog Entries
    1
    Images
    584
    Bende başlığı okuyunca sitenin üyesi Huzeyfe zannetmiştim, ama yine de bir sahabi hakkında bilgi edinmiş olduk.Paylaşım için sağol.
    Ne mutlu müslümanın diyene...

  9. #9
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    2

    Bildirinin sorumluları: ibrahimher, fsoyarik, alakus, Orhan Çelik, nizipli_mehmet, kılıçbalığı, Hasan Hoca

    Forum: Dini İçerikli Konular.
    Konu Başlığı: Huzeyfe kimdir??
    Mesajın Sahibi: YILDIRIMBEY
    Mesaj İçeriği:
    .

    Huzeyfe bin Yemân, Eshâb-ı kirâm arasında Peygamberimizin sırdaşı olmasıyla meşhurdur. Peygamberimiz ona, Eshâb-ı kirâm arasına karışarak kendilerini gizleyen ve böylece fitne çıkarmak isteyen münâfıkların kimler olduğunu tek tek bildirmiştir. Bundan başka vukû bulacak hâdiseleri de bildirmişti.

    Eshâb-ı kirâm arasında çok sevilir ve ayrı bir itibar gösterilirdi. Çünkü o, Resûlullahın verdiği sırlarla dolu idi. Resûlullah gizli kalması lâzım olan bir çok şeyi, Hz. Huzeyfe'ye söyledi.


    Resûlullahın vefâtından sonra Hz. Ebû Bekir, onu ordu kumandanı ta'yîn etti. Dinden dönenlerle savaşmak üzere Umman'a gönderdi. Kendisine katılan İkrime ile birlikte Umman halkını tekrar İslâma döndürdü. .

    Nihâvend savaşında Nu'man bin Mukarrin şehîd olunca, İslâm sancağını Huzeyfe eline alarak Hemedân, Rey ve Deynura'yı fethetmiştir. Cezîre'nin fethinde bulunarak, Nusaybin vâliliğine ta'yîn olundu.

    Hz. Ömer yeni bir vâli ta'yîn ettiği zaman, oranın halkına mektup yazarak, "Yeni vâli, âdâletle hükmettiği müddetçe; siz de onun emirlerine uyunuz" derdi. Hz. Huzeyfe'ye verdiği mektupta ise şöyle yazdı:

    "Ey Nusaybin halkı! Bu gönderdiğim vâlinin, bütün emirlerine uyun. Her isteğini yerine getirin."

    Nusaybinliler, karşılamaya çıktılar. Onu gördükleri zaman; hayvanı üzerinde, bir parça kuru etle ekmek yiyordu. Selâmlaştılar. Sonra halîfenin emirnâmesini gösterdi. Onlar da dediler ki:

    - Hz. Ömer'in emirleri, başımız üzerine! Sen de hoş geldin, safâ geldin. Lâkin, bizden isteklerin ne ise; şimdi söyle. Belki karşılıyamıyacağımız şeylerdir!

    Yeni vâli tebessüm ederek şu cevabı verdi:

    - Aranızda kaldığım müddetçe sizlerden; sâdece, kendimin ve hayvanımın yiyeceğini istiyorum. Başka hiçbir şey istemem.
    Duâ eden kurtulur

    O şehirde, epeyce müddet bulundu. Görevini, kusursuz yapmaya çalışıyordu. Bilhassa Cum'adan önce, Müslümanlara va'z ve nasîhat eylerdi. Bir defasında buyurdu ki:

    - Ey Mü'minler! Fitne, önce kalblerde filizlenir. Su katılmamış şarap bile; fitne kadar, insan kalbini çelemez, bozamaz. Sizler, fitneye doğru gitmeyiniz. Allaha yemîn ederim ki fitne insanları; selin, çöpleri sürüklediği gibi sürükler götürür!..

    - Yâ "Huzeyfe! Fitneden nasıl kurtulabiliriz?

    - Duâ eden, kurtulur.

    - Ne zaman duâ edelim?

    - Namazdan sonra. Çünkü kulları, güzelce abdest alıp, namaza durdukları zaman; cenâb-ı Hak da namaz kılanlara yönelir. İşte o anlarda duâ ediniz! Fakat sizler; hayırlı kimseler olmak istiyorsanız; geçici olan dünya için âhireti terketmeyiniz!

    Hz. Huzeyfe, Medâyin şehrinde uzun müddet vâlilik yaptı. Oranın halkı, onun idâresinden son derece memnun olup, kendisini çok sevmişlerdi. Nihayet bir akşam, Hz. Ömer'den haberci geldi. Artık, Huzeyfe'nin Medîne'ye dönmesini istiyordu...

    Emir üzerine hazırlandı, helâllaştı, vedâlaştı ve yola çıktı. Dönüşünü bekleyenler arasında, halîfe de bulunuyordu. Az çok yaklaşınca, Halîfe dikkatle baktı. Gördü ki; Medâyin vâlisi gönderdiği gibi dönüyor! Bunca yıl sonra; aynı hayvan üzerinde, aynı sâde elbiseler içinde.

    Yan yana geldiler ve selâmlaştılar, kucaklaştılar. Halîfe sevinçle:

    - Sen, benim kardeşimsin. Ben de, senin kardeşinim, diyerek, hislerini belirtti.

    Cenâzesini niçin kılmadın?

    Hz. Ömer halîfeliği zamanında Huzeyfe'nin bir cenâzenin namazını kılmadığını görerek, ona sordu:

    - Niçin cenâze namazını kılmadın?

    Resûlullahın sırdaşı Hz. Huzeyfe dedi ki:

    - Resûlullah efendimiz, bana o kişinin münâfık olduğunu açıklamıştı. Bunun için onun namazını kılmadım.

    - Allahın Resûlü münâfıklar arasında Ömer'i de saydı mı yâ Huzeyfe?
    - Hayır, yâ Ömer.

    - Peki memurlarım arasında münâfık var mı?

    - Sadece bir tane var. Ancak ismini söylemeye memur değilim.

    Huzeyfe hazretleri, Hz. Ömer'in bütün ısrârına rağmen ismini söylememiştir. Sonra o münâfık Hz. Ömer tarafından uzaklaştırılmıştır.

    Bundan sonra Hz. Ömer, Huzeyfe'nin gitmediği cenâzeye gitmemiştir. Çünkü onun gitmemesini, ölenin münâfık olduğuna işâret sayardı.

    Birgün Hz. Ömer, huzurunda bulunan ba'zı Eshâb-ı kirâma sordu:

    - Resûlullah efendimizin fitne hakkında olan sözü hatırında olan var mı?

    İçlerinden Huzeyfe dedi ki:

    - Ey mü'minlerin emîri! Peygamberimizin bu konudaki sözü aynıyla benim hatırımdadır buyurdu ki,

    "Kişi ailesinden, malından, çocuklarından ve komşusundan dolayı fitneye düçâr olur. Böyle günâhlara oruç tutmak, namaz kılmak ve iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak keffâret olur."
    - Maksadım o değil, deniz gibi dalgalanacak fitneyi soruyorum.

    - Ey mü'minlerin emîri! Senin için endişelenecek bir şey yok. Senin zamanınla onun arasında bir kapalı kapı var.

    Kapı kırılacak mı?

    - Yâ Huzeyfe! Bu kapı kırılacak mı, yoksa açılacak mı?

    - Ey mü'minlerin emîri! O kapı kırılacak.

    Bu cevap üzerine Hz. Ömer:

    - Desene ümmet-i Muhammed kıyâmete kadar bir araya gelemeyecek! diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

    Daha sonra Huzeyfe'ye o kapının ne olduğu sorulduğunda şu cevabı vermiştir:

    - O kapı Hz. Ömer idi.

    Hz. Ömer'in bunu bilip bilmediği sorulunca da:

    - Akşam ve sabahın olacağını bildiği gibi biliyordu, cevabını vermiştir.

    Nitekim daha sonra Hz. Ömer şehîd edilmiş, Hz. Osman devrinin sonlarında alevlenen fitne târih boyunca bitmemiştir.

    Kötü zaman gelecek mi?

    Hz. Huzeyfe şöyle anlatıyor:

    Herkes Resûlullah efendimize hayırdan sorardı. Ben ise ileride hâsıl olacak fitnelerden sorardım. Çünkü bunların şerrine yakalanmaktan korkuyordum. Dedim ki:

    - Yâ Resûlallah, biz, Müslüman olmadan önce kötü kimselerdik. Allahü teâlâ, senin şerefli vücudun ile İslâm ni'metini, iyiliklerini bizlere ihsân etti. Bu saâdet günlerinden sonra yine kötü zaman gelecek mi?

    - Evet gelecek.
    - Bu şerden sonra, hayırlı günler yine gelir mi?

    - Evet gelir. Fakat o zaman bulanık olur.
    - Bulanıklık ne demektir?

    - Benim sünnetime uymıyan ve benim yolumu tutmayan kimseler ortaya çıkar. İbâdet de yaparlar. Günâh da işlerler.
    Cehenneme çağıranlar

    - Bu hayırlı zamandan sonra, yine şer olur mu?

    - Evet, Cehennemin kapılarına çağıranlar olacaktır. Onları dinleyenleri Cehenneme atacaklardır.
    - Yâ Resûlallah! Onlar nasıl kimselerdir?

    - Onlar da bizim gibi insanlardır. Bizim gibi konuşurlar.
    - Onların zamanlarına yetişirsem ne yapmamı emredersiniz?

    - Müslümanların cemâ'atına ve hükümetine tâbi ol!
    - Müslümanların hükümeti yoksa ne yapalım?


    - Bir kenara çekil. Aralarına hiç karışma, ölünceye kadar yalnız yaşa.
    Huzeyfe, Hz. Osman'ın halîfeliği sırasında Azerbaycan ve Ermenistan taraflarının fethine gönderildi. Buradaki hizmetlerinin yanında mühim bir hizmeti de, Kur'ân-ı kerîm nüshâlarının çoğaltılmasına sebep olmasıdır. Çünkü o, Azerbaycan ve Ermenistan tarafına gittiğinde,

    Kur'ân-ı kerîmin değişik lehçelerle okunduğunu görerek, Kur'ân-ı kerîmin Kureyş lehçesi üzerine çoğaltılmasını Hz. Osman'a teklif etti. Bunun üzerine Hz. Osman, Kur'ân-ı kerîm nüshâlarını çoğaltıp; belli merkezlere gönderdi.

    Hayatının çoğu savaşlarda geçen Huzeyfe bin Yemân, Hz. Osman şehîd edildiğinde Medîne'de bulunuyordu. Bu sırada yaşı oldukça ilerlemişti. Dördüncü halîfe Hz. Ali'nin, ilk günlerinde hastalandı. Artık iyice ihtiyarlamıştı. Müslümanlar akın akın ziyâret ediyorlardı.

    Bir arkadaşına 300 dirhem vererek buyurdu ki:

    - Bu parayla, kefen alıverin.

    Desenli bir kumaş getirdiler. Onu görünce:

    - Bu kefen değil, gömlek içindir. Kefen, boydan boya iki bez parçası olur, dedi.

    Dost ânî geldi

    Sonra da yavaş bir sesle buyurdu ki:

    - Hem sizin arkadaşınız iyi bir Müslüman ise, cenâb-ı Hak; kabirde o kefeni, daha iyisiyle değiştirir. Kötü ise, daha kötü şeylere hazırlanmalıdır.

    Hz. Ali'nin hilâfetinin 40. günü, 656 senesinde, Huzeyfe hazretleri de, sırlarıyla birlikte sevgili Peygamberimize kavuştu.

    Hz. Huzeyfe ölüm döşeğinde yattığı vakit şöyle duâ etmiştir:

    - Dost ânî bir baskınla geldi. Pişmanlık fayda vermez. Allahım, fakirlik ve hastalıktan hakkımda hayırlı olanı bana ver. Ölüm hakkımda yaşamaktan hayırlı ise, sana ulaşıncaya kadar ölüm yolunu bana kolaylaştır.
    Kategori Sorumluları: ibrahimher, fsoyarik, alakus, Orhan Çelik, nizipli_mehmet, kılıçbalığı, Hasan Hoca

    hüzeyfe adlı üye bildirdi.

    Bildiri Sebebi:
    kardeş Hz. Huzeyfe,yi anlatışın güzel sayende biraz bilgilendik yazdığın bilgileri okudum. Benim ismimde Hüzeyfe ve ismini kullandığım kişinin kim olduğunu ve özellikle ne anlama geldiğini daha ayrıntılı ve özetle yani anlayabileceğim şekilde yazarsan sevinirim şimdiden "ALLAH" razı olsun

  10. #10
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    2

    Reported Item

    hüzeyfe has also reported this item.

    Reason:
    kardeş Hz. Huzeyfe,yi anlatışın güzel sayende biraz bilgilendik yazdığın bilgileri okudum. Benim ismimde Hüzeyfe ve ismini kullandığım kişinin kim olduğunu ve özellikle ne anlama geldiğini daha ayrıntılı ve özetle yani anlayabileceğim şekilde yazarsan sevinirim şimdiden "ALLAH" razı olsun

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211