Nick veya Email:
Kaydın varmıydı ? =>
Şifremi Unuttum !
  • Giriş / Kayıt

    1. #1

      Can Dündar'ın Ölümü Düşünmek İle İlgili Yazısı

      Arkadaşlar 5 dakikanızı ayırıp bu yazıyı okumanızı rica ediyorum..


      Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm
      vardı... Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için
      tavsiye edilen bir metod vardı içinde..
      Deniyordu ki; "arada bir, çok bunaldığınızda,
      hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde
      kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi
      düşünün"... Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım...
      Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye
      bekliyordum... Ama " kendi ölümümüzü ve cenazemizi " düşünmemiz tavsiye ediliyordu...

      Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını
      düşündüm o an... Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim...

      Diyordu ki; " bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi,
      dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve
      sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız...
      Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini,
      onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın...
      O andan geriye dönme şansınız olmadığını, hayat
      denen kredinizin bittiğini ve onlara
      yanıt verme şansınız olmadığını düşünün...

      Tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini
      hissedin...

      Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların
      yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç
      çaresizliğini yaşayın...

      Bırakın canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun
      tüm ruhunuz...

      Orada, o musalla taşında düşünün kendinizi...
      Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini...
      Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin...

      Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi
      kapatıp aynen düşünmeye başladım...
      Eşimi, oğlumu, annemi, babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm
      çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki
      yerlerine... birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine
      hepsini...
      hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı...
      görüyordum işte "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu...
      Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya
      çalışıyordu per perişan...

      Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar
      okuyordu, o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla...
      Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı
      koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu
      gözyaşlarını... Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı
      oğluna.."diyordu
      acıyan ses tonlarıyla... Ve dostlarım... Onlar da
      şaşkındı... Bazısı "daha dün birlikteydik, nasıl olur.." diyordu...
      Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, burdayım.." demek
      istedim hayal olduğunu unutup...

      Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını
      okumadankitabın...


      Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide...
      Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir
      farkındalığı göstermek istemişti yazar...

      Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim...
      Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
      Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum...
      Şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum...
      Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik...
      Biraz kendime geldikten sonra devam ettim
      hayatımın en zor hayaline...

      Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde
      neler söyleyecekleri vardı..
      Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında...
      Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve
      yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım
      hayalimde... İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak...

      Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım...
      Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm
      acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi,
      deşifre etmem gereken metin...
      Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu...
      Özleyecekti, yokluğumu hissedecekti.. ağlayacaktı aklına geldikçe...

      Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye
      kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti
      duyguları... Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede
      oğlumu... "hayal - meyal hatırlıyorum be baba seni...

      Keşke şimdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe
      sohbet etseydik seninle... Bak mezuniyet törenimde de
      babasızdım... Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine..."
      diyecek canı yanarak bir köşede...

      Sevgili eşim... Benim muhteşem hatunum... Nasıl dayanır
      bensizliğe?...
      O ki, benim için herşeyini feda edip koşmuştu bana...
      Hayatının tek adamı şimdi toprak olacaktı...
      Bir daha " Seni seviyorum " diyemeyecekti...
      Bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı...
      Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne...
      Her sabah da bensiz başlayacaktı koca gün...
      Tek cümlesi takıldı o an içime; " Oyunbozanlık
      yaptın be böceğim, hani beraber ölecektik ?..."

      Babam-annem, o bugüne kadar evlat olarak mutlu
      edecek hiçbir şey yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel
      insanlar...

      Helaldi şüphesiz hakları...
      Bilerek hiç kırmamıştım onları... Üzerine
      titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü
      işte önlerinde ve dualarına muhtaçtım....
      Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki
      evladının cenazesinde bulunmak...
      Herhalde insanın uzun yaşadığına
      üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek...


      Diğerlerine geçmiyorum... Bu yazıyı şu an yazıp
      sizlerle paylaştığıma göre "diğerlerine" artık sizler de
      dahilsiniz...

      Düşünün, birgün bir mail ulaşıyor mail-boxınıza "ölmüş"
      diye... Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız...

      Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi...
      Oysa ki yazarın amacı " Yaşamanın ve hala nefes
      alıyor almanın kıymetini " göstermekti...Benim de öyle...
      Lafı çok uzattım farkındayım...Ama dediğimiz çözümü zor
      süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...

      Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına
      rağmen YENİDEN DOĞDUM...

      Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"...
      Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes
      alıyor olduğum için şükrettim...

      Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş,
      oyun perde demişti...

      Peki ya hayal değil de, gerçek olsaydı ve perde bir
      daha açılmamak üzere kapansaydı...

      İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş
      olmalı... Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını
      getirirseniz buna değer bence...

      Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim...
      Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki...

      Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...
      LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN,
      DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...

      Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah tan başka
      bilen yok...

      İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken
      yapabileceklerinizi yapın, ertelemeyin...

      Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin...
      Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın...
      Ve en önemlisi;

      VERDİĞİ-VERMEDİĞİ, ALDIĞI-ALMADIĞI HERŞEY İÇİN,
      TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARADANA

      alıntıdır...

    2. #2
      can dündar yazılarını takip ediyiyorum..takıp edılmesı ve okunması gereken yazıları var...

    3. #3
      Bende bir an gözlerimi kapattım ve aynen yazarın dediği gibi hayal ettim,ne kadar zor gelsede hayal ettim o anı... Gerçekten çok doğru ;

      YAŞIYORUM VE HALEN ŞANSIM DEVAM ETMEKTE... ŞÜKÜRLER OLSUN RABBİM...

    4. #4
      evet ben bu yazıyı okuduğumda cok duygulandım herzaman sükretmek lazım ve sevdiğmiz insanları kırmamamız lazım çünki hayat kısa degerini bilmek lazım herseyin...

    5. #5

    6. #6
      evet güzel bir yazı ama biraz abartmış gibi sanki...Ama yinede Güzel bişey İnsanların bunları düşünmesi lazım...

    7. #7
      benimde cok hosuma gittiği için paylasmak istedim
      Gözlerimdeki yansıman Senden öte bir Sen, Sana verecegim o can Benden öte bir Ben...

    8. #8
      can dundarın butun yapıtları ulkemızdeki kişiler tarafından bgenılıyor turk sanatı için buyuk ustalardan bırısı
      Aşkı Ya Yaşarsın Yada Yazarsın...

      SaRıma LaRciverRt Oldun...

    9. #9
      çok güzel bir paylaşım teşekkürler...

      Peygamber Efendimiz(SAV) Buyuruyor; ölmeden önce ölünüz! yani ölümü düşünün diyor, hayat anlam kazanıyor...

    10. #10
      okudugunuz için bende tesekkür ederim
      Konu secretgarden tarafından (02.01.09 Saat 05:24 ) değiştirilmiştir.
      Gözlerimdeki yansıman Senden öte bir Sen, Sana verecegim o can Benden öte bir Ben...

    Bu Konu için Etiketler

    Yetkileriniz

    • Konu Acma Yetkiniz Yok
    • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
    • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
    • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
    •